Okuma süresi: 2 dakika

Son birkaç günlük gündemimizi oluşturan ve ciddi çalkantılara sebep olan Whatsapp isimli uygulamanın kullanıcıları için -yani aslında çoğumuz için- öne sürdüğü bir veri paylaşım sözleşmesi, alevli tedirginlikler yarattı. -Tabii teknolojiyle harmanlanan bir ülke olma adımlarımızdaki yavaşlık nedeniyle normal olan da bu.- Sosyal alanlarda SMS koltuğuna oturttuğumuz hatta gündelik akışı takip ettiğimiz, internet üzerinden iletişimin kemikleşmiş uygulaması olan Whatsapp, 8 Şubat 2021 tarihine kadar sözleşmeyi kabul istemiyle pencereler açıyor ekranlarımızda. Akıllardaki en büyük soru, bunun nelere yol açacağı olsa da az çok tahminlerde bulunabiliyoruz. Sözleşmenin içeriğini kısaca özetleyen, “kabul et” butonunun ise küçük ekranlarımızda büyük yer kapladığı bu yeni durumun temellerinin aslında çok daha öncesine dayandığı söylentisi kulaktan kulağa internet hızında yayılıyor. -Her zaman tam aydınlatılma gerçekleşene kadar bir bilgi kirliliği yahut karmaşası mevcuttur.- Facebook, Whatsapp ve Instagram adlı Bermuda şeytan üçgeninin günümüzdeki ayaklarını oluşturan ve içerisinde kaybolmaktan memnuniyet duyduğumuz, dünyaya işlemiş alanların dahi yaratıcısı Mark Zuckerberg’in bu girişiminin yasal bilgi paylaşımı için yani kişisel verilerimizin paylaşımı için oluşturduğu bu karmaşık girişime, zaten bir süredir bizi hayretlere düşüren bir durumla eş sekmede bakıldığında kavranması çok kolay bir hal alıyor. Mesela çok istediğimiz bir ajanda nasıl oluyor da Facebook, Instagram gibi ağlarda bir anda karşımızda beliriveriyor aslında sorunun yanıtı apaçık ortada. Elbette bunun korkutucu tarafı bir yana oldukça faydalı olduğu da düşünülebilir.

Lakin piyasayı hareketlendirmek adına bizlerin en derin dehlizlerde üzerine topraklar örterek sakladığı ve çoğunlukla “Özel hayatın gizliliği diye bir şey var!” söyleminin ardına istiflediği bilgilerimizin, pazarları hareketlendirecek ipek kumaşlar olması ne kadar mantık cetveline uygun bilemiyorum. Böyle düşünenler için durum, incelemesine düşünülmüş ve şirket bize seçeneklerimizden oluşan bir ültimatom sunmuş. Rızailik ilkesi gereğince onayımızı isteyen yeşil logo eğer buna müsaademiz yoksa derhal hesabımızı imha edeceği ihtimalini de altını çizerek karton kutulara doldurmuş. Bizlerin ve bağımlı olduğumuz çevremizin yılları aşkın süredir bu portal da yer alıyor olması ve bunun yanı sıra hesabımızın silinme olasılığı her birimizde çevremizden yumuşak uçlu bir silgiyle silineceğimiz algısını yaratıyor. O nedenle sözleşmeyi kabullenme ve sanki hiçbir şey olmamış gibi gözlerimizi iki elimizle kapatıp devam etme itkimize bir alternatif arayışına girdik. Bunlar Whatsapp yerine bilişim uzmanları tarafından önerilen ve kullanıcılarına format olarak benzer özellikler sunan, güvenlik açısından şu an için en akla yatkın diğer uygulamalardan başkası değil. -Güvenlik anlayışınıza göre çeşitlenebilir, sonuçta beklentiye göre şekillenen bir zaman içerisinde kulaç atıyoruz…- Ama her ne kadar muadillerle yerini doldurmaya çalışacak olsak da tek başımıza oluşturduğumuz bir hareket anlamsız kalabilir. Örneğin yeşil logoyu reddedip sarımtırak ama siyahi tonlarla süslenmiş logoyu tercih etseniz bile sürekli kontakta bulunduğunuz kimselerin at gözlüklerini takmış olmaları, iletişim skalanızı sekteye uğratacaktır.

Kişisel olarak ince ince düşünülmesi gereken bu kalışın yahut gidişin, yalnız olmadığımız bu boyutunu da 64 GB’lık hafızamızın kıyı köşelerinde bulunduralım. Maazallah 9 Şubat dediğinde çırılçıplak kalacaksak bile -ki her iki ihtimalde de bu kaçınılmaz olan- en azından “Kendim düştüm, boşuna ağlamayayım.” bilinciyle biraz olsun gönlümüz ferah olur. Bakınız zaten özgürlüklerin dünyasında yaşayan, sosyal ve ekonomik refahı iliklerine kadar hissedebilen, tek derdi kaliteye olan açlıkla sınırlandırılmış, mutlu ve öz saygılı bireyler olarak hayat (Whatsapp) bizi inanılmaz sarp kayalıklarla sınıyor, dikkat edelim de gökten düşen bir kez olsun daha yenilebilir bir elma olsun.