Bellek, öğrenme, motivasyon, duygular, rüyalar ve irrasyonel davranışlar gibi insan doğası hakkındaki sorular, MÖ. 4. ve 5. yüzyıllara dayanan bir geçmişe sahip olsa da psikolojinin bilim dalı olarak sayılması, Wilhelm Wundt’un 1879 yılında ilk psikoloji laboratuvarını kurup felsefeden ayrı bir disiplin olduğunu ilan etmesine dayanır. Öyle ki psikolojiyi felsefeden ayıran temel unsurlar; insan doğasına ait özelliklerin incelenmesinde kabul edilen yaklaşımlar, kullanılan ölçüm araçları ve tekniklerdir. Psikolojinin bilim dalı haline gelmesiyle birlikte, insan doğasının hangi açıdan ve hangi yöntemle ele alınması gerektiğine yönelik olan ve her biri bir sonrakini etkileyen psikoloji ekolleri ortaya çıkmıştır.

Psikoloji ekollerinden ilki olan yapısalcılık, zihni oluşturan elemanlar; işlevselcilik ise zihnin ne şekilde çalıştığı üzerinde dururken davranışçılık, tüm ruhsal kavram ve terimleri reddederek sadece gözlemlenebilir davranışları ele alarak insan doğasını anlamaya çalışmıştır. Diğer yandan Gestalt psikolojisi, özellikle algısal organizasyon ve düşünmeye; psikanaliz, bilinç dışı süreçlere; hümanistik psikoloji, bilinç ve insan doğasına ait olduğu varsayılan tüm faktörlere; bilişsel psikoloji ise yapısalcılığın, işlevselciliğin ve davranışçılığın ilkelerini sentezleyerek beynin bilgi işleme süreçlerine odaklanmıştır.

Günümüzde psikoloji, benzersiz bakış açılarına sahip olan ve çeşitli alt alanlardan oluşan bir disiplindir. Biyolojik psikoloji, insan ve hayvan davranışlarının biyolojik temellerini; evrimsel psikoloji ise bu davranışları sergilememize neden olan kalıtımsal biyolojik mekanizmaları inceler. Bilişsel psikoloji; insanın algı, bellek, dil, düşünme gibi zihinsel süreçleriyle ilgilenirken deneysel psikoloji, hem insanın hem de diğer canlıların zihinsel süreçlerinin yanı sıra öğrenmeyi (koşullama) de ele alır. Gelişim psikolojisi, bireyin yaşamı boyunca süren psikolojik gelişimini ve değişimini gelişim dönemlerine göre incelerken kişilik psikolojisi; bireylerin kendine özgü davranış, düşünce ve duygu kalıplarına odaklanır. Sağlık psikolojisi; sağlık ve hastalığı etkileyen biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörleri araştırırken klinik psikoloji, psikolojik bozuklukların ve diğer sorunlu davranış kalıplarının tanı ve tedavileriyle ilgilenir. Spor psikolojisi; spor aktivitelerinde düşünce, duygu ve fiziksel performans arasındaki etkileşimleri inceler. Adli psikoloji, psikopatoloji ve suç psikolojisinin kesişim noktasında yer alırken endüstriyel ve örgütsel psikoloji, üretkenliği ve çalışma hayatının kalitesini iyileştirmek amacıyla iş ortamlarını inceler. Psikoloji bölümlerinde, lisans düzeyindeki öğrencilere bu alt alanlar hakkında genel bilgiler verilir. Bu alt alanlardan herhangi birinde uzmanlaşmak içinse bu alanların ana bilim dalının olduğu üniversitelerde lisansüstü düzeyde eğitim alınması gerekir.

Bu liste, bir yanıyla psikolojinin birçok alt alanını tanıtırken bir yandan da bu alt alanlarda uzmanlaşmış bilim insanlarının hangi konularla ilgili çalışmalar yaptığına ilişkin örnekler içeriyor. Ülkemizde psikolojinin bu alt alanların ana bilim dalları -klinik psikoloji haricindekiler-, sadece belirli başlı üniversitelerde bulunuyor. Nitekim psikopatolojiyi ayırt edebilmek için psikonormalin, anormal davranışı ayırt edebilmek için normal davranışın araştırılıp bilinmesi gerekmektedir. Bunun için de psikoloji alanında, insanı çeşitli yönleriyle (örn. bilişsel, evrimsel, sosyal…) inceleyen alt alanların ana bilim dallarının tüm üniversitelerimizde olacak şekilde yaygınlaştırılmasına ve nihayetinde bu alt alanlarda yetiştireceğimiz uzman psikologlara ihtiyacımız bulunmaktadır.

AcademicInfluence.com adresindeki bilgilere dayanarak hazırlanan bu listedeki sıralama, bilim insanlarının soyadlarına göre alfabetik olarak yapılmış. Elbette, bu listede yer almayan ve çalışmalarıyla psikoloji literatürüne katkı sağlamaya devam eden bilim insanları mevcuttur; ancak burada sadece 50 tanesi yer almaktadır. Orijinal metne buradan ulaşabilirsiniz. https://thebestschools.org/features/most-influential-psychologists-world/ Geleceğin herkes için her zamankinden biraz daha fazla belirsiz olduğu bu günlerde bu yazı, sizlere biraz da olsa iyi gelir dilerim.

Notlar:

  • Lisansı psikoloji alanı dışında olan bilim insanları da ürettikleri bilgi ve yöntemlerle psikoloji literatürüne katkı sağladığından listeye alınmış.
  • Liste hazırlanırken vefat eden bir bilim insanı, psikoloji literatürüne olan önemli katkısından dolayı listede bırakılmış.
  • Listedeki bilim insanlarının çalışmalarına bizzat ulaşıp metnin birçok yerinde yeniden düzenlemeler yaparak birebir çevirinin dışına çıkmış oldum.
  • Listede yer alan her bir bilim insanının aldığı ödülleri ve yazdığı kitapların listesini yazmak yerine, araştırma konularıyla ve deneyleriyle ilgili olan videoları ekledim -2’si hariç-.
  • Bu çeviriyi son hâline getirmemdeki katkısı için Uzm. Psikolog Işıl ÖZÜAK ve tüm fotoğrafları düzenleyen Soner TUNCA’ya teşekkür ve sevgilerimle…

1. John R. Anderson | Bilişsel Psikoloji, Bilişsel Nörobilim, Bilişsel Bilim, Hesapsal Öğrenme Bilimi

Doğum Yılı ve Yeri : 1947, Vancouver, Britanya Kolumbiyası, Kanada
Lisans Derecesi : Psikoloji, Britanya Kolumbiyası Üniversitesi, 1968
Doktora Derecesi : Psikoloji, Stanford Üniversitesi, 1972

Anderson hâlen Carnegie Mellon Üniversitesinde Psikoloji ve Bilgisayar Bilimi Profesörüdür. Rasyonel analiz yaklaşımı olarak bilinen insan zihin yapısının bilgisayarlar aracılığıyla modellenmesi çalışmalarının öncüsüdür. Anderson’un en iyi bilinen çalışması olan ACT-R (Adaptive Control of Thought-Rational/Düşüncenin Adaptif Kontrolü-Rasyonel); düşünme, bellek, dil gibi alanlarda bilişin nasıl çalıştığını, insanların bilgiyi nasıl organize ettiğini ve zeki davranışları nasıl ürettiğini anlamak için geliştirdiği bir bilişsel yapıdır (cognitive architecture). İnsan bağlantısal bellek modeline (HAM: Human Associative Memory) dayanan ACT-R özellikle bellek süreçlerine odaklanarak insan genel bilişinin altında yatan zihinsel işlevlerin modellenmesini sağlamaktadır.

Anderson’un bu teorik modelini test etmek için yürüttüğü deneysel çalışmalarının sonuçları özellikle problem çözme teorisi -kodlama, planlama ve tepki aşamaları- ve öğrenmenin bileşenlere ayrılması teorisine -problemin daha yönetilebilir parçalara ayrılması- önemli katkı sağlamıştır. Yapay zekâ, bilgi işleme, düşünme (örn. karar verme, problem çözme), organizasyon teorisi ve karmaşık sistemler gibi çalışmaların öncülerinden olan Herbert A. Simon ile birlikte ortak çalışmalar yürüten Anderson, son yıllarda zekâ eğitim sistemlerinin geliştirilmesi üzerine çalışmaktadır.

https://www.fi.edu/laureates/john-r-anderson

2. Dan Ariely | Davranışsal Ekonomi

Doğum Yılı ve Yeri : 1967, New York, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Tel Aviv Üniversitesi, 1991
Y. Lisans Derecesi : Bilişsel Psikoloji, North Carolina Üniversitesi, 1994
Doktora Derecesi : Bilişsel Psikoloji, North Carolina Üniversitesi, 1996
İşletme, Duke Üniversitesi, 1998

Hâlen Duke Üniversitesinde Psikoloji ve Davranışsal Ekonomi Profesörüdür. Ariely’nin çalışmaları, bir yandan biyolojik ve bilişsel psikolojiye diğer yanda da davranışsal ekonomi alanına katkı sağlamıştır. Davranışsal ekonomi, -ekonomi ile örneğin kıtlık koşulları altında seçim ve karar alma gibi benzer konuları incelemekle birlikte- ana akım iktisadın insanların kendi çıkarlarına göre hareket eden rasyonel failler olduğu varsayımını gevşetmiştir. Ariely ve diğer davranışsal iktisatçılar, (aşağıdaki Daniel Kahneman’a bakınız) bu aşırı derecede basitleştirilmiş varsayımın yerine insanların gerçek dünyada karar vermesinde etkili olan daha fazla faktörü hesaba katarak insan motivasyonunun daha gerçekçi bir analizini ortaya koymuştur.

Ariely, özellikle insanların bilişsel illüzyonlara eğilimli olduğunu belirtmiş ve bu tür illüzyonlardan kaynaklanan düşünce ve davranış hataların hayatlarımızı nasıl etkilediğini incelemiştir. Ariely’e göre tıpkı binaların ve araçların materyal dünyasını zihnimizin fiziksel sınırlılıklarıyla inşa ettiğimiz gibi eğitim, finans, hukuk ve siyasi kurumlarımız gibi sosyal dünyamızı da zihnimizin bilişsel sınırlılıklarıyla inşa etmekteyiz.

3. Elliot Aronson | Sosyal Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1932, Chelsea, Boston, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Brandeis Üniversitesi, 1954
Doktora Derecesi : Psikoloji, Stanford Üniversitesi, 1959

Hâlen California Üniversitesinde Psikoloji Profesörüdür. Aronson’ın çalışmaları, ön yargı ve saldırganlığın yapısal nedenleri gibi insan motivasyon sistemlerinin sosyal boyutunun yanı sıra bilişsel çelişki (cognitive dissonance)  -insanın kendi temel inançlarıyla çelişen bir durumla karşılaştığında hissettiği rahatsızlık- gibi daha bilişsel yönelimli konulara odaklanmıştır. Aronson, 1972’de yayımlanan Sosyal Hayvan adlı kitabıyla sosyal psikoloji alanının en ünlü psikologlardan biri haline gelmiştir. Görünüşte mantıksız olan bir davranışın genellikle rasyonel bir açıklamaya sahip olduğuna inanan Aronson, ilk yasa olarak adlandırdığı fikriyle de bilinir -yani çılgınca şeyler yapan insanlar mutlaka deli değildir-.

Ayrıca öğrencileri sınıflandırmada kişiler arası ve etnik gruplar arası rekabetten kaynaklanan gerilimleri etkisiz hâle getirme tekniği olan yapboz sınıfı fikri ile kişiler arası ve etnik gruplar arası çatışmanın anlaşılmasına ve azaltılmasına yaptığı katkılarla da ünlüdür. Her biri genel görevin bir parçasından sorumlu olan çeşitli alt ekipler oluşturularak yapılan bu tekniğin, sorunlu okul ortamlarında karşılıklı güven ve takım ruhu duygusunun geliştirilmesinde etkili olduğu gözlenmiştir.

4. Alan David Baddeley | Deneysel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1934, Leeds, İngiltere
Lisans Derecesi : Psikoloji, Londra Üniversitesi, 1956
Y. Lisans Derecesi : Psikoloji, Princeton Üniversitesi, 1957
Doktora Derecesi : Uygulamalı Psikoloji, Cambridge Üniversitesi, 1962

Hâlen York Üniversitesinde Psikoloji Profesörü olarak görev yapmaktadır. Baddeley’in çalışmaları çalışma belleği, epizodik bellek, uzun süreli bellek gibi bellek yapıları ve bunların sinirsel bağıntıları üzerine odaklanmıştır. 1974 yılında, Atkinson ve Shiffrin’in 1968 yılında öne sürmüş olduğu çoklu bellek modelinde yer alan (duyusal bellek, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek) kısa süreli bellek bileşeninin de alt bileşenleri olduğunu yaptığı deneylerle göstermiştir. Çalışma belleği denilen bu bellek; bir merkezi yöneticinin kontrolünde fonolojik (sessel) döngü, görsel mekânsal kopyalama ve epizodik tampon bileşenlerinden oluşmaktadır. Ayrıca Çocukların Sözel Olmayan Tekrarlama Testi (CN REP), Dil İşleme Testinin Hızı ve Kapasitesi (SCOLP) ve Rivermead Davranışsal Bellek Testi (RBMT) dâhil olmak üzere yaygın olarak kullanılan bir dizi testin tasarlanmasında etkili olmuştur.

