Uzun metrajlı Eating You Alive adlı bu belgesel neden Amerikalıların bu kadar hasta olduğunu ve bizim bu konu ile ilgili neler yapabileceğimizi ortaya koyuyor. 

Hollywood Yönetmeni James Cameron filmde yer alıyor.

Amerikan tıp sistemi, hastalık ve rahatsızlıkların semptomlarını tedavi etmede mükemmel. Doktorlar, sağlıksız “sonuçlar”la baş etme konusunda son derece eğitimli. Peki ya “nedenler”?

Birçok doktor tıp okullarındaki kişisel deneyimlerini bu film sayesinde paylaşıyorlar. Okudukları tıp fakültelerinde besin dersleri almamışlardı. Daha basit bir ifadeyle, birçok Amerikalı doktor diyet üzerine çok az bilgiye sahipler, diyetin sağlık üzerindeki sonuçları hakkında çok az şey biliyorlar. Burada konuşanlardan bazıları; tıbba, diyeti de göz önünde tutarak, son dönem yaklaşımlarda bir değişiklik ve daha iyi bir eğitim için çağrıda bulunuyorlar. Eğer hasta, hastalığına neden olan davranışları yapmaya devam ederse hastalığın tedavisi ne olur? Tabii ki bu bir döngü yaratır: erken ölümle sonuçlanan, kötü sağlığın hiç bitmeyen bir döngüsü.

Sevdiklerini kanser ya da kalp hastalığından kaybeden birçok insan bu belgesel aracılığıyla kişisel hikâyelerini paylaşıyorlar. Duygular yüzeyde; yaralar açık ve hisler yoğun. Kar için, yalan ve yanlış bilgilerle yakınlarını yemeleri için zorlayan endüstriye sesleniyorlar ve bu da duygularını daha da iyi anlamamızı sağlıyor. Yakınları sağlıksızdı. Hayvan ürünlerinin tüketimini normal bir şey gibi düşünüyorlardı ve aldıkları tıbbi tedavi standart bir prosedürdü. Insanların sürekli hayvan temelli diyetlerin, sözde faydalı olan reklamlarla ve yanlış bilgilerle bombardımana uğradığı kültürde, insanların kafası karışıyor ne neyin sağlıklı olduğunu tam olarak bilemiyorlar. Endüstriden kaçamıyorlar ve bunların ulaşım kolaylığına da bağımlı oluyorlar. Birçok insan hastalıklarının basit bir şekilde kalıtımsal olduğunu ve bu yüzden kaçışın olmadığını düşünüyor. Zehirli diyetlerine devam ediyorlar ve genç yaşta ölüyorlar.

The China Study’nin yazarı Dr. T. Colin Campbell,  hayvansal proteinlerin kansere neden olan etkileri üzerinde duruyor, ve bu tartışmaya daha fazla ağırlık veren diğer pratisyenler de onunla aynı fikirdeler. Ancak bu konuda en çok ismi duyulan kişi o değil. Aktör Samuel L. Jackson da sağlıklı yemekle ilgili kendi deneyimini anlatıyor. Kalçasında bir ağrı ve genel bir yorgunluk hissediyordu; sağlıklı ve bitki esaslı diyeti benimseyerek bu etkileri tersine çevirmeye başladı ve bu belgeselin en büyük savunucularından biri oldu. Dikkat çekmeye çalıştığı bu farkındalık, protein mitlerini yıkıp bitki esaslı beslenme şekillerini benimseyen atletler tarafından da desteklendi.

Veganlar: Bu filmi sosyal medya sayfalarınızda paylaşın ve arkadaşlarınıza söyleyin, bu etkili ve bilgilendirici sinemanın bir parçası. Gerçekler ortaya çıkmaya başlayınca, mantığı görmemezlikten gelmek imkansızdır. Yönetmen Paul David Kennamer Jr., bunları biraraya getirerek iyi bir iş çıkardı. Bireysel vaka çalışmalarının hepsi, bunun önemini herkesin gündelik hayatına getirmeye gerçekten yardımcı oluyor. Bunu izlemenizi tavsiye ederim.

Kaynak: Plant Based Newse