Belki dikkatli olanlar fark etmiştir. Kaldırım taşları arasında, beton yolların çatlak noktalarında, hatta duvarlarda filizlenen bir ağaç. Türkçede kokar ağaç ya da cennet ağacı adıyla bilinen bu bitkiyi, gelin biraz daha yakından tanıyalım.

Latince adı Ailanthus altissima olan bu bitki Kokarağaçgiller (Simarubaceae) familyasına mensuptur. Kışın yapraklarını döker. Geniş tepeli bir gelişim gösterir ve 20 – 25 m boy yapabilir.

Anavatanı Çin olan bu bitki kuzey yarımkürenin ılıman ve serin bölgelerinde yetişmektedir. Olumsuz şartlara çok dayanıklıdır. Ülkemizde de hemen hemen her yerde görmek mümkündür. Yaprakları ve sürgünleri kötü kokar. Bu nedenle daha çok kokar ağaç adıyla anılır. İngilizcede cennet ağacı ismi kullanılır.

Bu ağacın Türkiye’ye ilk olarak, cumhuriyetin ilanından önce, Ankara’daki tren garı inşaatı döneminde Fransızlar tarafından getirildiği söylenmektedir. Hızlı geliştiği için hem travers yapımında hem de istasyonların ve tren yollarının yeşillendirilmesinde çabuk sonuç alınacağı düşünülmüştür.

Çok hızlı büyüyen ve çok hızlı üreyebilen bu ağaç, denetim altında tutulmazsa her yeri sarabilir. Şehirlerarası kırsal bölgelerde, erozyon riski olan yamaçlarda, tarlaların olmadığı yol kenarlarında kullanılması, çok dayanıklı olması nedeniyle mantıklı görünebilir. Çünkü Erzurum’da da Antalya’da da rahatça gelişim gösterebilir. Ancak ileride bu ağaçtan kurtulmak neredeyse imkânsız hale gelir.

Ülkemizde çok fazla egzotik (dışarıdan getirilen) bitki yaşamaktadır. Aslında kültürümüze fazlasıyla yerleşmiş olan dut, akasya, manolya, erguvan gibi ağaçlar Türkiye’nin yerel bitkisi değildir. Ancak oldukça güzel adapte olmuşlardır.

Kimi bitkiler anavatanında çok mülayim, sakin, göze batmayan bir gelişim gösterirken, başka yerlere götürülüp dikildiğinde çok saldırgan ve istilacı bir kimliğe bürünebilirler. Kokar ağaç buna en güzel örneklerden biridir. Aslında yalancı akasyalar da, kokar ağaç kadar olmasa da saldırgan kimliği ile bilinen ağaçlardandır.

yalanci-akasyaBahçenizde ya da bir parkın kıyısında henüz birkaç karış boy yapmış bir kokar ağaç filizi görürseniz, onu kökünden sökmenizi tavsiye ederim. Kökünü de toprak dışına çıkarmazsanız kurtulamazsınız. Tekrar boylanacaktır. Gelişmiş bir kokar ağacı gövdesinden kesmek de hiçbir işe yaramaz. Tekrar sürgün verip bir mevsimde bile bir ağaççık kadar boya ulaşabilirler. Ya da toprak altından kökleriyle ilerleyip başka bir köşeden filiz verebilirler.

Yeşil katliamının inanılmaz boyutlara ulaştığı, yeşile hasret kaldığımız şu günlerde böyle bir yazı biraz garip gelebilir. Ancak önünüze gelen her bitkiyi her yerde kullanmamalısınız. Geçenlerde İstanbul’da Maçka parkında Taxus baccata (porsuk) bitkisinin meyvesini yiyen birinin ölüm haberini okuduk. Daha önce dış mekânlarda sık karşılaştığımız zehirli bitkilerle ilgili bir yazı yazmıştım. Halkın bu bitkileri tanımasını bekleyemeyiz. Parklarda kullanılan zehirli bitkilerin yanına bilgilendirici bir tabela dikilmelidir. Bu konuda en büyük görev peyzaj mimarlarına düşmektedir. Tasarımlarda bu bitkileri çok daha dikkatli kullanmaları gerekir. Zehirli bitkilerde olduğu gibi istilacı bitkileri de kullanırken oldukça hassas davranılmalıdır.

porsuk
Porsuk

ABD’nin birçok eyaletinin resmi internet sayfasında, o eyaletteki yerel bitki ve hayvan türlerinin bir listesi bulunmaktadır. Ve özellikle rica ederler: “Peyzajlarda lütfen yerel türleri tercih edin. Yabancı bitkiler kullanmayın”. Böyle bir sistemi ülkemizde de oturtmak bilakis önemlidir. Çünkü Türkiye’nin muazzam bir iklimi var. Bir kıtaya kafa tutabilecek sayıda bitki çeşitliliği mevcut.

Hayvanlar dünyasından buna örnek vermek gerekirse, Florida eyaletindeki Burma pitonu tam yerinde bir örnek olacaktır. Burma pitonları güneydoğu Asya’ya özgü bir yılan türüdür. Florida’daki Everglades Milli Parkı’nda 150 binlik popülasyona ulaştığı düşünülen Burma pitonunun ülkeye nasıl geldiği konusunda net bir bilgiye varılamamış. 9 metreye ulaşan boyuyla geyikleri bile avlayabilen bu yılanın doğal düşmanı olmadığı için hızla çoğalmış ve parktaki memeli sayısının yüzde 98 azalmasına neden olmuştur. Bir teoriye göre, Florida bölgesini vuran bir kasırga sırasında bir hayvanat bahçesinden kaçıp doğaya sığındığı iddia ediliyor. (Hayvanat bahçelerinin etik olarak çok yanlış uygulamalar olmasının yanı sıra, böyle bir tehlike ihtiva edebileceklerini hiç düşünmüş müydünüz?)

Görüldüğü gibi bitkilerde de hayvanlarda da yerel türlerin korunması ve kullanılması son derece önemli bir konudur. Umarım bu konuda bir farkındalık yaratabilmişimdir.