5. Albert Bandura | Sosyal Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1925, Mundare, Alberta, Kanada
Lisans Derecesi : Psikoloji, British Columbia Üniversitesi, 1949
Y. Lisans Derecesi : Psikoloji, Iowa Üniversitesi, 1951
Doktora Derecesi : Klinik Psikoloji, Iowa Üniversitesi, 1952

Hâlen Stanford Üniversitesi Sosyal Bilimler-Psikoloji Emeritus Profesörüdür. Bandura’nın çalışmaları öncelikli olarak sosyal psikoloji alanına yönelik olsa da incelediği konularla kendisini psikolojinin sosyal, bilişsel, kişilik ve klinik alt alanlarının kesişim noktasına yerleştirmiştir. O zamanlar hüküm süren ve zihnin davranışa aracılık ettiği görüşünü yok sayan davranışçılık ekolüne karşı çıkarak sosyal öğrenme teorisini ortaya atmıştır. Davranışçılığın savunduğu, öğrenmenin uyaran tepki bağları düzeyinde gerçekleştiği fikrine karşı çıkmış ve insanların, başkalarının davranışlarını gözleyip bunlardan bir sonuç çıkararak da öğrenebileceklerini iddia etmiştir. Bandura, özellikle küçük çocukların agresif davranışları yetişkinlerden nasıl öğrenebildiklerini göstermek için 1961 yılında tasarladığı ünlü ve tartışmalı Bobo Doll (Bobo Bebek) deneyi ile tanınmıştır.

Öğrenme ve davranışın nedenlerinin dışsal uyaran ve etkenlere bağlandığı teorileri terk ederek bunları, daha çok içsel ve kendi kendini organize eden özgün unsurlar olarak tanımlamıştır. Bu yaklaşımıyla, öz düzenlemeli öğrenme teorisi ile eğitime; öz yeterlilik teorisi ile ise klinik psikoloji alanına katkı sağlamıştır. Bandura’nın öz-yeterlilik teorisi, günümüzün popüler terapi tekniklerinden biri olan bilişsel davranışçı terapinin (BDT) çıkış kaynağı olarak kabul edilmektedir.

Albert Bandura Bobo Doll Deneyi

6. Lisa Feldman Barrett | Biyolojik Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1963, Toronto, Kanada
Lisans Derecesi : Psikoloji, Toronto Üniversitesi, 1986
Doktora Derecesi : Klinik Psikoloji, Waterloo Üniversitesi, 1992

Hâlen Northeastern Üniversitesinde Klinik Psikoloji Profesörü ve Disiplinlerarası Afektif Bilim Laboratuvarı (IASL) Direktörüdür. Profesyonel çalışmaları öncelikle biyolojik ve bilişsel bakış açısıyla incelediği emosyonlara odaklanmıştır. İnsan doğasını birçok yönüyle ele almada disiplinler arası çalışmanın önemini anlamış bu listedeki diğer birçok bilim insanı gibi Barrett de zihni incelemek için sosyal psikoloji, psikofizyoloji, bilişsel bilim, psiko-dilbilim ve nörobilim alanlarında disiplinler arası çalışmalar yürütmektedir. Aynı zamanda duyguları incelemek için yeni yöntemlerin, özellikle de günlük yaşam kalitesini ölçmeyi amaçlayan deneyim örnekleme yönteminin geliştirilmesine katkı sağlamıştır. Afekt; hislenme, mood ve emosyonları içerirken emosyonlar; öfke, üzüntü, mutluluk gibi duygulanımları içermektedir. Barret, 2006 yılında yayımladığı makalesinde bireylerin belirli bir emosyonu (örn. mutluluk) deneyimlediklerini söyleseler de buna ilişkin herhangi bir fizyolojik ve nörobilimsel bir bilimsel kanıt olmadığını belirterek bu durumu emosyon paradoksu olarak tanımlamıştır. Diğer bir deyişle aslında belirli bir emosyona özgü nöral aktivasyon gösteren bir beyin bölgesi bulunmamaktadır.

Barret, emosyon paradoksunu açıklamak için öne sürdüğü yapılandırılmış emosyon teorisinde (theory of constructed emotion); bir duyguyu, o duyguya ilişkin geçmiş bilgimize dayanarak kategorize edip deneyimlediğimizi belirmiştir. Buna göre bir olay yaşadığımızda beynimiz temelde sadece afekte, pozitif ya da negatif bir durum olarak tepki verirken eğer bu pozitif bir durumsa biz sonrasında bunu mutluluk olarak kategorize ederek mutluluğu deneyimliyoruz.

7. Aaron Temkin Beck | Psikiyatri, Kişilik Psikolojisi

Doğum Yılı ve Yeri : 1921, Providence, Rhode Island, ABD
Lisans Derecesi : Tıp, Brown Üniversitesi, 1942
Doktora Derecesi : Psikiyatri, Yale Üniversitesi, 1946

Hâlen Pennsylvania Üniversitesi Perelman Tıp Fakültesinde Psikiyatri Emeritus Profesörü ve Beck Bilişsel Davranış Terapisi Enstitüsü Emeritus Başkanıdır. Beck’in çalışmaları depresyon ve anksiyete bozukluklarının tanı ve tedavisine odaklanmıştır. Çalışmalarında depresyonun klinik tedavisine bilişsel odaklı yaklaşarak bilişsel-davranışçı terapilerin (BDT) geliştirilmesinde öncü rol oynamıştır. Günümüzde Freud’un nevrozun kökeninin bastırılan cinsel dürtülere dayandığı görüşünün hâlen hâkim görüş olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Beck’in 1950’lerin sonlarında benimsediği bilişsel yaklaşımın psikoloji alanında ne kadar radikal bir kırılma yarattığını tahmin edebilirsiniz.

Beck, hastalarıyla çalışırken onların psikolojik acılarının kökeninin ‘gerçekliği’ çarpıtılmış bir şekilde görmelerine -belirli durumlarla karşılaştıklarında objektif bir şekilde neden sonuç ilişkilerini anlayamamaları- dayandığını ifade etmiştir. Öğrenilmiş çaresizlik teorisine önemli bir katkıda bulunan Beck, aynı zamanda depresyonun şiddetini ölçmek için yaygın olarak kullanılan öz bildirimsel bir ölçek olan Beck Depresyon Envanterini (BDE) geliştirmiştir.

8. Kent C. Berridge | Biyolojik Psikoloji

Doğum Yılı : 1957
Lisans Derecesi : Psikoloji, California Üniversitesi, 1979
Y. Lisans Derecesi : Psikoloji, Pennsylvania Üniversitesi, 1980
Doktora Derecesi : Psikoloji, Pennsylvania Üniversitesi, 1983

Hâlen Michigan Üniversitesinde Psikoloji ve Nörobilim Profesörü ve Afektif Nörobilim ve Biyopsikoloji Laboratuvarı Direktörü olarak görev yapmaktadır. Berridge’in çalışmaları nörobilim alanında olup zevk, acı, sevinç, üzüntü, depresyon gibi insana dair bilinçli duygusal durumların beyindeki nöral bağlantılarına odaklanmıştır. Ayrıca öğrenme, karar verme, bağımlılık davranışı vb. konular üzerine de çalışmalar yürütmektedir. Laboratuvarında cevabını aradığı ana sorulardan biri; zevk, arzu, şehvet gibi duyguların afektif spektrumda -afektif durumların olumludan olumsuz değerlere öznel olarak değerlendirilmesi- zihinsel olarak nasıl meydana geldiğidir. Berridge; ayrıca öğrenmenin nöral temelleri, bağımlılığın nedenleri, arzu ile korku, bilinç ile duygu arasındaki nörobiyolojik ilişki gibi daha karmaşık konuları da incelemektedir.

9. Paul Bloom | Psikodilbilim, Gelişim Psikolojisi

Doğum Yılı ve Yeri : 1963, Montreal, Quebec, Kanada
Lisans Derecesi : Psikoloji, McGill Üniversitesi, 1985
Doktora Derecesi : Bilişsel Psikoloji, MIT, 1990

Hâlen Yale Üniversitesinde Psikoloji ve Bilişsel Bilimler Profesörüdür. Bloom’un ilk çalışmaları öncelikle bebeklerin ve küçük çocukların konuşma üretme yeteneğini edinme ve insan konuşmalarını anlama sürecine odaklanan dil kazanımı alanındadır. Zamanla kendimiz ve diğer insanlar hakkındaki sağduyulu anlayışımızın gelişimi ve doğası ile ilgilenmeye de başlayan Bloom, Yale Üniversitesinde kurduğu Zihin ve Gelişim Laboratuvarında yürüttüğü ahlâki psikoloji alanındaki çalışmalarıyla; bebeklerde ahlâk kavramını, ahlâki sorumlulukla ilgili gelişen sezgilerimizi, öfke, iğrenme ve empatinin ahlâki yaşamlarımızda oynadığı rolü incelemektedir. Ayrıca ateistlerin psikolojisi, sağduyu düalizmi ve haz -özellikle de kurgudan aldığımız haz- konularında disiplinler arası çalışmalar yürütmektedir.

10. David M. Buss | Evrimsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : Indianapolis, Indiana, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Texas Üniversitesi, 1976
Doktora Derecesi : Psikoloji, California Üniversitesi, 1981

Hâlen Texas Üniversitesinde Psikoloji Profesörüdür. Buss, kökeni sosyobiyolojiye kadar uzanan ve artık evrimsel psikoloji olarak bilinen alanda çalışmalar yapmaktadır. Edward O. Wilson tarafından 1975’te ortaya atılan ve bireyin, grubun iyiliği için kendinden düzenli olarak fedakârlık ettiği güçlü işbirlikçi toplumları ele alan eusosyalitenin evrimi ile ilgilenmiştir. Evrimsel psikologlar; genel ve kökleşmiş insan davranışlarını, çevre bağlamında seçilim baskısıyla ortaya çıkan evrimsel adaptasyon açısından açıklamaya çalışırlar.

Buss, insan cinselliğinin bilinen özelliklerini açıklamak için bir cinsel rekabet ve seçilim teorisi öne sürerek bu alana katkı sağlamıştır. Teorinin temel fikri; seçim baskısı nedeniyle ortaya çıkan stereotipik erkek ve dişi çiftleşme stratejilerinin, insanın evrimsel adaptasyonunda önemli bir rol oynadığıdır. Buna göre erkekler, sağlık ve doğurganlığın belirteci olarak gördükleri, dış görünüşe dayanarak; kadınlar ise sosyal statüye -kaynakların kendisine ve yavrularına tedarik edileceğinin belirteci olarak görüp- dayanarak eşlerini seçmektedir. Bununla birlikte erkekler, rastgele ilişki kurmaya -gamet hücrelerini harcamanın fizyolojik bedeli düşük olduğu için- ve yoğun kıskançlığa -kaynaklarını kendisine ait olmayan yavruya aktarmaktan kaçınmak için-; kadınlar ise sadık olduğu görünümünü vermeye yatkındır. Son dönemdeki çalışmalarını ise insanın öldürücü şiddet eğilimini teorileştirmeye doğru yönlendirmiştir.

11. Leda Cosmides | Evrimsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1957, Philadelphia, Pennsylvania, ABD
Lisans Derecesi : Biyoloji, Radcliffe Üniversitesi, 1979
Doktora Derecesi : Bilişsel Psikoloji, Harvard Üniversitesi, 1985

Hâlen California Üniversitesinde Psikoloji ve Beyin Bilimleri Profesörüdür. Kariyeri boyunca antropolog olan eşi John Tooby ile birlikte çalışan Cosmides, evrimsel psikolojinin kurucularından biridir.
İşbirliği, ortak yönetim, arkadaşlık oluşumu, ensest, kaçınma, otizm, tehdit anlamlandırma, avcı-av ilişkileri, görsel dikkat, istatistiksel akıl yürütme ve çoklu bellek sistemleri gibi konuları evrimsel bakış açısıyla yürüttüğü çalışmalarıyla incelemiştir. Kendisinin de belirttiği gibi: “Evrimsel psikoloji; insan zihnini anlama ve haritalama çabasında bilişsel bilimi, insan evrimini, avcı toplayıcı çalışmalarını, nörobilimi, psikolojiyi ve evrimsel biyolojiyi birleştirir.”

