Ana SayfaEkolojiDoğaGizemli bir şekilde birbirine dokunmaktan kaçınan “Taç Utangaçlığına” sahip ağaçlar

Gizemli bir şekilde birbirine dokunmaktan kaçınan “Taç Utangaçlığına” sahip ağaçlar

-

Okaliptus, Sıtka ladini ve Japon karaçamı gibi bazı yüksek ağaç türlerine doğru yukarıya bakarsanız, eşsiz bir doğal olay ile karşılaşabilirsiniz: En üstteki dallar birbirine dokunmaz. “Taç utangaçlığı” olarak bilindiği üzere bu doğal fenomen, ağaçların göz alıcı silüetlerini mükemmel bir biçimde özetler şekilde görünen, ormanın gök kubbesinde çatlak benzeri desenler meydana getirir.

Bilim insanlarının ilk olarak 1920’lerde konu üzerinde çalışmaya başlamasından itibaren, dünyanın dört bir yanındaki aynı ve farklı türlerdeki ağaçlar arasında taç utangaçlığı gözlemlendi. Ağacın türü ve çevre fark etmeksizin, taç utangaçlığı daima, kıvrımlı yollar, zikzak çizen çatlaklar ve dolambaçlı nehirleri andıran boşluklar ile nitelenen, aynı estetiğin doruklarına yükselir. Bazı ağaçların bu eşsiz davranışı neden sergilediğinden kimse emin değilken, pek çok bilim insanı tarafından birkaç hipotez sunuldu. Bir ihtimal, ağaçların dallarının (özellikle çok rüzgârlı bölgelerde) birbirine çarptığında gerçekleşmesidir. Bir diğer önerilen açıklama, uzun ömürlü bitkilerin fotosentez için en uygun ışığı almasının sağlanmasıdır. Bununla birlikte, belki de en dikkat çeken teori boşlukların istilacı böceklerin çoğalmasını engellediğidir. Bu büyüleyici ağaç eğiliminin arkasındaki sebep ne olursa olsun, taç utangaçlığının fotojenik bir fenomen olduğu gayet açık!

Fotoğraf: Patrice78500 (Own work) [Public domain], via Wikimedia Commons
Doğal bir şekilde ortaya çıkan bir fenomen olan taç utangaçlığı, ağaçların tepesinde çatlak benzeri boşluklara neden olur.

Fotoğraf: Samuel COUNIL
Fotoğraf: mynatureeexperiences
Fotoğraf: SL Chen / Shutterstock

Kaynak: My Modern Met 

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol