90’li yılların en sevilen filmlerinden Ghost, 19-28 Ekim tarihlerinde Zorlu Performans Sanatları Sahnesi’nde seyircisi ile buluştu. 2011 yılında İngiltere’de perdelerini açtığından beri 3 ödüle layık görülüp 14 ödüle aday gösterilen müzikalin bu prodüksiyonunda Molly Jensen karakterini canlandıran Rebekah Lowings ile keyifli bir röportaj yapma fırsatımız oldu.

Onur K: Öncelikle İstanbul’a hoş geldin! Nasıl buldun İstanbul’u?

Rebekah Lowings: 2 gün oldu daha geleli, ilk gösterimimiz de bu akşam olacak ama Kapalı Çarşı’ya gidecek zamanı buldum. Çok karmaşık ama bir o kadar da güzel bir yer. Aileme İstanbul’a gideceğimi söylediğim zaman hepsi çok kıskandı. Neden kıskandıklarını anlayabiliyorum, çok güzel bir şehir burası. Ve ilk defa geliyorum buraya. Çalışırken aynı zamanda da gezebildiğim için çok şanslıyım.

OK: İstanbul’dan önce Dubai’deydiniz. O nasıl bir deneyimdi?

RL: Dubai’de her şey çok çabuk oldu. Öncesinde sadece 2 hafta prova almıştık. Dubai’ye gelince de sahne akışımızı aldık. İlk defa Dubai’de sahneledik gösterimizi. Açılışı yaptıktan sonra ise hepimiz rahatladık başardığımızı düşünerek. Dubai’yi de gezme şansım oldu. Safariye çıktık, çok eğlenceliydi. Ama orda sadece 1 hafta kaldık, burada 2 hafta kalacağız, o yüzden de çok heyecanlıyım.

OK: Umarız çok güzel geçer buradaki günleriniz! Duyduğumuza göre de biletler tükenmek üzereymiş. Hatta bu akşamın biletleri günler öncesinden tükenmiş.


RL: Öyle mi? Bilmiyordum bunu. Bu akşam için çok heyecanlıyım. Yeni bir yerde ilk defa sahneye çıkmak her zaman çok heyecanlı bir duygu zaten. Dün genel provamızı aldık. Çok güzel bir sahne burası. Çok şanslı hissediyoruz hepimiz.

OK: Biz de bu güzel sahnede sizleri izleyebildiğimiz için çok şanslıyız! Peki sizi sahne sahne sanatlarına iten en büyük ilham kaynağınız kimdi?

RL: Zor bir soru oldu bu. Sanırım annem benim en büyük ilham kaynağım. Birçok enstrüman çalar, müzikallerde oynardı ama çocukları olunca kariyerini bırakmak zorunda kaldı; yine de her zaman gözlerinde sahne sanatlarına olan aşkı, sahne sanatlarını ne kadar özlediğini görebildim. Bu aşkı bana aktardı sanırım. Ona her gün teşekkür ediyorum beni bu dünyayla tanıştırdığı için, çünkü bir gün bile pişmanlık duymadım. Bu yüzden annem en büyük ilham kaynağım diyebilirim.

OK: Guildorf School of Acting’den mezun oldunuz, değil mi?

RL: Evet! Çok zordu, ama artık bir müzikal tiyatro diplomam var. Kesinlikle bugün olduğum kişiyi oraya borçluyum.

OK: Jesus Christ Superstarve Joseph the Amazing Technicolor Dreamcoat ile de turneye çıktınız. Biraz bu prodüksiyonları ve bu prodüksiyonların Ghost’la olan farklılıklarını anlatabilir misiniz?

RL: Joseph, okuldan mezun olduktan sonraki ilk işimdi. O yüzden çok heyecanlıydım. Joseph zaten kült ve herkesin bildiği bir müzikaldir. Jesus Christ’ın turunda da efsanevi GlennCarter ile çalışma fırsatı buldum. Hem hayatımda hem sahnede kendimi nasıl daha iyi ifade edebileceğime dair o kadar çok şey öğrendim ki ondan… O kadar deneyimli biri ki, kendimi onunla çalışabildiğim için çok şanslı hissediyorum. Ghost kadrosundaki Jackie için de ayni şey geçerli. O da çok deneyimli. Yavaşama emin adımlarla ilerliyorum ben daha bu işte. Sana yardımcı olabilecek, soru sorabileceğin, beraber sahneye çıkabileceğin böyle insanlara sahip olmak çok önemli ve harika!

OK: Molly rolü çok ikonik bir rol. Bu rolü daha önce oynayan Demi Moore ve Caissie Levy de ayni şekilde…

RL: Caissie Levy inanılmaz biri ve kariyerinde kendi kariyerim için istediğim her şeye sahip. Caissie, eğer bunu görürsen; seni seviyorum.