12. Mihály Csikszentmihályi | Kişilik Psikolojisi

Doğum Yılı ve Yeri : 1934, Fiume, Hırvatistan
Lisans Derecesi : Psikoloji, Chicago Üniversitesi, 1960
Doktora Derecesi : Psikoloji, Chicago Üniversitesi, 1965

Hâlen Claremont Graduate Üniversitesinde Psikoloji ve Yönetim Profesörüdür. Csikszentmihályi; özellikle zevk, mutluluk, sevinç, sevgi ve yaratıcılık gibi olumlu duygusal durumların ele alındığı bir alan olan pozitif psikoloji alanında çalışmış ve akış kavramı ile ilgilenmiştir. Akış, Csikszentmihályi’nin, bir görevin tamamen içine dalma deneyimiyle ilişkili olumlu duygular için kullandığı bir terimdir. Akış yaratan görevleri ise bireyin bir görevi, sadece belirli bir sonuca varmak için araç olarak kullanmasının aksine bireyin bir görevi, kendi iyiliği için ödüllendirici olarak gördüğü görevler olarak tanımlamaktadır. Csikszentmihályi, mutlu insanların düzenli olarak akış kapasitelerinden yararlandıklarını öne sürerek bu deneyimi şöyle açıklamıştır: “Birey, kendi iyiliği için bir faaliyete tamamen dâhil olduğunda, ego düşer ve zaman uçar. Her eylem, hareket ve düşünce, caz çalmak gibi bir öncekini kaçınılmaz olarak takip eder. Tüm varlığınız işin içerisindedir ve yeteneklerinizi en üst düzeyde kullanıyorsunuzdur.”

Csikszentmihályi, 1990 yılında yayımlanan kitabı Akış: Optimum Deneyimin Psikolojisi (Flow: The Psychology of Optimal Experience) ile popüler hâle getirmiştir. Düşünceleri kişilik psikolojisine ek olarak işletme yönetimi ve eğitim alanlarında da etkili olmuştur. Csikszentmihályi, ‘iş yönelimi’ olarak adlandırdığı ve temelde işi kendi iyiliği için ödüllendirici olarak deneyimleme kapasitesiyle ilgili bir kavram da önermiştir.

13. William Damon | Gelişim Psikolojisi

Doğum Yılı ve Yeri : 1944, Brockton, Massachusetts, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Harvard College, 1967
Doktora Derecesi : Gelişim Psikolojisi, California Üniversitesi, 1973

Hâlen Stanford Üniversitesi Eğitim Enstitüsünde Eğitim Profesörü, Stanford Ergenlik Merkezi Direktörü ve Hoover Enstitüsünde Kıdemli Araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Gelişim psikoloğu olan Damon, ahlâk gelişimi alanında özellikle çocukların, ergenlerin ve genç yetişkinlerin entelektüel ve sosyal gelişimleri üzerine araştırmalar yapmakla birlikte bireylerin yaşam boyu psikolojik gelişimlerini de incelemektedir. Çalışmalarının sonuçları; büyüyen çocukların, -ilerleyen yıllarda hayatlarında başarılı ve mutlu olmaları için- kültürel normlar kazandırılarak sosyalleşmelerinin sağlanmasında sosyal çevrenin önemini vurgulamaktadır.

Damon, son birkaç nesil boyunca Amerikan toplumunda çocuk yetiştirme ile ilgili geleneksel bilgelikteki değişiklikleri de eleştirmiştir. Gençlerin son yıllardaki beceri ve davranışlarının tüm ölçümlerindeki ciddi düşüşe işaret ederek bu düşüşün, yüzyıllar boyunca hâkim olan sağduyulu tutum ve uygulamaları bilinçli bir şekilde dışlamış olan ebeveynlerin, okulların ve diğer unsurların çok daha izin verici olmalarından kaynaklandığını öne sürmüştür. Damon’a göre durmaksızın benlik saygısı, sözde çocuk merkezli sınıflar ve çocuk yetiştirme uygulamaları üzerine odaklanmak sadece çocukların gerçek ihtiyaçlarının teorik olarak yanlış anlaşıldığını göstermekle kalmayıp aynı zamanda uygulamada felâketlere yol açmıştır. Kendisi konuyu şöyle özetlemektedir: “Gençlerden daha az beklendiğinde, onlardan da daha azı alınır.”

14. Richard J. Davidson | Kişilik Psikolojisi, Biyolojik Psikoloji, Bilişsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1951, New York, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, New York Üniversitesi, 1972
Doktora Derecesi : Psikoloji-Kişilik, Psikopatoloji & Psikofizyoloji, Harvard Üniversitesi, 1976 ve Psikoloji- Davranışsal Nöroloji & Nöroanotomi, Harvard Üniversitesi, 1976

Hâlen Wisconsin-Madison Üniversitesinde Psikoloji ve Psikiyatri Profesörü ve Sağlıklı Zihinler Merkezinin Kurucu Başkanıdır. Davidson, Budist geleneklerine ait bilinçli farkındalığın (mindfulness) ve meditasyonun bilimsel olarak incelenmesine ve içsel barış ile birlikte ruhsal büyümenin sağlanması için kullanılan tekniklerin geliştirilmesine yönelik çalışmalarıyla ünlüdür. Davidson, Budist meditasyon uygulamalarının zihin eğitiminde uygulanması iddialarının geçerliliğinin tartışılması nedeniyle meditasyonun faydalı etkilerini deneysel olarak kanıtlamak için Tibet rahipleri üzerinde çalışmalar yapmıştır. Tibet rahiplerinin meditasyon yaparken beynindeki aktiviteleri görüntülemek için yaptığı EEG ve fMRI çalışmaları ile beynin plastisitesi sayesinde zihnin eğitilerek daha olumlu duygu durumlarına ulaşılabildiğini göstermiştir. Buna göre örneğin; mutluluk, bir spor ya da müzik aleti çalmak gibi bir beceridir ve öğrenilebilir. Davidson, 14. Dalai Lama’nın yakın arkadaşıdır ve kendisi düzenli olarak meditasyon yapmaktadır.

15. Edward F. Diener | Kişilik Psikolojisi

Doğum Yılı ve Yeri : 1946, California, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, California Eyalet Üniversitesi, 1968
Doktora Derecesi : Psikoloji, Washington Üniversitesi, 1974

Hâlen Virginia Üniversitesi ve Utah Üniversitesinde Psikoloji Profesörü, Illinois-Champaign/Urbana Üniversitesinde Psikoloji Emeritus Profesörü ve Gallup Örgütünün üyesidir. Diener’in araştırmaları, bireylerin kendilerine atfettiği iyi oluş (mutluluk) derecesi olan öznel iyi oluş alanına odaklanmıştır. Çalışmalarının ana bulgusu, insan yaşamındaki sosyal bağlar ve öznel iyi oluş arasındaki güçlü ilişkinin, mutluluğun nesnel bir göstergesi olduğudur. Diener; bireylerin eğitim, medeni durum, mali durum vb. sosyo-demografik özelliklerini eşitleyerek yaptığı çalışmasıyla en çok mutlu olduğunu bildiren bireylerin en güçlü kişiler arası bağlara ve sosyal destek ağlarına sahip olanlar olduğunu göstermiştir.

Diener, diğer bir çalışmasında ise öznel iyi oluşun sağlık ve uzun ömür üzerinde yordanabilir olumlu etkileri olduğunu bulmuştur. Diener’in çalışmaları ayrıca çoğu insanın önceden belirlenmiş bir öznel iyi oluş seviyesinin olduğuna ve bu seviyenin eşin ölümü veya iş kaybı gibi olumsuz yaşam olaylarıyla dahi çok az değiştiğine yönelik inancın sorgulanmasını sağlamıştır. Bu inancın aksine birçok insanın yıkıcı yaşam olaylarından sonra asla önceki öznel iyi oluş seviyelerine geri dönmediğini bulmuştur. Yine de iyi haber şu ki önceden sabit olduğuna inanılan öznel iyi oluş seviyesinin aslında değişebilir olduğunun tespit edilmesi, terapötik müdahalenin iyi oluş seviyesinin yükseltilmesinde etkili olabileceği anlamına gelmektedir. Diener, son dönemde Martin Seligman (42. Sırada yer alıyor) ile birlikte Paranın Ötesinde: İyi Oluşun Ekonomisi Üzerine adlı makaleyi yayımlamıştır.

16. Paul Ekman | Sosyal Psikoloji, Biyolojik Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1934, Washington DC, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, New York Üniversitesi, 1954
Doktora Derecesi : Klinik Psikoloji, Adelphi Üniversitesi, 1958

Hâlen California Üniversitesinde Psikoloji Emeritus Profesörüdür. Ekman’ın uzmanlık alanı, insanlarda sözsüz iletişim ve özellikle emosyonların yüz ifadeleri yoluyla iletişimdeki rolüdür. 10.000’den fazla ayırt edilebilir yüz ifadesine bağlı son derece ayrıntılı bir duygu atlası geliştirmiştir. Ekman’ın bu alandaki özenli araştırmaları, afektif nörobilim alanının son zamanlardaki gelişimine zemin hazırlamıştır. Çalışmaları, alanda oldukça etkili olmakla birlikte aynı zamanda çokça tartışılmıştır. Çeşitli yüz ifadelerinin duygusal anlamlarının büyük ölçüde evrensel, diğer bir deyişle mevcut zaman veya kültürden bağımsız olduğunu ve bu ifadelerin, ortak insan biyolojimizde yer aldığını iddia etmiştir. Bu iddiası, yüz ifadelerinin duygusal anlamlarının göreceli ve kültüre özgü olduğunu belirten kültürel antropoloji alanında oldukça tartışma yaratmıştır.

Ekman, ayrıca yüz ifadelerine göre kendiliğinden ortaya çıkan gerçek ve simüle edilmiş aldatıcı duygular arasındaki farkların tespit edilmesi üzerine kapsamlı çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar, birçok açıdan eleştirilse de yalan tespit etme teknolojisinin gelişmesini sağlamıştır.
• ‘Lie to me’ adlı dizinin yapımında Paul Ekman’ın çalışmalarından esinlenilmiştir.

17. Jochen Fahrenberg | Kişilik Psikolojisi, Biyolojik Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1937, Berlin, Almanya
Lisans Derecesi : –
Y. Lisans Derecesi : –
Doktora Derecesi : Psikoloji, Freiburg Üniversitesi, 1966

Hâlen Freiburg Üniversitesinde Psikoloji Emeritus Profesörüdür. Fahrenberg, 1970’te Freiburg Üniversitesinde Psikofizyoloji Araştırma Grubunu kurdu. 1973 yılından 2002 yılında emekli olana kadar Psikoloji Bölüm Başkanı olarak görev aldı. Fahrenberg; kişiliğin nöral bağlantıları, kişilik ve hastalık arasındaki ilişki, kardiyovasküler rehabilitasyon ve yaşam doyumu gibi bir dizi alanda öncü araştırma yapmıştır. Kurduğu Psikofizyoloji Araştırma Grubu ile günlük durumlardaki davranışları konu alan araştırmaları kolaylaştırmak için katılımcıların fizyolojik açıdan ayaktan izlenmesi veya ayaktan değerlendirilmesine ilişkin yeni yöntemler geliştirmiştir. Ayaktan izleme, araştırmacıların özellikle bireylerin iş ve eğlence gibi anlık eylemlerinde gerçek zamanlı fizyolojik değişimlerini incelemesine izin vermektedir.

Buna ek olarak özellikle Amerikan kültüründe geliştirilmiş 16F Kişilik Testi ile karşılaştırılabilir ve Alman kültürüne uygun olan Freiburg Kişilik Envanterini geliştirmiştir. Fahrenberg, bireylerin inanç sistemlerinin, tutumlarının ve insan doğası hakkındaki varsayımlarının kişilik unsurlarıyla etkileşime girme biçiminin yanı sıra felsefi varsayımların ve kavramların psikoloji profesyonellerinin düşünce ve pratiklerini nasıl etkilediğini de incelemiştir.

18. Howard Gardner | Gelişim Psikolojisi, Eğitim Psikolojisi

Doğum Yılı ve Yeri : 1943, Scranton, Pennsylvania, ABD
Lisans Derecesi : Sosyal İlişkiler, Harvard College, 1965
Doktora Derecesi : Gelişim Psikolojisi, Harvard Üniversitesi, 1971

Hâlen Harvard Üniversitesi Eğitim Enstitüsünde Biliş ve Eğitim Profesörüdür. Gardner, çalışmalarını çocuk gelişimi ve eğitim psikolojisi üzerine odaklamış bir gelişim psikoloğudur. 1983 yılında yayımlanan Zihnin Çerçeveleri: Çoklu Zekâ Teorisi (Frames of Mind: The Theory of Multiple Intelligences) adlı kitabında standart IQ testleriyle ölçülen zekâ türünün, insanların etrafındaki dünyayla olan etkileşimleriyle ortaya çıkan çeşitli zekâ türlerinden sadece bir tanesi olduğu fikrini öne sürmüş ve zekâyı farklı boyutlarıyla değerlendirmemiz gerektiğini belirtmiştir.

