Güney Kore’nin en saygın edebiyat ödülleri arasında gösterilen Yi Sang ve Dong-in’e layık görülen Ch’oe Yun kaleme aldığı Manken romanı ile de ses getirdi. Burcu Uluçay’ın çevirisi ve Çınar Yayınları’nın aracılığı ile geçtiğimiz aylarda da Türkçeye çevrilen roman, günümüzde git gide yüceltilen kavramları tartışıyor.

”Her şey böyle başladı. Başlangıcı değil, sonu buymuş gibi.”

Manken, ilk bölümüne başlarken bile hikayenin temelini neyin oluşturduğunu okuyucuya veriyor. Yapılan ”ideal vücut” güzellemesi, günümüzün gerekliliği gibi gösterilmeye çalışılan ilk kavram olarak karşımıza çıkıyor. Bu kavramla birlikte, herhangi bir başarının arkasında olan hikaye kahramanının kendini ”yaratıcı” olarak adlandırmasına şahit oluyoruz. Jini’nin ‘kusursuz vücudu’ ve ”başarılarının yaratıcısı” menajeri ile böylelikle tanışmış oluyoruz. Daha bu sıralarda bile Jini’nin öyküsünün ağırlığı ve sınırlarının darlığını hissetmeye başlıyoruz.

Romanda, birbiriyle bir şekilde yolları kesişen bir grup insanın hikayesine tanıklık ediyoruz. Bu insanların ortak noktası ise Jini. Genç kadın, küçük yaşlardan beri güzelliğiyle dikkat çekmiş, reklamlarda oynamış ve büyük başarılar elde etmiş, ses getirmiş bir oyuncu. Ailesinin geçimine sağladığı katkı dışında, menajeri için de başarıya giden yolda kusursuz özelliklere sahip genç bir kadın olarak adlandırılıyor.

”Jini’yle sekiz yıl önce tanıştım ve Jini’yi bugün olduğu kişi yapmam altı yılımı aldı. Bu ailede kimse aksini söyleyemez. Jini’nin hamuruna karışan tutkuyu, acıyı, ıstırabı ve mutluluğu kimse bilmez. Bunların hepsi benim; ve benim, sadece benim olduğu gerçeği varlık sebebimi oluşturuyor.”

Jini’nin güzelliği başkaları için değerli bir kaynak olsa da, kendisi için sömürülmesinin en önemli özelliği oluyor. Ona dayatılan hayatın geri kalanına yabancılaşan Jini, her şeyi geride bırakıp manevi bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta özgürce yemek yemeyi, nereye gideceğini bilmeden yürümeyi, dans etmeyi deneyimliyor ve kendisiyle beraber dünyayı da keşfediyor. Jini, işini, ailesini, evini terk ettikten sonra geride bıraktığı herkes onu beklerken ve bu gidişin sırrını çözmeye çalışırken o, kendisiyle tam zıt yolda olan bir erkekle karşılaşıyor. Dünyanın arzularından uzaklaşmaya çalışan bir kadın ve arzularının peşinden giden bir erkek… Bu yolculuğa eşlik ederken Jini’nin sömürülen hayatı ve bu sömürüyü gerçekleştiren insanların değer sıralamasını içinizde tartışabilirsiniz.

Hikayenin tamamını, her bir karakterin kendi ağzından dinliyoruz. Yazar sıralı bir olay örgüsü anlatımını tercih etmemiş. Bu da romanı okurken dikkat gerektiriyor. Hikayenin tartıştığı kavramların odağında olan genç kadın Jini dışında, karakterler hikayesini kendisi anlatıyor. Yalnızca Jini’nin anlatıcısı farklı. Yazar tarafından seçilen bu tarz, romanın bütünlüğüyle çok uyum sağlamış.

”Manken, Güney Kore’nin saygın edebiyat ödüllerine sahip Ch’oe Yun’dan, yas, güzellik, beden, aile gibi evrensel kavramların tartışıldığı derin bir roman.”