4 yazıdan oluşan Cinsel İstismar konulu yazı dizisinin ikinci kısmını, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin sitesinden herhangi bir değişiklik yapmadan ve kendilerinden izin alarak sizlerle paylaşıyoruz:

Cinsel istismarla mücadele sorumluluğu çocuklara değil, yetişkinlere aittir.

Cinsel istismarı önlemedeki bakış açımız çocuklara kendilerini korumalarını öğretmekten önce, yetişkinlere çocukları istismar etmemelerini anlatmak olmalıdır. Çocukları cinsel istismardan korumanın tek yolu çocuklara “hayır” demeyi öğretmek değildir. Çocuklar zaten “hayır” demeyi bilirler ve sık sık “hayır” derler. Önemli olan yetişkinlerin bu “hayır”ları duyması ve dikkate almasıdır. Bununla beraber, çocuğun “hayır” demediği bir istismar halen istismardır ve yetişkinin sorumluluğundadır. Dolayısıyla istismarın önlenmesindeki asıl rol ve sorumluluk yetişkinlere aittir. 

Çocukların bedenleri üzerindeki söz ve ifade haklarını kabul etmek, bu haklara saygı duymak ve bu hakları korumak yetişkinlerin görevidir. Yetişkinlerin çocukların cinsel ve bedensel istismarına bu açıdan yaklaşması, toplumda cinsel istismarın etkili ve hızlı bir biçimde önlenmesi için elzemdir.  

Yetişkinler 

  • Her zaman her yerde çocuğun üstün yararını gözettiğinde
  • Çocukların yaşamlarına zarar verecek herhangi bir durum içinde olup olmadığını kontrol ettiğinde
  • Her çocuğun farklı ve biricik olduğunu kabul ettiğinde
  • Kararlarında çocukların görüşlerini de içerdiğinde ve onlara kendini ifade edebileceği bir ortam hazırladığında çocukları gerçekten korumuş olur.
Çocuklar, yetişkinler dinlemediğinde susar

Çocuklara söz hakkı tanımayan, çocukların sözlerini dinlemeyen, ‘hayır’larını duymayan, önemsemeyen ve çocuklara verdikleri sözleri tutmayan yetişkin tutumlarını sorgulamadan; cinsel istismarı “Çocuk susar, sen susma.”, “Çocukların çıkaramadıkları çığlık ol” gibi sloganlarla önlemeye çalışmak gerçekçi ve tutarlı değildir. Çocuklar susmaz, anlatırlar. Çocuklar sadece sözel olarak değil eylem ve eylemsizlikleri, sessiz kalışları, davranış ve mimikleri ile; oyun, resim, şarkı ve drama gibi yaratıcı araçlarla duygularını ifade ederler. Tüm bu araçları çocuğa sunmak, güvenli alan ve iletişim kanalları yaratmak, iyi bir gözlemci olmak yine yetişkinlerin sorumluluğudur. Çocukları birer birey olarak gördüğünüz, dinlediğiniz, seçimlerine saygı duyduğunuzda; onların susmalarını engellemiş ve onlara söz hakkı tanımış oluruz.

Çocukların birer birey olarak hissetmelerini destekleyecek ve onların öz güvenlerini güçlendirecek en temel unsur; var oluşlarının ve söylediklerinin önemsendiğini görmeleridir. Çocuklar size her ne anlatırsa anlatsın dikkatle dinleyin. Onları dinlerken, onlarla göz teması kurabileceğiniz bir seviyede buluşun. Duygularınızı sizinle paylaştıkları için onlara teşekkür edin. Eğer çocukların sorularını geçiştirir, anlattıklarını duymazsanız; yaşayabilecekleri olumsuz deneyimlerle ilgili sizinle konuşmak, sizden destek istemek konusunda zorlanabilirler.

Değişim bizimle başlar

Bir başkasına sevgi ve değer göstermenin tek yöntemi fiziksel temas kurmak ve dokunmak değildir. Sevgi ve değer; konuşarak, sözsel ifade yoluyla da gösterilebilir. Çocukların “hayır”larını duymadığınızda ve fiziksel temas konusunda ısrarcı davrandığınızda çocuklar kendi bedenleri üzerinde kontrol sahibi olmadıklarını; sizin ve başka yetişkinlerin, istedikleri zaman ve istedikleri şekilde onlara dokunmaya hakları olduğunu düşünmeye başlarlar. Çocuklara sizi öpmesi ya da size sarılması karşılığında vaatlerde bulunmanız, bunları yapmadıklarında ilgiyi ve iletişimi kesmeniz, küsmeniz, konuşmamanız; onlara başkalarını memnun etmenin, kendi memnuniyetinden daha önemli olduğu mesajını verir. Bu durum kendi ihtiyaçlarını ve isteklerini ikinci plana atmalarına neden olur ve kişisel sınırlarını oluşturmalarını zorlaştırır. Bu mesajlar çocukların yetişkinlerden gelen istismar ve istenmeyen davranışlara karşı daha açık hale gelmesine sebep olabilir. 

Çocuklara başkalarını öpmek ya da onlara sarılmak konusunda seçim hakkı verin. Böylece bedenleri üzerinde söz sahibi olduklarını bilir ve diğer kişilerin bu kararlara saygı göstermeleri gerektiğini öğrenirler. Böylece bir yetişkin tarafından bedenlerine yönelen saygısız ya da istismar edici bir davranışı fark edebilir, bunun doğru olmadığını bilir ve bu konuda kendilerini daha iyi ifade edebilirler.

Yetişkinler olarak çocuklara ve çocukların bedenlerine bakış açımız, cinsel istismarı ele alışımız ve istismarla mücadele için yapabileceklerimizi büyük ölçüde şekillendirir. Değişime kendimizden başlamak, toplumsal dönüşümün ilk adımıdır.