Çoklu zekâ teorisinde yer alan zekâ türleri: dilbilimsel zekâ (örn. sözel akıcılık), logico-matematiksel zekâ (örn. aritmetik beceriler), mekânsal-uzamsal zekâ (örn. 2 ve 3 boyutlu şekilleri manipüle etme becerisi), kinestetik zekâ (örn. ince motor beceriler), sosyal zekâ (örn. sosyal/duygusal beceriler), içsel zekâ (örn. kişisel farkındalık/ötekini tanıma becerisi), estetik zekâ (örn. sanatsal/müzikal vb.) ve doğasal zekâ (örn. doğanın bütünlüğü ve canlılığını kavrama becerisi).

https://www.pbs.org/video/the-open-mind-howard-gardner-and-his-multiple-intelligences-part-i/

19. Kenneth J. Gergen | Sosyal Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1934, Rochester, New York, ABD
Lisans Derecesi : Yale Üniversitesi, 1957
Doktora Derecesi : Duke Üniversitesi, 1962

Hâlen Swarthmore College Kıdemli Araştırma Profesörü, Hollanda’daki Tilburg Üniversitesinde Yardımcı Profesör ve TAOS Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanıdır. Gergen, kariyerine benlik uyuşmazlığı ve alturistik eylemlerin muhatapları üzerindeki olumsuz etkisi gibi soruları araştırarak başlamıştır. Sonrasında ise dilbilim (Edward Sapir, Benjamin Whorf), sosyoloji (Alfred Schütz, Peter Berger), antropoloji (Franz Boas, Alfred Kroeber, Clifford Geertz) ve felsefe (Thomas Kuhn, Nelson Goodman, Michel Foucault) gibi alanlardan ilham alarak oluşturduğu sosyal inşa teorisini, sosyal psikolojiye kazandırmıştır. Sosyal inşa teorisinin arkasındaki fikir; gerçekliğin, fiziksel dünya ya da bireylerin zihni tarafından değil, belirli bir toplum ya da kültür tarafından kolektif olarak inşa edildiğidir. Gergen’in ilişkisel benlik görüşüne göre ise benlik algımız tamamen toplumdaki yerimizin bize sağladığı sosyal eylemlerin kapsamına bağlıdır.

20. Daniel T. Gilbert | Social Psychology, Cognitive Psychology

Doğum Yılı ve Yeri : 1957, Ithaca, New York, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Colorado Üniversitesi, 1981
Doktora Derecesi : Sosyal Psikoloji, Princeton Üniversitesi, 1985

Hâlen Harvard Üniversitesinde Psikoloji Profesörüdür. Gilbert, -sosyal psikoloji ve bilişsel psikoloji alanlarının kesişiminde- bilişsel yanlılıkların, (cognitive biases) bireysel seçimlerimizdeki afektif tahminlerimiz (affective forecasting) üzerindeki etkisinin, toplumsal ve politik uygulamaların sonucu olabileceğini belirtmektedir. Afektif tahmin, gelecekte yaşayacağımız bir olaya yönelik vereceğimiz kendi duygusal tepkilerimize ilişkin tahminlerimizdir. Diğer bir ifadeyle, hepimizin her zaman bilinçli veya bilinç dışı olarak herhangi bir kararla karşı karşıya kaldığımızda ne hissedeceğimize dair yaptığımız ön hesaplamalarımızdır. Bu durumlarda genellikle mutluluğumuzda en büyük artışa yol açacağına inandığımız seçeneği seçiyoruz; ancak sorun şu ki bu tahminlerimiz, bilişsel yanlılıklarımız -bu listedeki Dan Ariely ve Daniel Kahneman’ın da çalıştığı- nedeniyle pek de isabetli olamıyor.

Gilbert, bir diğer çalışmasında ise belirli bir seviyenin üzerinde servet edinmenin mutluluğa ek bir katkı sağlamadığını güvenilir bir şekilde göstermiştir. Bu nedenle de eğer mutlu olmak istiyorsak enerjimizi aile ve arkadaşlarımızla olağan, günlük deneyimlere yönlendirmemizi önermiştir.

21. Carol Gilligan | Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1936, New York City, NY, ABD
Lisans Derecesi : İngiliz Dili ve Edebiyatı, Swarthmore College, 1958
Y. Lisans Derecesi : Klinik Psikoloji, Radcliffe College, 1961
Doktora Derecesi : Sosyal Psikoloji, Harvard Üniversitesi, 1964

Hâlen New York Üniversitesi-Steinhardt Psikoloji Bölümünde Beşeri Bilimler ve Uygulamalı Psikoloji Profesörü ve NYU Hukuk Fakültesinde Üniversite Profesörüdür. Harvard Üniversitesinde doçent iken gelişim psikologları Erik Erikson (Psikososyal Gelişim Kuramının teorisyenlerinden) ve Lawrence Kohlberg (Ahlâk Gelişimi Kuramının teorisyenlerinden) ile çalışmıştır. Kısa bir süre sonra Kohlberg’in, öncelikle erkek denekler üzerinde yapılan araştırmalara dayanan ahlâki gelişim aşamaları teorisine -özellikle başkalarına bakım verme noktasında kadın ve erkek arasındaki farklılıklar nedeniyle- eleştirel biçimde yaklaşmıştır. Gilligan, kadınların ahlâki olgunluğa farklı bir yoldan eriştiklerini ve ahlâki kararlar alma biçimlerinin erkeklerinkinden farklı olduğunu ileri sürmüştür. Erkek ahlâkını, öncelikli olarak kural temelli, hak-görevlerin birincil taşıyıcısı ve ahlâki karar merkezi olarak tanımlamıştır. Kadınların ise empati ve şefkatle ilgili ihtiyaçlara, ilişki kurmaya ve grup çıkarlarına odaklanan bir bakım alma-sağlama perspektifiyle ahlâki olarak akıl yürüttüklerini öne sürmüştür.

Gilligan’ın çalışmaları, Farklı Bir Sesle: Psikolojik Teori ve Kadının Gelişimi (In a Different Voice: Psychological Theory and Women’s Development) adıyla kitaplaştırılarak ilk kez 1982’de yayımlanmıştır. Nel Noddings, Virginia Held ve Sara Ruddick gibi filozoflarla ‘Bakım Etiği’ olarak bilinen ahlâk felsefesinin yeni bir dalını geliştirmiştir. Çalışmaları, yeterli deneysel kanıta sahip olmadığı yönünde eleştirilse de bakım etiği, geleneksel ve erkek odaklı adalet etiğinin tamamlayıcısı olarak görmektedir.

https://www.law.nyu.edu/news/Carol-Gilligan-Carr-Conference

22. Daniel Goleman | Sosyal Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1946, Stockton, California, ABD
Lisans Derecesi : Antropoloji, Amherst College
Doktora Derecesi : Klinik Psikoloji, Harvard Üniversitesi

Harvard Üniversitesinden mezun olduktan sonra bir süre burada ders verdi. Ardından Yale Üniversitesinin Çocuk Araştırmaları Merkezinde Akademik, Sosyal ve Duygusal Öğrenme için Ortak Çalışma Birimini kurdu. ‘Psychology Today’ adlı derginin baş editörlüğünü yaptı. Sonrasında öncelikle edebiyat gazetecisi ve serbest yazar olarak çalıştı. Hâlen Rutgers Üniversitesi sponsorluğunda Örgütlerde Duygusal Zekâ Araştırmaları Konsorsiyumu Eş Başkanı ve Zihin ve Yaşam Enstitüsü Emeritus Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev almaktadır. Asya meditasyon geleneklerine ilgisi olan Goleman, akademik kariyerinin başlarında Hindistan ve Sri Lanka’da bulunmuştur. 1977’de buralarda bulunan farklı meditatif teknik türleri hakkında yazdığı ilk kitabı yayımlanmıştır. Akademisyenlik kariyerini gazetecilik ve yazarlık kariyeri için terk ettikten sonraki 12 yıl süresince (1984-1996) New York Times’ın bilim köşesine, özellikle beyinin biyolojik yapısı ile ilgili yazdığı yazılarla, katkılarda bulunmuştur. Böylelikle eski meditatif pratikler ile modern nörobilimin bir araya gelmesinde rol oynamıştır.

1995 yılında, en çok satan kitaplar arasına giren Duygusal Zekâ (Emotional Intelligence) adlı kitabını yayımlamıştır. Duyguları; biyolojik, evrimsel, psikolojik, felsefi ve sağduyu perspektifinden inceleyen Goleman, duyguların, sadece afektif yaşamımızda değil, insan bilişinin ve eyleminin tüm yönlerinde merkezi rol oynadığını belirtmiştir. Duygusal zekâyı, kişinin ve diğer insanların duygusal durumlarını herhangi bir koşulda anlama yeteneği, olarak tanımlamıştır. Ayrıca duygusal zekânın, sadece kişinin kişiler arası ilişkilerinde değil, akademik ve profesyonel bağlamda da başarı ve mutluluğun bir öngörücüsü -en az IQ kadar önemli- olduğunu belirtmiştir. Goleman, 1995’ten beri yaptığı çalışmalarla, eğitim ve iş dünyasına ve de daha genel olarak davranış bilimlerine önemli etkileri olan, öğrenilebilir ve öğretilebilir bir beceri olarak duygusal zekânın geliştirilmesine odaklanmıştır.

23. Alison Gopnik | Gelişim Psikolojisi, Bilişsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1955, Philadelphia, Pennsylvania, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Felsefe, McGill Üniversitesi, 1975
Doktora Derecesi : Deneysel Psikoloji, Oxford Üniversitesi, 1980

Hâlen California Üniversitesinde Psikoloji Profesörüdür. Gopnik, gelişim psikolojisi ile bilişsel bilim alanında çalışmalar yürütmüştür. Kariyerinin başlarında, bebeklerin, çevrelerindeki dünyayla başarılı bir şekilde etkileşime girmeyi öğrenme şeklini temsil etmek için -Bayes ağlara benzer- matematiksel modeller geliştirmiştir. Bu modeller ile hem bebeklerin tahminimizden çok daha karmaşık keşif yöntemleri kullanabildiklerini hem de Bayes ağlarının akıl yürütmenin incelenmesi konusunda önemli bir yöntem olduğunu deneysel olarak göstermiştir. Kariyeri boyunca felsefi meselelerle ilgilenen Gopnik, bu keşfiyle insan bilgisinin kökenlerine ilişkin yöneltilen tartışmalı iki açıklamadan biri olan rasyonel görüşü (doğa) deneyimsellik görüşünden (yetiştirme) daha fazla desteklemiştir.

Özetle, doğumdaki insan zihninin boş bir levhaya benzetildiği ve insan akıl yürütme becerisinin yetiştirilmeyle sonradan kazanıldığı fikri Gopnik’in bulguları ışığında artık savunulamaz. Gopnik, bu ve diğer birçok araştırma bulgusunu 2009’da yayımladığı Felsefi Bebek adlı kitabında bildirmiştir.

24. Jonathan D. Haidt | Sosyal Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1963, New York City, NY, ABD
Lisans Derecesi : Felsefe, Yale Üniversitesi, 1985
Doktora Derecesi : Psikoloji, Pennsylvania Üniversitesi, 1992

Hâlen New York Üniversitesi Stern İşletme Fakültesinde Etik Liderlik Profesörüdür. Haidt’in çalışmaları, ahlâki yargının ve bilinç dışı karar vermenin çeşitli yönlerinin sosyal ortamdaki etkilerine odaklanmıştır. 2001’de yayımlanan Duygusal Köpek ve Onun Akılcı Kuyruğu başlıklı makalesinde, çoğunlukla sezgisel olarak ahlâki yargılarda bulunduğumuzu ve hâlihazırda vermiş olduğumuz kararları meşrulaştırırken ahlâki akıl yürütmeyi sonraya bıraktığımızı belirtmektedir. Diğer bir ifadeyle, ilk önce sezgisel olarak karar veriyor sonrasında bu kararı neden verdiğimize ilişkin akıl yürüterek bu kararımızı anlamlandırıyoruz.

Haidt, ilk olarak pozitif psikoloji alanındaki çalışmalarını derlediği ve 2005’te yayımlanan kitabı Mutluluk Hipotezi (The Happiness Hypothesis) ile tanınmıştır. Bu kitapta, kültürel antropolojideki çalışmalardan yoğun bir şekilde yararlanan Haidt, bazı insanların sahip olduğu bazı karakter özellikleri gereği kendi içlerinde bilgeliği barındırdıkları için mutlu olduğunu belirtmiştir. Mutlu olmak için sosyal ahlâki sezgilerin geliştirilmesini önermiştir. Bunun için ise karşılıklı ilişki kurmak adına uygun durumların farkında olma, birinin fikrini değiştirme yeteneğimizi geliştirme, alçak gönüllü olma, farklı sevgi türlerini ayırt edebilme, zorlukları avantaja çevirme, erdem arayışında olma ve ilahi bir his hissedebilme gibi özelliklerimizi geliştirmemizi önermektedir.

