Bazı albümler vardır. O albümleri dinlerken gözünüzü kapatmak, etraftaki tüm uyaranlarla ilişkinizi kesip, sadece sese ve müziğe odaklanmak istersiniz. İşte Zeynep Bakşi Karatağ’ın Mozaik albümü böyle bir albüm. Karatağ’ın sesi ve giriştiği müzikal deneyler, hem kulaklarda hem de ruhlarda güzel izler bırakacak cinsten.

Karatağ albümünde esasında riskli bir işe de girişmiş. Çok bilindik şarkıları tekrar yorumlayan Karatağ, bu girdiği riskin altından ise başarıyla kalkmış. Birçoğunu ezbere bildiğimiz şarkı ve türküler; Zeynep’in içe işleyen sesiyle ve birçok türe göz kırpan, onları teğet geçen veya onlara dokunan müzikal deneyleriyle farklı bir şekilde karşımıza çıkıyor.

zeynep baksi albumBu haftaki Haftanın Albümü köşemizde, önce sosyal medyada belli bir kitleye ulaşan sonra da geçtiğimiz ay içinde ilk albümü çıkan Zeynep Bakşi Karatağ’ı size tanıtmak istiyoruz. Yurtdışında yaşayan Karatağ ile e-posta yoluyla mini bir röportaj da gerçekleştirdik. İşte Zeynep’in müzikal yolculuğunun kilometre taşları, albümündeki temel felsefesi ve gelecek planları:

Mete Gürkan: Okurlarımıza müzikal yolculuğundan biraz bahseder misin? Bu yolculuğun kilometre taşları nelerdi?

Zeynep Karatağ: İlk kilometre taşı babam ve babamın sazı, bu yolculuğun ilk durağı da bir çoğunda olduğu gibi çocukluğumun geçtiği evimizdi. Sazın, sözün, muhabbetin bol olduğu bir ortamdı. Zaman geçtikçe müzikle daha haşır neşir olma arzum doğdu. Ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi‘nde Seha Okuş hocadan aldığım solfej dersleri sonrasında İ.Ü Devlet Konservatuarı süreci başladı. Bu süreç evlilik sebebiyle yarım kaldı. Bir aileye sahip olmak uzun bir molayı beraberinde getirdi. Anneyim, eşim bunlar güzel ama eksik bir şeyler vardı. Bir pazar kahvaltısı sonrasında evde çıkardığım küçük çaplı isyan bir dönüm noktası oldu ve birbirine hasret iki dost gibi müzikle tekrar kucaklaştık. Bu isyan için eşim de şimdi bana teşekkür ediyor. İsyan güzeldir ve en çok da kadına yakışır.

Mete: Mevcut eserleri yorumlayarak esasında riskli bir işe koyuldun. Albümde farklı türlerin de uyumlu şekilde harmanlanması söz konusu. Bu iki riskli işin nasıl başarıyla üstünden geldin?

Zeynep: Yani albümde yer alan türkülerin yüzlerce kez yorumlanmış hali var. Bazı istisnaların dışında, genelde birbirinin benzeri olan ve geleneksel bir çerçeve içerisinde icra edilmiş. Bir kez daha aynısını yapmanın ne anlamı var ki? Dinlemek isteyen yapılmış/söylenmiş halini bulur dinler. Benden niye dinlesin ki? İşte tam burada bizim müzik anlayışımız devreye giriyor. Biz türkülerin biraz da modern bir soundla da günümüze taşınması gerektiğini düşünüyoruz. Geleneksel müziği olduğu gibi muhafaza etmek isteyenler bundan pek hoşlanmayabilirler. Fakat bunu yaparken de son derece hassas ve düşünerek hareket ediyoruz. Sıcaklığını, samimiyetini, derinliğini bozmama çabasındayız. Mozaik, bir aile çalışması. Eşim Murat ve benim müzik zevklerimizin buluşmasıyla ortaya çıkan bir albüm. Müziği çok seviyoruz, ikimizde çok çeşitli türler dinliyoruz. Bu durumun albüme yansıması kaçınılmazdı.

Mete: Peki, bu farklı türler neler?

Zeynep: Müzikseverler; Gam Çekme Haline’de funk, Hudey Hudey’de soul, İlahi Dostun Bağına’da rock, Pullu Tepe ve Üç Kız Bir Ana’da klasik ögeleri bulacak. Albümün tümünün üzerinde modern batı pop soundu hakim. Albüm de adını bu çeşitlilikten alıyor. Birbirine zıt gibi duran bu çeşitlilik birleşip harmanlandığında ortaya daha büyük ve güzel bir yapıt çıkabiliyor. Şimdiye kadar gelen olumlu reaksiyonları ve dinleyici yelpazesinin genişliğini de, yaptığımıza verilmiş onay olarak kabul ediyoruz.

Mete: Geleceğe dair planlar var mı? Hem albüm hem konserler anlamında?

Zeynep: Önümüzdeki beş seneyi dolduracak projeler var aklımızda. Herşeyden önce kendi türkülerimizi ve şarkılarımızı yapmak istiyoruz. Nasıl ki bizlerin bugün bile dinlemelere, okumalara, seyretmelere doyamadığımız eserler var sanatın her dalında, biz de kendi alanımızda geleceğe dair bırakabileceğimiz kalıcı işler yapmak arzusundayız. Mozaik çok yeni olmasına rağmen ikinci albüm için çalışmaya başladık. Hatta dört eserin kaydını yaptık bile. İlla ki Türkiye’de konserler vermek istiyoruz. Albümün soundunu sahneye taşıyabilmemiz için kapsamlı bir müzisyen grubuna ihtiyacımız var. Tabi bütün bu planları, albümün başarısının yanı sıra ülkedeki gidişatta belirleyecek. Yaşanan her türlü olumsuzlukta sekteye uğrayan sinema, sergi, tiyatro, müzik gibi sanatın ana damarlarının kesildiği bir ülkede konser verme arzusunu diri tutmak da bazen zorlanıyoruz.

Mete: İlk tanınma mecran olan sosyal medyayı da aktif kullanmaya devam edecek misin?

Zeynep: Sosyal medyayı kullanmamış olsaydık belki de bu albüm üzerine konuşmuyorduk şimdi. Gelinen yerde sosyal medyasız sesinizi duyurmanız imkansız gibi görünüyor. Sosyal medyayı kullanıyoruz ve kullanmaya devam edeceğiz. Son söz olarak; şarkılarım umut olsun.