Okuma süresi: 3 dakika

Çevre kirliliği denince akla ilk gelenler; fabrika bacalarından çıkan pis dumanlar, yere attığımız sakızlar, denizlere dökülen kimyasal atıklar. Ama, asıl irdelememiz gereken davranıştan ziyade davranışa sebep olan zihin tutulması. Özgecan ışıklarda uyu benim canım kardeşim, güzel kadın!

Yere çöp atan arkadaşlarımı uyarırım yıllardır ve pek bir yere ulaştığımı söyleyemiyorum, ne yazık ki hâlâ bu konuda kazanımsızım. “Boşversene sen mi kurtaracaksın dünyayı” anekdotlarından bıktım ama yılmadım. Zihniyet değiştirmek için ne gerekiyorsa yapacağım.

Yere çöp atan, balgamını hunharca ayağımın dibine tükürüp kızdığımda “sus lan” cevabını aldığım her gün biraz daha bileyleniyorum. Hayır, nefretle dolmuyorum. Çünkü ben dünyayı seviyorum; insanları, hayvanları ve bitkileri seviyorum. Biliyorum ki; ben olduğum için değil Dünya’nın varlığı, dünyanın doğasının bir parçası benim sebeb-i varlığım.

Günlerdir çalkalanıyoruz. Bir çevre felaketi bu çalkalanmanın sebebi. Bir var oluş problemi, bir bilgi eksikliği. Özgecan Aslan. Evine gitmek üzere bindiği dolmuş onu evine değil ebediyete götürdü. Bir zihni bozuk, bir öğrenememiş, bir sefil yaratık ona, Özgecan’a, tecavüz etti, bıçakladı, dövdü, dna örneği bulunamasın diye ellerini kesti ve baktı olmayacak cesedini ateşe verdi. Bu yaşadığımız dünyadaki en büyük çevre felaketlerinden birisi!

Erkek çocuklarına, “göster pipini amcaya“; kız çocuklarına, “kapa kızım bacaklarını, ayıp” diyerek başlatılan zihin tutulması bir Hiroşima kadar uzun vadeli ve kalıcı hasarlara sebebiyet veren, gördüğüm en lanetli tutum.

Çocuklar bebekliklerinin bitimiyle birlikte bir türcülüğe maruz kalıyorlar. Bebeklikte başlayan pembe-mavi ayrımı ölene kadar ayırıyor kadınla erkeği birbirinden. “Sen kadınsın sus, sen erkeksin korkmayacaksın, yanında erkek olmadan çıkamazsın, bir erkekle sen nasıl dolaşırsın, erkek oğlum benim kaç tane sevgilin var senin, kız dediğinin çok sevgilisi olmaz ne o öyle kötü kadın gibi, kız gibi ağlama, erkek gibi güçlü ol, erkekler ağlamaz, kadın kısmı çok konuşmaz” bunu uzatabiliriz. Milyonlarca cümle kurabilirim. Hayatımın ilk çeyreğini tamamlarken ben, hâlâ maruz kalıyorum bu cümlelere. Başkentte yaşayan, üniversite mezunu bir genç kadınım ve hayatım türcülüğe karşı mücadeleyle geçiyor. Bir adım ilerleyemiyorum. Hiç kimse tam manasıyla vazgeçmiyor. Herkesin, her erkeğin işine geliyor bu pembe- mavi ayrımı. Babamın da, sevgilimin de, amcamın da; tanıdığım erkeklerin yüzde büyük bir çoğunluğunun ağzında hep aynı laflar!

Çevre kirliliğinin de çeşitleri var!

Bu, en büyük çevre felaketlerinin başında geliyor. Kadına söylenen, kadına yapılan, bitmiyor. Kadın taciz ediliyor, kadın tecavüze uğruyor, kadın şiddet görüyor, kadın dışlanıyor.

Kendimize otosansür uyguluyoruz. Kıyafetlerimizi “laf atılmasın” diye özenle seçiyoruz. Biraz güzelleşince hemen ruju siliyoruz. Mesela ben başkentte, Ankara’nın göbeğinde, Çankaya semtinde mini etek giyemiyorum. Çünkü başıma bir şey gelirse suçlu ben olacağım, tahrik ettiğim için cezai indirim uygulanacak tecavüzcüme! Toplu taşıma kullandığım için popomu kapatacak giysiler seçiyorum, az makyaj yapıyorum. Buna rağmen her günüm sinir harbi ile geçiyor. Kavga ediyorum insanlardan erkek olanları ile. Susmuyorlar, kadın olduğum için hep benim susmam bekleniyor. Daha 12 yaşımdaydım ilk çıplak erkek pipisi gördüğümde. Bana pantolonunu indirip çirkin organını gösterdiğinde yıkıldım. Hasta olduğunu yardım istediğini düşündüm. Saflık işte! Bahçelievler 7. caddede yaşadığım bu olayı babama anlattığımda sinir krizi gördüm. Babam adama çok kızdı. Ama benim de çok dikkatli olmam gerekiyordu. Ne facia! Nasıl bir otokontrol! Yaşamımı kısıtlayan heteroseksist ataerkil sistemin canı cehenneme!

Bunları anlatacağız susmayacağız. Kadınız! Güzeliz! Etek de giyeriz! Avaz avaz kahkaha atarak da gülebiliriz!

Şimdi yapmamız gereken korkmadan yaşamaya devam etmek! Susmadan, avazımız çıktığı kadar bağırarak bu egemenliğe bir son vermek!
Bunu idam cezası geri gelsin diyerek başaramayız. Oğullarımızı medeni yetiştireceğiz. Ayrımcı olmayacağız. Ses çıkaracağız. Bağıracağız! Nifak tohumlarını söküp yerine papatyalar konduracağız. Bu sistem bizi pıstırmadan biz sistemi yerin en dibine sokacağız!

Özgür giyinin kadınlar! Özgürce haykırın! KADINA ŞİDDETE HAYIR!

Çevreyi tacizcilerden, tecavüzcü sapıklardan ancak susmayarak, haykırarak temizleyebiliriz! Özgecan kalbimizde bir yara. Ama yas tutup başımızı kuma gömmeyeceğiz, bu sistem bitene kadar mücadele edeceğiz! 

Mini etek de giyeceğiz, kahkaha atarak da güleceğiz. Sapkınlığa inat, erkekliğe inat kadın gibi olacağız. Tahrik olmasınlar diye erkek çocuğu gibi giyinmeye hayır! Özgürlüğümüzü kısıtlayan, açıkça özgür olmamamızı arzulayan, bizi arzulayan, dizimizden tahrik olanlara inat yaşayacağız!