Haidt, daha sonra ahlâki temeller teorisi ile ahlâki duyguların deneysel temelli bir tipolojisini geliştirmiştir. Ahlâki temeller teorisinde 5 kategori bulunmaktadır: umursama (caring), insaflılık/eşitlik (fairness), grup sadakati (group loyalty), otoriteye saygı (respect for authority) ve ruh saflığı/kutsallık (purty/sanctity). Haidt, Dürüst Zihin (The Righteous Mind) adlı son kitabında ise siyasi sol görüşün bu ahlâki ilkelerin yalnızca ilk ikisine; siyasi sağ görüşün ise beşine de sahip olduğunu ve bu görüşler arasındaki ayrımı daraltmanın tek yolunun, her iki tarafın da bir diğer tarafın sahip olduğu ahlâki kategoriler hakkında daha bilinçli olması olduğunu iddia etmiştir.

25. Jerome Kagan | Developmental Psychology, Personal Psychology

Doğum Yılı ve Yeri : 1929, Newark, New Jersey, ABD
Lisans Derecesi : Felsefe, Rutgers Üniversitesi, 1950
Doktora Derecesi : Psikoloji, Yale Üniversitesi, 1954

Hâlen Harvard Üniversitesinde Psikoloji Araştırma ve Emeritus Profesörüdür. Ayrıca New England Karmaşık Sistemler Enstitüsünde görev yapmaktadır. Kagan, erken çocukluk deneyimlerinin kişiliğin gelişimi üzerinde kalıcı etkileri olup olmadığını ortaya koymak için tasarladığı boylamsal çalışmalar yürütmüştür. Karakter özelliklerinin, nispeten erken travmatik deneyimlerden etkilendiğini ve bu etkilerin aslında yaşam döngüsü boyunca oldukça kararlı (kalıcı) olduğunu bulmuştur. Bilişsel gelişimin, çocuğun ortamındaki birçok faktörle ilişkili olduğunu ve erken dönemdeki gelişimsel gecikmelerin, çocuğun normal gelişimine engel olan durumlar ortadan kaldırıldıktan sonra, güvenilir bir şekilde telafi edilebileceğini göstermiştir.

Kagan, sonrasında dikkatini nispeten istikrarlı kişilik tiplerine, mizaca çevirmiştir. ‘Bastırılmış’ (inhibited); utangaç, çekingen, içe dönük ve ‘bastırılmamış’ (uninhibited); cesur ve dışa dönük olmak üzere iki temel mizaç tanımlamıştır. Her iki mizaç tipinin de genler ve çevre arasındaki karmaşık bir etkileşimden kaynaklandığını ve kontrolümüzün ötesinde var olduğunu, bu yüzden de mizaçla ilgili terapötik çalışmaların faydasının sınırlı olduğunu ileriye sürmüştür.

Kagan, son yıllarda psikoloji alanında yapılan çalışmalarda bulunan bir dizi soruna, örneğin; teori ve uygulamaların çok boyutlu ölçümlerden ziyade tek ölçümlere dayandırıldığına ve ruhsal hastalıkların etiyolojiye bakılmaksızın semptomlar temelinde tanımlandığına dikkat çekmiştir.

26. Daniel Kahneman | Bilişsel Psikoloji, Davranışsal Ekonomi

Doğum Yılı ve Yeri : 1934, Tel Aviv, İsrail
Lisans Derecesi : Psikoloji ve Matematik, Kudüs İbrani Üniversitesi, 1954
Doktora Derecesi : Psikoloji, California Üniversitesi, 1961

Hâlen Princeton Üniversitesinde Psikoloji ve Halkla İlişkiler Profesörüdür. 2002 yılında Ekonomi Bilimleri alanında Nobel ödülü alan Kahneman, esas olarak 1996’da aramızdan ayrılan Amos Tversky ile birlikte kurduğu davranışsal ekonomi alanındaki çalışmalarıyla bilinmektedir. Geleneksel iktisat teorilerinden rasyonel seçim teorisi -veya beklenen fayda teorisi-, bireylerin her zaman rasyonel aktörler olduğunu varsaymaktadır. Bu varsayım, bireylerin kendi algılarına güvenerek kendi çıkarları doğrultusunda hareket edebildikleri anlamına gelmektedir; ancak Kahneman ve Tversky, rasyonel seçim teorisinin gerçekçi olmadığını belirterek sınırlı rasyonellik varsayımını öne sürmüştür. Sınırlı rasyonalite varsayımı; bireylerin, rasyonel düşünme becerilerinin irrasyonel düşünce ve ön yargılar gibi faktörlerle kısıtlandığını ve bireylerin, özellikle olasılık hesaplamayı gerektiren durumlarda doğru bir şekilde akıl yürütmede çok iyi olmadıklarını öne sürmektedir.

Kahneman ve Tversky, irrasyonel yanlılık olarak adlandırdıkları ve bir şeyi kaybetmekten kaçınmanın, aynı şeyi kazanmaktan daha iyi olduğu duygusu olarak tanımladıkları kayıptan kaçınma üzerine özel bir çalışma yapmışlardır. Kahneman, daha sonraki çalışmalarına evrim teorisini daha açık bir şekilde dâhil etmeye başlamış ve düşünmede ikili süreçler teorisi olarak bilinen ‘hızlı ve yavaş’ olmak üzere iki sistemli bir insan düşünme modeli geliştirmiştir. Bu teoriye göre hızlı sistemle; otomatik, hazırda bulunan bilgi ve sezgisel eğilimlere dayanarak tepkiler verirken; yavaş sistem ile işlemesi zaman gerektiren akıl yürütme, planlama gibi üst düzey bilişsel süreçleri kullanarak tepkiler vermekteyiz.

27. Robert Kurzban | Evrimsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1969, Poughkeepsie, New York, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Cornell Üniversitesi, 1991
Doktora Derecesi : Psikoloji, California Üniversitesi, 1998

Hâlen Pennsylvania Üniversitesinde Psikoloji Profesörüdür. Pennsylvania Üniversitesinde 2003 yılında kurduğu Deneysel Evrimsel Psikoloji Laboratuvarında Direktör olarak görev yapmaktadır. Cosmides’in öğrencisi olan Kurzban, ikinci nesil evrim psikologlarındandır. Kurzban, evrim teorisine ek olarak sosyal psikoloji, bilişsel psikoloji ve deneysel iktisat alanında da çalışmalar yürütmektedir. Kurzban’ın evrimsel adaptasyon ortamımız bağlamında belirli sosyal davranış özelliklerinin seçici avantajını belirlemeye yönelik çalışmaları bulunmaktadır.

İnsanın insan hâline (hominizasyon) gelişinin gerçekleştiği avcı-toplayıcı grupların sosyal bağlamı nedeniyle insanların kendilerinden farklı yüz ve diğer morfolojik özelliklerini fark etmelerinin doğuştan gelen bir eğilime sahip olduğunu savunmaktadır. Kurzban; işbirliği, ahlak ve eş seçimi gibi konulara ek olarak, evrimsel psikolojinin varsayımlarından olan beyin fonksiyonlarının modülerliği konusundaki tartışmalarda da kilit isim olmuştur.

28. David Lewis | Kişilik Psikolojisi, Klinik Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1942, Fransa
Lisans Derecesi : Westminster Üniversitesi
Doktora Derecesi : Deneysel Psikoloji, Sussex Üniversitesi

Hâlen Sussex Üniversitesinde Psikoloji Profesörüdür. Doktora çalışmasının odak noktası fobiler ve genel kaygı durumlarının tedavisi olmuştur. Tıp Fakültesinde geçirdiği süre boyunca yazarlık yapan Lewis, Tıp Fakültesini bıraktıktan sonraki 10 yıl boyunca serbest gazeteci, fotoğrafçı ve yazar olarak çalıştı. Bu süre zarfında özellikle BBC’nin radyo ve televizyon kanallarında sunucu olarak görev yapmış sonrasında ise psikoloji yüksek öğrenimine dönmüştür. Doktora derecesini aldıktan sonra nörofeedback adı verilen yeni bir terapi türüne öncülük etmiştir. Nörofeedback ile hastaların, çeşitli olumlu ve olumsuz uyaranlara yanıt olarak verdikleri zihinsel tepkileri gerçek zamanlı biçimde izleyerek, duyguları üzerindeki kontrollerini geliştirmelerini sağlamayı amaçlamıştır.

Lewis; ayrıca anksiyeteyi, fobik tepkileri ve panik atakları kontrol etmek için nefes alma ile duygu arasındaki etkileşimler üzerine çalışmalar yapmış ve yeni bir nefes kontrol terapisi (Bo-tau) geliştirmiştir. Zihnin ve bedenin birlikte nasıl çalıştığı konusundaki bulgularını, spor gibi çaba gerektiren alanlarda eğitim programları geliştirmede kullanmıştır. Ayrıca potansiyel tüketicilerin, reklamlara ve pazarlamaya ilişkin uyaranlara nasıl tepki verdiğini incelemek için fMRI gibi aletleri kullanan bir disiplin olan nöropazarlamanın öncüsü olarak kabul edilmektedir.

29. Marsha M. Linehan | Kişilik Psikolojisi, Klinik Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1943, Tulsa, Oklahoma, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Loyola Üniversitesi, 1968
Doktora Derecesi : Deneysel Kişilik Psikolojisi, Loyola Üniversitesi, 1971

Hâlen Washington Üniversitesinde Psikoloji Profesörü, Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Profesörü ve Davranışsal Araştırma ve Terapi Klinikleri Direktörü olarak görev yapmaktadır. Linehan’ın öncelikli araştırma alanı, borderline kişilik bozukluğu (BKB) olmuştur. Genel anlamada BKB’den muzdarip bireylerin  şizofren olarak tanımlanamayacağı; ancak son derece değişken duygulara, tutarsız düşünme biçimine ve içeriğine sahip oldukları için bu bireylerin, nevroz ve psikoz arasında bir sınırda oldukları düşünülmektedir. BKB’ye çoğu zaman kinik depresyon, bipolar bozukluk, madde kullanım bozukluğu gibi bozukluklar ile kendine zarar verme, intihar düşünceleri-girişimi gibi davranışlar eşlik etmektedir. Ergenlik döneminin sıkıntılı geçtiğini dile getiren ve kendisi de BKB tanısı alarak 2 yıl hastanede yatılı olarak tedavi gören Linehan, tedavisi sonrasında kendi durumunu bilimsel olarak incelemeye karar vermiştir.  

“Cehennemdeydim… Yemin ettim: dışarı çıktığımda geri döneceğim ve diğerlerini buradan çıkaracağım.”

Linehan, başlangıçta bilişsel-davranışçı terapiyle (BDT) hastaların çatışmalarını daha gerçekçi bir şekilde yeniden çerçevelemelerine yardımcı olarak duygularını kontrol almalarına yönelik çalışmalar yapmıştır. Kısa süre sonra tedavi için başka bir bileşene ihtiyaç duyulduğunu düşünen Linehan, dini inancının kendi nihai iyileşmesinde önemli bir rol oynadığını dile getirmiştir. Ardından Hristiyan dualarıyla birçok özelliği paylaştığını gördüğü Zen Budizminin meditatif uygulamaları üzerine yaptığı çalışmayla diyalektik davranışsal terapi olarak adlandırdığı özel bir yaklaşım geliştirmiştir. Diyalektik davranışsal terapi, bireyin kendisinin ve şu andaki gerçekliğinin radikal kabulü ve her geçen anın farkındalığı olmak üzere iki önemli unsur içermektedir. Bu iki özellik birlikte var olarak kişinin değişken duygularını, bu duygular üzerinde gelip giderken kendilerini gözlemlemelerinin bir yolunu oluşturmaktadır. Diyalektik teriminin kaynağı olan diğer bir unsur ise çarpık düşünceleri ve zararlı duyguları taban tabana zıt düşünme ve hareket etme biçimleriyle dengelemektir. DDT, birçok uzman tarafından BKB ve ilişkili hastalıklar için mevcut en etkili tedavi olarak kabul edilmektedir.

30. Elizabeth F. Loftus | Bilişsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1944, Los Angeles, California, ABD
Lisans Derecesi : Matematik ve Psikoloji, California Üniversitesi, 1966
Y. Lisans Derecesi : Matematik ve Psikoloji, Stanford Üniversitesi, 1967
Doktora Derecesi : Matematik ve Psikoloji, Stanford Üniversitesi, 1970

Hâlen California Üniversitesinde Sosyal Ekoloji Profesörü, Bilişsel Bilimler Profesörü ve Hukuk Profesörü, Öğrenim ve Hafıza Nörobiyolojisi Merkezi üyesi, Psikoloji ve Hukuk Merkezi Kurucu Direktörüdür. Loftus, çalışmalarında belleğe odaklanmıştır. 1970’lerden itibaren, bireylere belirli bir olaydan sonra konuyla ilgili çelişkili bilgiler vererek belleğin kararlılığını ortaya çıkarmak için tasarladığı çeşitli deneyler gerçekleştirmiştir. Elde ettiği sonuçlara dayanarak yanlış bilgi etkisi (misinformation effect) olarak adlandırdığı fenomenle insanları, anılarının yanlış olduğuna ikna etmenin, hatta kesinlikle öyle olduğunu hatırladıklarını iddia ettikleri anılarını dahi değiştirmelerine neden olmanın, oldukça kolay olduğunu göstermiştir. Çalışmalarının sonuçları; anıların sürekli olarak yeniden yapılandırıldığını, dolayısıyla belleğin daha önce düşünülenden çok daha kolay değiştirilebilir ve telkine açık olduğunu ortaya koymuştur.

