Düşen bir uçakta otururken kemeriniz bağlı olsa da, nafile” Haruki Murakami

Anda kalmaya gayret ediyor ve geçmişi çok fazla düşünmüyoruz fakat gerçekleşmeyen aşklar söz konusu olduğunda bu pek de mümkün olmuyor. Edebiyatta pek çok kez işlenen geçmişte kalmış ve yaşanılamamış aşklar bazen romantizme, bazen polisiyeye, bazen maceraya, bazen şüphe ve sırlı hikayelere konu olabiliyor. Ve okuyucular bu tür hikayeleri çok seviyor. Özellikle konu itibariyle bir karakter geçmişte kayıp olmuş ve bulunamamış ya da çözülemeyen bir cinayete kurban edilmişse. Bu durumda sırları bol, gizemi bol, çatışması bol bir hikaye bizi beklemektedir.

Epsilon Yayınları tarafından yayımlanan Onu Ben Öldürdüm tam da yukarıda bahsettiğim gibi bir kitap. Temposu baştan sona düşmeyen bir geçmiş zaman hikayesi. Guillaume Musso 1974 yılı doğumlu çok genç bir yazar. Çocukluktan itibaren yazmış, edebiyatın özellikle polisiye türüne yatkın, Ve Sonra romanı 2009 yılında beyazperdeye aktarılmış, Fransa’da ve dünyada tanınan bir kalem. Kurgunun sağlamlığını ön planda tutan Musso’nun yarattığı atmosfer okuyanda ilk önce merak duygusunu uyandırıyor ve sonuna kadar bu duyguyu ayakta tutuyor.

Hikaye 1992 ile 2017 yılları arasında yaşanıyor. Lise çağlarında Vinca ile Thomas arasında yaşanmamış platonik diyebileceğimiz bir aşk var. Thomas’ın lisede son derece havalı, güzel ve alımlı olan Vinca’ya olan aşkını tüm çevresi bilmekte fakat Vinca kendinden büyük Felsefe öğretmenine aşık. Onlar arsında bir ilişki var ve bir gece aniden ortadan kayboluyorlar. Nerede olduklarını ve başlarına ne geldiğini kimse bilmiyor.

Saint Exupery lisesi mezunları ellinci yıl partisinde bir araya gelirler. Geçmişin gizemleri, sırları, kayıp insanları da onlarla beraberdir aslında. Olaylar 25 yıl önce gerçekleşmiş, tüm bu yıllar boyunca kimse konuşmamıştır. Fakat mezuniyet partisiyle birlikte her şey yeniden hortlar. Olayların yaşandığı karlı, fırtınalı geceye geri dönülmüş aralarında artık bir gazetecinin de bulunduğu arkadaş grubunda Vinca’nın kaybolma dosyası tekrar açılmıştır. Saint Exupery Lisesi’nin duvarları ihanetlerin, cinayetlerin şahididir ve okulun artık yıkılması gereken duvarları olup bitenleri ortaya çıkaracaktır. Thomas bunun olmaması için çabalamaktadır fakat olaylar kimsenin tahmin etmeyeceği gerçeklerin ortaya çıkmasına sebebiyet verir.

“Vinca Rockwell zarifçe ve uçarcasına kayaların üzerine zıpladı. Rüzgar şiddetini arttırıyordu. Ama Vinca bunu seviyordu. Denizin çalkantısı, tehlike, deniz havasının verdiği sarhoşluk ve dik uçurumlar başını döndürüyordu. Hayatındaki hiçbir şey Alexis ile buluşmasından daha sarhoş edici değildi. Derin ve eksiksiz bir göz kamaşması. Bedenlerin ve ruhların birleşmesi. Yüz sene yaşasa bile hiçbir şey bu anıyla rekabet edemezdi. Alexis ile kaçak göçek buluşmak, kayaların oyuğunda onunla sevişmek fikri kafasını allak bullak ediyordu.”

Musso’nun yarattığı atmosfer en az romanın konusu kadar okuyanı içine çekiyor. Klasik anlatı dilinin tüm özelliklerini genç yaşına rağmen kullanan yazar bu konuda son derece başarılı. Onu Ben Öldürdüm kendinizi ve sevdiklerinizi korumak için ne kadar ileri gidebileceğinizi, neleri feda edebileceğinizi, nelerden vazgeçebileceğinizi okuyucuya göstermek istiyor aslında. Yıllar arasındaki geçişleri çok çok iyi yaparak, kurguyu sağlam bir zemine oturtan Guillaume Musso’nun Onu Ben Öldürdüm romanını alıp okumanız dileğiyle

Onu Ben Öldürdüm
Yazar: Guillaume Musso
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Çeviri: Başak Öztürk
Yayın Tarihi: Mayıs 2019
Sayfa: 275