OK: Ona da bir link göndeririz mutlaka. Demi ve Caissie’nin Molly’si senin Molly’ni nasıl etkiledi? Bu Molly’ler hangi yönlerden farklı?

RL: Benim Molly filmdekine daha çok benziyor. Demi Moore’u örnek almaya çalıştım. Hiç çaba sarf etmeyen bir güzelliği var ve ben asla öyle değilim; çok sakarım ben. Demi gibi olabilmek için çok uğraşıyorum. Her sahneye çıktığımda “Demi Moore ne yapardı?”diye düşünüyorum kendi kendime. Tabii ki Caissie de en büyük idollerimden. Ama bana asıl ilham veren kendi geçmişim ve bugünüm. Bu müzikalde, daha doğrusu duyguların ön planda olduğu müzikallerde, başka insanlardan öğrenebileceklerin çok kısıtlıdır; çünkü sahnede açığa çıkardığın şey kendi benliğindir. Molly öyle bir rol ki, ördüğün bütün duvarları indirip kendini apaçık bir şekilde sahneye bırakman ve başkalarının seni görmesine izin vermen gerekiyor. İtiraf etmek gerekirse bunu yapmak da çok zor.

OK: Tahmin edebiliyoruz. Özellikle her akşam “With You” şarkisini söylemek, duygusal olarak çok yorucu olmalı.

RL: “With You”yu söylemek asla kolaylaşmıyor. Aynı şekilde son sahnede Niall Sheehy’e (Sam) veda etmek de asla kolaylaşmıyor. “With You” her ne kadar üzücü olsa da aynı zamanda çok da güzel bir parça.

OK: Peki gösterinin en sevdiğiniz kısmı neresi?

RL: En sevdiğim kısım; sahnede sürekli devam eden bir kaos içinde, Sam’in hayaleti tarafından takip edildiğim “With You”yu söylediğim kısım diyebilirim çünkü bu şarkı sahne ve seyirci ile yalnız kaldığım tek an. Bu sahnede hangi repliğimin olduğunu ya da hangi set değişiminin başlayacağını düşünmem gerekmiyor. O anı çok seviyorum.Jesus Christ Superstar’da “I Don’t Know How To Love Him”i söylerken de benzer şeyler hissediyordum.

OK: O şarkı da çok güzel tabii ki. Müzikal tiyatro kariyeri düşünenler için bir tavsiyeniz var mi?

RL: Yapabileceğinize inandığınız bir şeyden asla vazgeçmeyin, çünkü inanırsanız başarabilirsiniz.Küçük kardeşlerime söylediğim, çocuğum olursa da söyleyeceğim bir şey ise, eğer bu camiaya girmek isterseniz kendinizi size inanan ama ayni zamanda sizi alçakgönüllü tutacak insanlarla çevreleyin çünkü zihinsel sağlık bu camiada çok önemli bir rol oynuyor ve bu konu hakkında daha çok konuşmalıyız. Müzikal dünyasının her ne kadar çok güzel anları olsa da, dibe çeken anları da var.Herkes zihinsel sağlık hakkında bilgi edinmeli.

OK: Çok güzel bir tavsiyeydi. Molly ve Sam’in sahnedeki ilişkisini biliyoruz, peki ya Rebekah ve Niall sahneden inince nasıl?

RL: Sahneden inince ben ve Niall… Yaşlı ve evli bir çift gibiyiz. Birbirimizle fotoğraf çekiminde tanıştık. Anlaşması çok kolay biri. Çok, çok iyi geçiniyoruz.

OK: Peki hayalinizdeki roller hangileri?

RL: Çok klasik olacak çünkü herkesin hayal rolleri bunlar ama tabii ki yeşile boyanmayı çok isterim. Elphaba olmak yani; ama Glinda olmak da istiyorum. Herhangi birini bana verirseniz kabulümdür anlayacağınız. Molly de hayalini kurduğum rollerden biriydi. Bu rolü her gece oynadığım gerçeği hala bana hayal gibi geliyor.

OK: Röportajımızın son sorusuna geldik. Sizi Molly olarak izleyeceklere ne söylemek isterseniz?

RL: Gelin, mutlu olun. Gelin, üzülün. Ama en önemlisi, gelin ve eğlenin. Mendil getirmeyi unutmayın.

 
Rebekah Lowings geleceği parlak, çok genç ve yetenekli bir müzikal tiyatro oyuncusu. Umuyoruz ki yollarımız başka projelerde tekrar kesişir. Bize zaman ayırdığı için Rebekah Lowings’e, röportaj imkanı sağladığı için Pro İletişim Danışmanlığı’na ve son olarak Ghost müzikaline ev sahipliği yaptığı için Zorlu PSM’e teşekkür ediyoruz.