Görgü tanıklığı üzerine yaptığı araştırmasının sonuçları, çoğunlukla görgü tanıklarının ifadelerine dayanan ceza-adalet sistemimizin sorgulanmasını sağlamıştır. Sonrasında ise bastırılmış bellek (repressed memory) fenomeni olarak adlandırılan belleğin, travmatik olaylara ilişkin anıları bastırabileceği ve bu anıların sadece uzmanlar tarafından sorgulanarak -yıllar hatta on yıllar sonra- hatırlanabileceği fikrini öne sürmüştür. Bu konuda çocuk istismarı ve satanik ritüelleri de içeren bir dizi davada kendisinin uzman görüşüne başvurulmuştur. Loftus, otorite figürleri tarafından insanların özellikle çocukların zihinlerine sahte anıların kolayca yerleştirilebileceğine ilişkin bulgularını açıklayarak bu tür davalarda yanlışlıkla suçlananlar için adaleti sağlamada önemli bir rol oynamıştır.

31. Andrew N. Meltzoff | Gelişim Psikolojisi

Doğum Yılı ve Yeri : 1950, Los Angeles, California, ABD
Lisans Derecesi : Harvard Üniversitesi, 1972
Doktora Derecesi : Oxford Üniversitesi, 1976

Hâlen Washington Üniversitesinde Psikoloji Profesörü ve Öğrenme ve Beyin Bilimleri Enstitüsü Eş Direktörüdür. Meltzoff, kariyerine -M. Keith Moore ile birlikte yazdığı- 1977’de yayımlanan bebeklerin yetişkin yüz ifadelerini ve jestlerini taklit etme becerilerini incelediği makalesiyle başladı. Bu, yeni doğan (2 haftalık) bebeklerin, bilinenin aksine yetişkinlerin ifadelerini ve jestlerini güvenilir bir şekilde taklit edebildiklerini ve çok daha karmaşık bilişsel becerilere sahip olduklarını gösteren ilk bulgulardan biridir. Sonraki çalışmalarıyla, bebeklerin doğumdan sonraki ilk saat içerisinde de benzer beceriler sergilediğini göstererek doğuştan gelen bir bilişsel sistemin varlığını ortaya koymuştur.

Anlayışımızdaki bu ilerleme gelişim psikolojisi alanının yanı sıra dil edinimi, öğrenme, bellek, sosyalleşme, doğa / yetiştirme (nature or nurture) ve diğer birçok alanda etkili olmuştur. Meltzoff; daha sonraki çalışmalarında otizm, empati, niyet, bebeğin zihin teorisi -diğer insanların niyetlerini anlama yeteneği-, bakışları takip etme ve taklit etmenin altında yatan nöral mekanizmalar gibi konuları incelemiştir. Bebekler üzerinde onlarca yıl süren araştırmalarının bir sonucu olarak, bebeklerin taklit becerilerinin normal gelişim için önemli bir temel teşkil ettiğini vurgulamaktadır: “Onların eli var, sizin de eliniz var ve bu benzerliği tanıyorlar. Bu, büyüdüklerinde başkalarına empati duymalarını ve başkalarına özen gösterebilmelerini sağlayan kendi benlikleriyle ötekisi arasında kurdukları ilk köprüdür.”

32. Geoffrey F. Miller | Evrimsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1965, Cincinnati, Ohio, ABD
Lisans Derecesi : Biyoloji, Psikoloji, Columbia Üniversitesi, 1987
Doktora Derecesi : Deneysel Psikoloji, Stanford Üniversitesi, 1993

Roger N. Shepard’ın danışmanlığında ‘Kaçak Cinsel Seçim yoluyla İnsan Beyninin Evrimi’ adlı doktora tezini yazdı. Hâlen New Mexico Üniversitesinde Psikoloji Doçentidir. Miller, öncelikle insan cinsel seçilimi ve evrimsel tüketici psikolojisi olmak üzere evrim psikolojisi ve psikolojinin diğer birçok alt alanında araştırmalar yapmıştır. Cinsel seçilim; çiftlerden birinin, diğerinin çiftleşme tercihlerine yönelik adaptasyonu yoluyla gelişebileceği ve bu adaptasyonun birbirlerinden bağımsız olduğu fikrine dayanmaktadır. Cinsel seçilim, ayrıca doğal seçilimin bir alt kümesi olup tavus kuşu kuyruğunun güzelliği gibi özelliklerin varlığını açıklamak için yararlı bir kavramdır.

Miller, özellikle ünlü istatistikçi Ronald A. Fisher’ın 1910’larda geliştirdiği cinsel seçilim modellerinin güncellenmesi konusundaki çalışmaları ile bilinmektedir. Böylelikle belirli bir üreme paternine sahip türlerde cinsel seçilimin, türün varlığını tehdit eden noktaya gelecek kadar nasıl kontrolden çıkabileceğini göstermiştir (runaway selection). Soyu tükenmiş İrlandalı elklerin abartılı boynuzları genellikle buna örnek bir vakadır.

Miller, insan beyninin boyutunun hızlı bir şekilde artışının yoğun cinsel seçilim baskısından kaynaklandığını ve bu nedenle zekânın hayatta kalmamız üzerindeki uzun vadeli etkileri konusunda çok dikkatli olmamız gerektiğini savunmaktadır. Ayrıca cinsel seçilim mantığından yola çıkarak erkeklerde yüksek sosyal statünün, üreme başarısının bir göstergesi olduğunu öne süren yeni evrimsel tüketici psikolojisi alanının gelişmesine öncülük etmiştir.

33. Walter Mischel | Kişilik Psikolojisi

Doğum Yılı ve Yeri : 1930, Viyana, Avusturya
Lisans Derecesi : Psikoloji, New York Üniversitesi, 1951
Y. Lisans Derecesi : Klinik Psikoloji, New York Üniversitesi, 1953
Doktora Derecesi : Klinik Psikoloji, Ohio Eyalet Üniversitesi, 1956

Mischel, 12 Eylül 2018 tarihinde vefat etmiştir. Mischel, 1968 tarihli Kişilik ve Değerlendirme (Personality and Assessment) adlı kitabında, kişilik özelliklerinin yüksek oranda bağlama bağlı olduğu iddiasıyla, daha önce öne sürülen kişiliğin zaman içinde ve çeşitli sosyal bağlamlarda değişmez olduğu fikrine karşı çıkmıştır. Kişilik bütünlüğünü sağlayan temel-değişmez olan özellikleri inkâr etmemekle birlikte kişiliğin karmaşık bir yapıda olduğunu; kişiliği, bağlamsal ve koşullu (if then) davranış paternleriyle açıklayabileceğimizi öne sürmüştür. Mischel’in 1960’larda yürüttüğü bir diğer önemli çalışması da okul öncesi çocukların kendi kendini kontrol etme becerilerinin incelenmesine yöneliktir.

Mischel, Marschmallow Testi olarak da bilinen çocuğa nispeten kısa bir süre sonra bir veya iki şey arasında seçim yapmasının teklif edildiği basit bir deney düzeni tasarlamıştır. Bu deney, daha sonra boylamsal araştırmalarla birçok sayıda çocuk üzerinde gerçekleştirilmiş olup bu sayede test sonuçları zaman içerisinde çeşitli akademik ve yaşam sonuçlarıyla ilişkilendirilebilmiştir. Sonuçlar; hazzı erteleyebilen çocukların, yıllar sonra daha üstün bir akademik başarıya, daha yüksek düzeyde aile-iş hayatı istikrarına ve maddi kazançlara sahip olduğunu göstermektedir.

34. Lynn Nadel | Bilişsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1942, Viyane, New York City, New York, ABD
Lisans Derecesi : Biyoloji, McGill Üniversitesi, 1963
Y. Lisans Derecesi : Psikoloji, McGill Üniversitesi, 1965
Doktora Derecesi : Fizyolojik Psikoloji, McGill Üniversitesi, 1967

Hâlen Arizona Üniversitesinde Psikoloji ve Bilişsel Bilimler Emeritus Profesörüdür. Nadel, kariyeri boyunca belleğin nöral temelleri, Down Sendromunun nörobiyolojisi ve tedavisi gibi alanlarda çalışmalar gerçekleştirmiştir. Nörobilimci John O’Keefe ile birlikte bellek oluşumunda hipokampüsün rolü üzerine çalışmalar yürütmüştür. Serbest dolaşan kedilerin beyinlerindeki implantlardan alınan EEG sinyallerini kaydederek kedinin hipokampüsündeki aktivasyon paterninin, kedinin bulunduğu üç boyutlu alanla eş biçimli olduğunu göstermiştir. Diğer bir deyişle, hipokampüs, kedinin çevresinin şematik bir haritasını depolamaktadır. O’Keeffe ve Nadel, çığır açan çalışmalarını 1978’de Bilişsel Harita Olarak Hipokampüs adlı kitaplarında yayımlamışlardır -O’Keeffe, bu araştırmayla 2014 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülünü kazanmıştır-.

Nadel, belleğin çoklu izleme teorisiyle (multiple trace theory of memory) hipokampüsün, epizodik belleğin depolanması ve geri çağrılmasında birincil nöral yapı olduğunu göstermiştir. Ayrıca özellikle stres ve bellek, uyku ve bellek arasındaki ilişki ile belleğin yeniden sağlamlaştırılması ve Down Sendromu ile ilişkili bellek hasarları üzerine de çalışmalar yürütmüştür.

35. Kenneth I. Pargament | Kişilik Psikolojisi, Klinik Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1950, Viyane, Washington, DC, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Maryland Üniversitesi, 1972
Doktora Derecesi : Klinik Toplum Psikolojisi, Maryland Üniversitesi, 1977

Hâlen Bowling Green State Üniversitesinde Emeritus Psikoloji Profesörüdür. Pergament, çalışmalarında psikolojik sağlık ve stresle başa çıkmada dini inancın rolüne odaklanmıştır. Din ve psikoloji üzerine araştırmalar yaparak -bu konularda değerlendirme ve müdahale yöntemleri geliştirmek için- sistematik bir teorik çerçeve geliştirmeye çalışmıştır. Dini başa çıkma stratejilerini ölçmek için tasarladığı, 3 kategorili RCOPE anketini geliştirmiştir. Bu kategorilerden ilki, tanrının iradesine teslim olmaya vurgu yapan dini başa çıkma biçimleri; ikincisi, bireyin esasen tanrıyı kendi amaçlarına dâhil ettiği kendi kendini yönetme biçimleri; üçüncüsü ise tanrının bireyin yaşamına ortak hâle geldiği işbirliği biçimleridir.

Ardından Pargament, psikoterapistleri dine karşı tutumları bakımından 4 gruba ayırmıştır: dini küçümseyip dinde herhangi bir terapötik değer olduğunu kabul etmeyen reddediciler; herkes için terapiyi savunan dışlayıcılar; dini terapiye dâhil etmek isteyen; ancak aşkın gerçekliğin nesnel varlığını inkâr eden yapıcılar ve son olarak aşkın olanın gerçekliğini tanıyan; ancak bu gerçekliğe yönelik olan farklı yaklaşımların geçerliliğini de kabul eden çoğulcular. Pargament, reddedici grubun, psikoloji camiasında yoğun oluşunu sorgulayarak tercihen çoğulcu çizgideki bir din eğitiminin, psikoterapistlerin eğitiminin zorunlu bir bileşeni olması gerektiğini ileriye sürerek tartışmalara yol açmıştır.

36. Steven A. Pinker | Bilişsel Psikoloji, Psikodilbilim

Doğum Yılı ve Yeri : 1954, Montreal, Quebec, Kanada
Lisans Derecesi : Psikoloji, McGill Üniversitesi, 1976
Doktora Derecesi : Deneysel Psikoloji, Harvard Üniversitesi, 1979

Stephen Kosslyn ile birlikte çalışan Pinker, hâlen Harvard Üniversitesinde Psikoloji Profesörüdür. Pinker, özellikle dil becerileri ile ilgilenmiş ve beynin bir bilgisayar olduğu fikrine dayanan hesapsal zihin teorisini savunmuştur. Noam Chomsky’nin çalışmaları doğrultusunda dil kapasitesinin, evrensel ve içgüdüsel olduğunu; bu içgüdüsel davranışı, deneyim ile sadece belirli bir dilin belirli biçimlerine dönüştürdüğümüzü ileri sürmüştür. Pinker, küçük çocukların anadilinin sözel biçim bilimi (morfoloji) üzerine çalışmalar yürütmüştür. Aynı zamanda 1980’lerde zihin ve konuşmanın bağlantısal modelleri hakkındaki tartışmalara dâhil olmuştur. -Bağlantısalcılık; zihnin işlemlerini yürütme biçiminin, sıradan bir bilgisayarda olan seri işlemenin aksine büyük ölçüde paralel ve farklı beyin bölgelerince işletildiği fikridir-.

