Dersim’de Tunçpınar Maden Şirketi’nin maden araması için Dersim Valiliği tarafından şirkete verilen “ÇED gerekli değildir” iznine karşı ÇED’in gerekli olduğu, söz konusu proje ile bir çevre felaketinin yaşanabileceği kaydedildi.

Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Geyiksuyu Köyü’nde Munzur Çayı havzasında yer alan 19 hektarlık alana Tunçpınar Mad. San. ve Tic. A.Ş. bakır ve gümüş madeni projesi için Dersim Valiliği tarafından verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir” izni ardından köylüler, konuyu yargıya taşıdı. Elazığ 2. İdare Mahkemesi, açılan dava kapsamında bilirkişi incelemesinin yapılmasına karar verdi. Bilirkişi olarak belirlenen Maden Mühendisi Prof. Dr. Murat Erdemoğlu, Çevre Mühendisi Prof. Dr. Ubeyde İpek ve Biyolog Prof. Dr. Murat Özmen‘in; Dersim Valiliği tarafından güvenlik gerekçesiyle bölgeye gitmesine izin verilmedi. Bilirkişi, bunun üzerine valiliğin sağladığı görüntü ve fotoğraflar üzerinde inceleme yaparak hazırladığı bilirkişi raporunu 31 Aralık 2014 tarihinde Elazığ 2. İdare Mahkemesi’ne sundu.

Tunçpınar adlı şirketin Proje Tanıtım Dosyası’nda eksiklikler olduğuna dikkat çekilen raporda, “Projenin çevresel etkileriyle ilgili olarak açıklanan hususlar ve projenin çevresel olumsuz etkilerinin önlenmesi veya azaltılması için alınacak önlemlerle ilgili olarak belirlenen hususlar bakımından Proje Tanıtım Dosyası’nda eksikler bulunmaktadır. Proje Tanıtım Dosyası’nın ‘Üç projenin inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkileri ve alınacak önlemler’ bölümünde projenin çevresel etkileri yeterince değerlendirilmemiştir” ifadeleri yer aldı.

Dersim'de Tunçpınar Maden Şirketi'nin maden araması için Dersim Valiliği tarafından şirkete verilen "ÇED gerekli değildir" iznine karşı ÇED'in gerekli olduğu, söz konusu proje ile bir çevre felaketinin yaşanabileceği kaydedildi. (Fotoğraf Kaynağı: DİHA)
Dersim’de Tunçpınar Maden Şirketi’nin maden araması için Dersim Valiliği tarafından şirkete verilen “ÇED gerekli değildir” iznine karşı ÇED’in gerekli olduğu, söz konusu proje ile bir çevre felaketinin yaşanabileceği kaydedildi.
(Fotoğraf Kaynağı: DİHA)

Raporda, Projenin yakınında bulunan Munzur Vadisi ve Çayı’na etkisine ilişkin değerlendirme de yapıldı. “Eğer bakır madeni sülfürlü metaller içeriyorsa ve AMD önleyici önlemler alınmazsa, cevher ve pasalardan kaynaklanan ve bu nedenle de çözünmüş olarak aşırı miktarda Cu, Pb, Cd, As gibi metaller içerebilecek olan asidik maden sularının özellikle tüm sucul canlılar için toksit etki yapma potansiyeli yüksek olacaktır. Demir pası rengindeki bu asidik sular, sadece maden işletmesi çevresindeki yüzey sularını değil, fakat uzun mesafelerdeki yer altı ve yerüstü su kaynaklarını, dolayısıyla Munzur Çayı Su Havzası’ndaki su kaynaklarını kirletebilecektir” denilen raporda ortaya çıkacak sorunlar detaylıca anlatıldı.

Dersim’e özgü yedi bitki tamamen yok oldu

Projenin bölgede bulunan fauna ve flora üzerinde olumlu veya olumsuz etkilerinin olup olmayacağı da irdelenen bilirkişi raporunda, Dersim Valiliği’nin “güvenlik” gerekçesi ile alanda inceleme yapılmasına izin vermediği, incelemelerin fotoğraf ve görüntüler üzerinde yapıldığı ifade edildi. Bilirkişi raporunda, uzmanlar tarafından yapılan incelemelerde alanda 1518 tür flora ve fauna canlı türünün tespit edildiği, bunların 227’nin Türkiye’ye özgü türlerin olduğu hatırlatıldı. Raporda, yapılan inceleme ile ortaya çıkan sonucun, Dersim’in Türkiye ve Avrupa’nın en önemli bitki alanlarından birini teşkil ettiği değerlendirmesi yapılarak, bu türlerden 43 tanesinin Dersim’e özgü olduğu kaydedildi.

Bilirkişi raporunda, Dersim’e özgü yedi bitki türünün baraj yapımları sonucu tamamen ortadan kalktığı ifade edilerek, Dersim bölgesinde bulunan bitki türlerinin İngiltere ile Hollanda’da bulunan bitki türleri ile sayıca eş değer olduğuna dikkat çekildi.

ÇED gereklidir!

Bilirkişi raporunun sonuç bölümünde ise, şu tespitlere yer verildi:
* Projenin sosyo-ekonomik değerler ve beşeri değerler bakımından çevresel etkileri yeterince değerlendirilmeden,
* Projenin inşaat ve işletme faaliyetlerinin başlamasıyla ortaya çıkacak evsel atık suların, asidik maden drenajı oluşturma potansiyeli olabilecek cevherlerin/pasaların ve ocak atık sularının yönetimi için alınacak önlemlerin yeterince irdelenmeden,
* Cevher ve pasayı oluşturan minerallerin türü ne olursa olsun, işletme faaliyet atıklarının ve özellikle maden pasalarının fiziksel, muhtemel veya ölçülmüş kimyasal ve mekanik özellikleri detaylı biçimde verilip, çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan ve gerekiyorsa alınacak önlemlerden söz edilmeden,
* Floridtik ve Faunistik “güncel” durum tespit edilmeden ve bu faaliyetten flora ve faunanın nasıl etkileneceği ortaya konulmadan,
* Özellikle yörede zenginliği bulunan endemik bitki ve birçok hayvan türlerine ve yörede yayılış gösterdiği bilinen ürkekliği, dağ keçisi, vaşak ve son veriler ışığında mevcudiyet olasılığı oldukça yüksek olan Anadolu Parsı yaşam alanlarına nasıl bir etkisinin olacağı ve endemik ve soyu tehdit altında olan ve korunması gereken türler üzerindeki etkileri saptanmadan bir faaliyette bulunulmamasının,
* Tüm madencilik işletme atıklarının, özellikle maden ocakları atık sularının çevre ve özellikle yörede yaşayan hayvanlar ve bitkiler için gerekli su kaynakları üzerine olumsuz bir etkisinin olup olmayacağı derinlemesine ortaya konulmadan; “ÇED gerekli değildir” biçiminde verilecek bir kararın, proje alanında, yakın dışında ve çevresindeki özellikle flora ve faunanın geri dönüşümsüz şeklide kaybına sebep olabileceği; yer üstü ve yer altı sularının ve proje çevresi topraklarının giderilemeyecek ölçüde kirlenebileceği, yörede ekolojik dengenin bozulmasına yol açabileceği ve bu nedenlerle de bu proje için Çevresel Etki Değerlendirmesi’nin “gerekli olduğu” sonucuna ulaşılmıştır.