1994’te yayımlanan The Language Instinct (Dil İçgüdüsü) adlı kitabında, doğuştan gelen dil becerilerinin insanlık için önemini vurgulamıştır. 2002’te yayımlanan In The Blank Slate (Boş Levha) adlı kitabında ise dil becerilerindeki doğuştan gelen biyolojik doğamızı detaylandırarak doğa / yetiştirme (nature or nurture) alanındaki tartışmaları genişletmiştir. 2011’de yayımlanan The Better Angels of Our Nature (Doğamızın İyilik Melekleri) adlı kitabında, mevcut zamanda revaçta olan pesimistliğe karşı insanlık tarihinin nesnel bir analizini yaparak optimist olmamızın nedenlerini sunmaktadır.

37. Michael I. Posner | Bilişsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1936, Cincinnati, Ohio, ABD
Lisans Derecesi : Fizik, Washington Üniversitesi, 1957
Y. Lisans Derecesi : Psikoloji, Washington Üniversitesi, 1959
Doktora Derecesi : Psikoloji, Michigan Üniversitesi, 1962

Hâlen Oregon Üniversitesinde Psikoloji Emeritus Profesörü ve Nörobilim Enstitüsü üyesidir. Posner’ın çalışmaları esas olarak dikkatin psikolojisi ve nörobiyolojisine odaklanır. Araştırmaları sırasında birçok önemli deneysel teknik kullanarak yeni bir paradigma geliştirmiştir. Posner paradigması olarak da bilinen Posner İpucu Görevi (Posner Cueing Task), dikkatin incelenmesinde kullanılan nöropsikolojik bir testtir. Bu görevde, bireyin dikkatini yönlendirmek üzere mekânsal (merkezi ya da çevresel) bir ipucunun (geçerli, geçersiz ya da nötr) verilmesinin ardından ortaya çıkan çevresel bir hedefe verdiği tepkinin süresi ölçülmektedir. Özetle, bireyin uzamsal dikkatini kaydırma (attentional shift) yeteneğini değerlendiren görev, dikkatin altında yatan mekanizmaların araştırılmasında ve beyin hasarı sonucu oluşan dikkat bozukluklarının tespit edilmesinde kullanılmaktadır.

Posner’in bilişsel psikoloji alanına kattığı başka bir protokol de karmaşık bir bilişsel görevin daha basit bir işlem dizisine ayrıştırılması olan çıkarma yöntemidir (subtraction method). 1978 yılında yaptığı harf eşleme çalışmasında çıkarma yöntemini kullanarak bireylere, ilk aşamada verdiği harflerin fiziksel olarak aynı; sonraki aşamada ise bu harflerin ikisinin de ünlü ya da ünsüz harf olup olmadığını tespit etmelerini istemiş ve tepki sürelerini ölçmüştür. Diğer bir ifadeyle bireylerden, ilk aşamada, basit olan ‘uyaran tanıma’; ikinci aşamada ise daha karmaşık olan ‘kategori tanıma’ görevini yerine getirmelerini istemiştir. Bizler artık bu yöntemle, görevler basitten karmaşığa doğru gittikçe, bu görevlerle ilişkili olan bilişsel süreçlerin her birinin işlenmesi için gerekli olan yaklaşık süreyi belirleyebiliyoruz.

https://www.psytoolkit.org/experiment-library/cueing.html

38. Eleanor H. Rosch | Bilişsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1938, New York City, New York, ABD
Lisans Derecesi : Felsefe, Reed College,
Doktora Derecesi : Bilişsel Psikoloji, Harvard Üniversitesi

Hâlen Berkeley, California Üniversitesinde Psikoloji Profesörüdür. Bilişsel bilim alanında çalışan Rosch, beynin, dünya hakkındaki bilgileri nasıl düzenleyip yapılandırarak kategorize ettiğini araştırmaktadır. İnsanlarda zihinsel kategorizasyon becerisi doğuştan (biyolojik) ve edinilmiş (öğrenilmiş) boyutlara sahiptir. Sorun, hem bu boyutların kategorizasyon sürecine olan katkılarını birbirinden ayırmak hem de bu boyutların her birine özgü daha spesifik özelliklerini belirlemektir. Bu noktada Rosch, bilginin kategorizasyonunda prototiplerin önemini vurgulayan deneysel çalışmalar yürütmüştür. Geliştirdiği prototip teorisi ile prototiplerin, kategorizasyon sürecinde bilişsel referans noktaları olduğunu; nesneleri ve şeyleri prototipe benzerliklerine göre sınıflandırdığımızı dile getirmektedir. Örneğin; serçe ‘kuş’ prototipine penguenden daha çok benzediği için serçenin kuş olduğunu penguenin kuş olduğundan daha kısa sürede söyleriz.

Deneysel çalışmalarından elde ettiği bir başka sonuç da hiyerarşik taksonomik yapıların (örn. sandalye / mobilya) rastgele değil kategoriye ait en temel özellikten başlayarak bunun üzerine inşa edildiği fikridir. Rosch, kategorizasyonun işlevleri üzerine de teorik çalışmalar yapmış ve kategorizasyonun iki temel ilkesini öne sürmüştür: birincisi, kategori sistemlerinin görevi, en az bilişsel çaba ile maksimum bilgi sağlamaktır; ikincisi ise dünyaya ilişkin bilgiyi gelişigüzel veya öngörülemeyen niteliklerine göre algılamak yerine yapılandırılmış olarak algılamaktayız.

39. Michael L. Rutter | Gelişim Psikolojisi, Çocuk Psikiyatrisi

Doğum Yılı ve Yeri : 1933, Lübnan
Lisans Derecesi : Birmingham Üniversitesi, Tıp Fakültesi, 1950
Doktora Derecesi : Birmingham Üniversitesi, Tıp Fakültesi, 1955

Hâlen Londra Üniversitesinde Gelişim Psikopatolojisi Profesörüdür. Rutter’ın çalışmaları, erken çocukluktan ergenliğe kadar kişilik gelişimi bozukluklarına odaklanmıştır. Otizm üzerine yaptığı çalışmaların yanı sıra Wight Adası’ndaki yoksul nüfusun sosyal yoksunluk durumunu epidemiyolojik açıdan incelemiştir. Bu popülasyonlardaki, özellikle otizm teşhisi konan çocuklarda bilişsel ve duygusal eksiklikleri inceleyen Rutter, anket gibi geleneksel veri toplama araçlarını DNA analizi ve nörogörüntüleme gibi yeni teknolojilerle birleştirmiştir. Yıllar boyunca üzerinde çalıştığı diğer konular; ailelerin ve okulların çocuk gelişimi üzerindeki etkileri, okuma bozuklukları, genetik ve çevresel faktörlerin normal ve patolojik gelişim üzerindeki etkileri olmuştur.

Rutter, 1969 yılında yayımlanan Attachment and Loss (Bağlanma ve Kayıp) ve 1972 yılında yayımlanan Maternal Deprivation Reassessed (Anne Yoksunluğunun Yeniden Değerlendirilmesi) adlı kitaplarında, psikiyatrist John Bowlby’nin; çocuğun anne ile sıcak, samimi ve istikrarlı ilişki kurmasının, çocuğun psikolojik ve duygusal olarak sağlıklı gelişimi için önemli olduğunu ileri sürdüğü, anne yoksunluğu teorisini yeniden değerlendirmiştir. Bowbly’nin, çoğu gelişimsel patolojinin ve kişilik bozukluklarının temelinde anne yoksunluğu olduğuna dair teorisinin, durumu açıklamakta yetersiz olduğunu ileriye sürmüştür. Rutter, annelik kalitesinin yanı sıra genetik miras, geniş aile, okul ve diğer çeşitli sosyal, kurumsal ve ekolojik ortam gibi faktörlerin de bireylerin sağlıklı psikolojik gelişimlerinde etkili olduğuna dikkat çekmiştir.

40. Marianne Schmid Mast | Sosyal Psikoloji, Organizasyonel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1965, Olten, İsviçre
Lisans Derecesi : Psikoloji, Zurih Üniversitesi, 1996
Doktora Derecesi : Psikoloji, Zurih Üniversitesi, 2000

Hâlen Lausanne Üniversitesinde Örgütsel Davranış Profesörüdür. Schmid Mast’ın araştırmaları; dominantlık hiyerarşisinde bireylerin birbirleriyle nasıl etkileşimde bulundukları, bireylerin kendilerinden alt, üst veya eş düzeylere sahip diğer bireylerle hem sosyal etkileşimlerini nasıl algıladıkları hem de sözlü-sözsüz olarak nasıl iletişim kurdukları üzerinde yoğunlaşmıştır. Schmid Mast’ın bulgularının birçok alana genellenebilir ve her türlü hiyerarşik organizasyon için geçerli olduğu söylenebilir. Örneğin; bir çalışmasında hekim-hasta iletişiminin klinik sonuçları etkileyebildiğini göstermiştir.

Schmid Mast, ayrıca kişiler arası davranış ve iletişimi araştırmanın yanı sıra sosyal etkileşimlerde sözsüz davranışları analiz etmek için 3 boyutlu sanal ortam teknolojisi ve bilgisayar tabanlı otomatik algılama gibi teknolojilerden yararlanmıştır. Örneğin; bireylerin, iş görüşmesi gibi durumları hem sanal gerçeklik hem de gerçek yaşam ortamında deneyimlemesini sağlayarak kendilerini algılama, fizyolojik uyarılma, algılanan yetkinlik ve ikna gücünü geliştirmelerini sağlamaktadır.

41. Erich Schröger | Biyolojik Psikoloji, Deneysel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1958, Münih, Almanya
Lisans Derecesi : Felsefe, Münih Felsefe Üniversitesi, 1982
Psikoloji, Ludwig-Maximilians Üniversitesi, 1986
Doktora Derecesi : Psikoloji, Ludwig-Maximilians Üniversitesi, 1991

Hâlen Leipzig Üniversitesinde Bilişsel Psikoloji Profesörüdür ve burada Uluslararası Max Planck Araştırma Okuluna bağlı İletişim Sinirbilimi: Yapı, İşlev ve Plastisite (IMPRS NeuroCom) BioCog Grubunda yöneticidir. Schröger, psikolojinin felsefe ve teolojik bilimlerden ayrılarak farklı bir disiplin olmasında etkili olan psikofizik alanında çalışmalar yürütmektedir. Deneysel psikolojinin alt alanı olarak düşünebileceğimiz psikofizik alanına; Gustav Fechner (1801-1887), Hermann von Helmholtz (1821-1894) ve Wilhelm Wundt (1832-1920) gibi Alman bilim insanları çalışmalarıyla öncülük etmiştir. Schröger; dikkat, algı, bellek ve multimodal duyu işleme ile ilgili çalışmalarıyla Wilhelm Wundt’un 1879 yılında Leipzig Üniversitesinde kurduğu ilk psikoloji laboratuvarının araştırma geleneğini devam ettirmektedir.

Schröger, dikkati otomatik olarak dağıtan mekanizmaları incelemek için görevle ilgili olmayan uyaran bilgisini değişimlediği deneysel bir paradigma geliştirmiş ve düzenli uyaran dizilerindeki ihlallerin tespit edilmesinde etkili olan önemli süreçleri tanımlamıştır. Uyaran dizisindeki otomatik değişikliklerin tespitinde hem duyusal adaptasyonun hem de duyusal belleğin karşılaştırma süreçlerinin etkili olduğunu göstermiştir. İşitmeye bağlı tahminlerin modellenmesine yönelik çalışmasında ise konuşma gibi son derece hızlı ve karmaşık işitsel bilgileri yorumlama becerisinin duyusal ve sinirsel temellerinin, çevresel uyaran bilgilerinin -bu uyaranlarla olan geçmiş deneyimlerimize göre- düzenli olmasına dayanarak oluşturulan tahmin modellerine bağlı olduğunu belirtmiştir. Buna göre beyin, mekanik olarak bir uyaran dizisindeki hataları, tahmin edilen sinyal ile gerçekte alınan sinyal arasındaki her adımdaki farkı hesaplayarak bir tür optimal tahmin modeli oluşturmakta bizler de çevresel işitsel uyaranları bu modele göre algılayıp yorumlamaktayız.

https://home.uni-leipzig.de/biocog/schroger/

42. Martin E. P. Marty Seligman | Kişilik Psikolojisi

Doğum Yılı ve Yeri : 1942, Albany, New York, ABD
Lisans Derecesi : Felsefe, Princeton Üniversitesi, 1964
Doktora Derecesi : Psikoloji, Pennsylvania Üniversitesi, 1967

Hâlen Pennsylvania Üniversitesinde Psikoloji Profesörü ve Penn Pozitif Psikoloji Merkezi Direktörüdür. İnsanların erdemlerine, olumlu ve güçlü özelliklerine odaklanan bir yaklaşım olan Pozitif Psikoloji akımının öncülerinden olan Seligman, ilk olarak Maier ile birlikte 1967 yılında köpeklerle yaptığı deneyle sunduğu öğrenilmiş çaresizlik teorisi ile tanınmıştır. Öğrenilmiş çaresizlik; bir durumda, kontrol edilemeyen, rahatsızlık verici veya kısıtlayıcı bir uyarana sürekli biçimde maruz kalmanın sonucunda gelişen tepkilerin, bu uyaran ortadan kaldırıldığında da devam etmesidir. Klinik depresyonun ve ilgili akıl hastalıklarının kökeninin, öğrenilmiş çaresizlik olgusuna dayandığı düşünülmektedir.

Seligman’ın diğer bir ses getiren çalışması da otantik mutluluk olarak adlandırdığı, karakterimizdeki öz dayanıklılık kaynaklarımız üzerinedir. 2004 yılında, Christopher Peterson ile birlikte yayımladığı Character Strengths and Virtues (Karakter Gücü ve Erdemi) adlı kitapta, öz-kaynaklarımızı şöyle sıralamıştır: bilgelik, cesaret, insaniyet, adalet, ölçülülük ve aşkınlık olmak üzere 6 erdem ve bu 6 erdemin altında yer alan toplam 24 karakter gücü (yaratıcılık, merak, öğrenme sevgisi, açık fikirlilik, bakış açısı, cesur olma, sebatkârlık, dürüstlük, yaşam coşkusu, sosyal zekâ, sevgi, iyilikseverlik, liderlik, vatandaşlık, hakkaniyet, affedicilik, alçakgönüllülük, öz-denetim, ihtiyatlılık, estetik ve mükemmelliğin takdiri, şükran duyma, umut, mizah ve maneviyat).

2011 yılında yayımlanan Flourish (gelişme, büyüme) adlı kitabında ise öz dayanıklılık için gerekli olan ve PERMA olarak adlandırılan 5 karakter özelliği tanımlamıştır:

  1. Olumlu duygu (mutluluk, zevk, sevinç, vb. deneyimleme kapasitesi)
  2. Vecd (akışı deneyimleme kapasitesi-zaman ve mekândan bağımsızlaşan meşguliyet-)
  3. İlişki (dostluk, yakınlık ve bağ kurma kapasitesi)
  4. Anlam (kendisinden daha büyük bir şeye ait olma duygusunu deneyimleme kapasitesi)
  5. Başarı (görevleri yerine getirme kapasitesi)

43. Roger N. Shepard | Cognitive Psychology

Doğum Yılı ve Yeri : 1929, Palo Alto, California, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Stanford Üniversitesi, 1951
Doktora Derecesi : Psikoloji, Yale Üniversitesi, 1955

Mezun olduktan sonra, Harvard Üniversitesindeki görevini kabul etmeden önce, bir süre Bell Labs’ta çalıştı. Hâlen Stanford Üniversitesi Sosyal Bilimler Emeritus Profesörüdür. Shepard’ın çalışmaları öncelikle görsel mekânsal algıya odaklanmıştır. 1971 yılında, Jacqueline Metzler ile zihinsel rotasyon fenomenini araştırmak için üç boyutlu nesnelerin zihinde döndürülmesini test eden bir deney düzenlemiştir. Katılımcılara, üç boyutlu, asimetrik ya da aynı olup da farklı açılara sahip olan nesneleri çiftler halinde sunmuş ve ardından katılımcıların, o nesne çiftinin gerçekten aynı nesne mi yoksa iki farklı nesne mi olduğuna karar vermelerinin ne kadar sürdüğünü ölçmüştür.

Sonuçlar; bir nesne, orijinalinden ne kadar fazla döndürülürse, bireylerin, iki görüntünün aynı nesne mi yoksa orijinal nesnenin ayna görüntüsü mü (enantiomorph) olduğuna karar vermelerinin daha uzun sürdüğünü göstermiştir. Zihinsel rotasyon görevleri özellikle bireylerin bilişsel süreçlerinin (örn. zekâ testleri) değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Shepard aynı zamanda, işitme sistemi üzerinde deneyler yapmış ve adı “Shepard tonu” olarak bilinen işitsel illüzyona verilmiştir.

  • Dunkirk adlı filmde Shepard tonu kullanılmıştır.

44. Elizabeth S. Spelke | Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1949, New York City, New York, ABD
Lisans Derecesi : Sosyal İlişkiler, Radcliffe College, 1971
Doktora Derecesi : Psikoloji, Cornell Üniversitesi, 1978

Hâlen Harvard Üniversitesinde Psikoloji Profesörü, Harvard Eğitim Enstitüsü üyesi ve Gelişimsel Araştırmalar Laboratuvarı Direktörüdür. Spelke’nin çalışmaları; matematik becerisi, bilişsel haritalar gibi sembolik temsiller oluşturma, taksonomik kategoriler geliştirme, içinde yaşanılan sosyal grupların duyguları hakkında akıl yürütme becerisin odaklanmıştır. İnsan bebek ve çocuklarının bilişsel özellikleri ile primatların bilişsel özelliklerini karşılaştırmış ayrıca bunlar arasındaki ilişkili yönlerin, çeşitli kültürel ortamlardaki tezahürlerini incelemiştir. Bebeklerle yaptığı çalışmalarda, ilk olarak Robert Fantz tarafından geliştirilen, tercihli bakış (preferential looking) tekniğini kullanarak bebeklere farklı görüntüler sunmuş ve bebeklerin görüntülere bakma sürelerini ölçmüştür.

Spelke, ayrıca modern toplumlarda matematiksel yetenek ve kazanımdaki cinsiyet farklılıklarına, biyoloji ve kültürün katkısını karşılaştırmalı olarak incelediği çalışmaları ile bilinmektedir. Araştırma bulguları, bilişsel yeteneklerimizin çoğunun doğuştan / biyolojik bir temele sahip olduğu fikrini desteklemektedir. Uzun süreli araştırmalarının sonucunda, erkekler ve kadınlar arasında genel matematiksel yeteneğin altında yatan bilişsel kapasiteler (sayısal akıl yürütme, mekânsal akıl yürütme, mantıksal akıl yürütme, vb.) açısından anlamlı bir fark olmadığını tespit etmiş ve matematiksel yetenek ve kazanım açısından gözlenen cinsiyetler arası farkı açıklamak için sosyal ve kültürel faktörlere bakılmasını önermiştir.

45. Robert J. Sternberg | Gelişim Psikolojisi, Bilişsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1949, Newark, New Jersey, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Yale Üniversitesi, 1972
Doktora Derecesi : Psikoloji, Stanford Üniversitesi, 1975

Hâlen Cornell Üniversitesinde Psikoloji Profesörüdür. Sternberg, insan zekâsını spesifik ölçüm araçlarıyla ölçmenin, zekânın sadece tek bir yönünü açıklayabileceğini ve bu yaklaşımla sadece okulda veya kitap okumada başarılı olan insanların performanslarının ölçülebileceğini ileri sürmüştür. Geliştirdiği üçlü zeka teorisi ile zekânın; gelişimsel, bilişsel, sosyal ve biyolojik açıdan ele alınması gerektiğini savunmuştur. 2003 yılında, düşünme sistemleri üzerinden geliştirdiği üçlü zekâ teorisiyle, zekâ biçimlerini aşağıdaki şekilde kategorilendirmiştir:

  1. Analitik zekâ: Önceden ayarlanmış, iyi tanımlanmış matematiksel ve sözlü görevleri tek bir doğru çözümle (standart IQ testleri ile ölçülen geleneksel olarak tanınan zekâ biçimi) çözme yeteneğidir.
  2. Yaratıcı zekâ: Birçok çözümün mümkün olduğu, beklenmedik durumlarda yeni görevleri doğru sonuçla çözme yeteneğidir.
  3. Pratik zekâ: Günlük yaşam ortamlarında görevleri başarılı bir şekilde kavrayabilme ve yürütebilme yeteneğidir.

46. Ágnes Szokolszky | Bilişsel Psikoloji, Ekolojik Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1956, Budapeşte, Macaristan
Lisans Derecesi : İngiliz Edebiyatı, Tarih, Pedagoji, Eötvös Loránd Üniversitesi
Doktora Derecesi : Deneysel Psikoloji, Connecticut Üniversitesi, 1993

Hâlen Macaristan’daki Szeged Üniversitesinde Bilişsel ve Nöropsikoloji Bölüm Başkanı olarak görev yapmaktadır. Szokolszky, çocukların bilişsel gelişimi, özellikle de Gibson’un sağlarlık (affordance) teorisi ile ilgilenmiştir. Sağlarlık teorisi, dünyanın sadece nesne şekilleri ve mekânsal ilişkiler açısından değil aynı zamanda nesnelerin eylem için sunduğu olanaklar (uygunluklar) açısından da algılandığını belirtir -algı eylemi harekete geçirir-. Szokolszky; buradan hareketle, çocukların, oyunlarında öyle olduğuna inandıkları nesneleri zihinsel olarak nasıl manipüle ettiğini, bu benzersiz bilişsel kapasitelerinin nasıl geliştiğini ve bunun yetişkinlikteki bilişsel performanslarında nasıl rol oynadığı üzerine çalışmalar yürütmüştür. Bunun yanı sıra aynı olguyu otizm gibi nörogelişimsel bozukluklara sahip çocuklarda da incelemiştir.

47. Carol A. Tavris | Sosyal Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1944, Los Angeles, California, ABD
Lisans Derecesi : Sosyoloji, Karşılaştırmalı Edebiyat, Brandeis Üniversitesi
Doktora Derecesi : Sosyal Psikoloji, Michigan Üniversitesi, 1975

Mezun olduktan sonra UCLA ve Yeni Sosyal Araştırmalar Okulunda psikoloji dersleri verdi. Hâlen bağımsız bir yazar ve öğretim görevlisidir. Tavris’in ana araştırma konularından biri, sosyal psikoloji alanındaki cinsiyet kimliği ve eşitliği olmuştur. Carole Wade ile birlikte yazdığı ve ilk olarak 1980’lerde yayımlanan Psikoloji adlı ders kitabında, cinsiyet ve kültür üzerine yapılan araştırmaların bulgularını sunmuştur. Çalıştığı diğer konular arasında popüler psikoloji mitleri ve zihinsel ekonomimizde bilişsel uyumsuzluğun oynadığı rol yer almaktadır.

48. Michael Tomasello | Biyolojik Psikoloji, Karşılaştırmalı Psikoloji, Bilişsel Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1950, Bartow, Florida, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Duke Üniversitesi, 1972
Doktora Derecesi : Deneysel Psikoloji, Georgia Üniversitesi, 1980

Hâlen Duke Üniversitesinde Psikoloji Profesörü ve Leipzig, Almanya’daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü Eş Direktörü olarak görev yapmaktadır. Tomasello’nun araştırmaları, insanları diğer hayvanlardan neyin farklı kıldığı sorusuna odaklanmıştır. Benzer bilişsel görevler vererek çeşitli yaştaki küçük şempanzeler ile küçük çocukların yeteneklerini karşılaştırmayı amaçlayan dikkatli laboratuvar deneyleriyle, zihinsel gelişimde türler arası benzerlik ve farklılıkları ortaya koymuştur.

Tomasello; çalışmalarının ana sonucunun, insanları insan olmayan primatlardan ayıran en önemli yeteneğin, bizim, türümüzün diğer üyelerinin kendimize benzer zihinsel özelliklere sahip olduklarını, aynı zamanda kendi bakış açıları, niyetleri ve bilgilerinin olduğunu anlama kapasitemiz olduğunu belirtmiştir. Ayrıca karakteristik olarak insan yaşamının; grup üyelerinin dikkatini, birlikte ve tek bir kolektif amaç üzerine yönlendirebilme yeteneğiyle mümkün olduğuna inanmaktadır. Özetle, insanlar ve diğer hayvanlar arasındaki bilişsel ve duygusal uçurumun kökeninde, benzersiz bir sosyal zekâ biçiminin olduğuna inanmaktadır.

49. Endel Tulving | Bilişsel Psikoloji, Biyolojik Psikoloji

Doğum Yılı ve Yeri : 1927, Petseri, Estonya
Lisans Derecesi : Psikoloji, Toronto Üniversitesi
Y. Lisans Derecesi : Psikoloji, Toronto Üniversitesi
Doktora Derecesi : Deneysel Psikoloji, Harvard Üniversitesi, 1957

Hâlen Toronto Üniversitesi Psikoloji Emeritus Profesörü, Toronto’daki Baycrest Sağlık Bilimleri Merkezi Rotman Araştırma Enstitüsünde Bilişsel Nörobilim’de Tanenbaum Başkanı ve St. Louis Üniversitesi Bilişsel Nörobilim Profesörüdür. Tulving’in araştırmalarının odak noktası, insan bellek sistemi olmuştur. Özellikle uzun süreli belleğin (açık bellek kısmının) semantik (bilgi belleği) ve epizodik (anı belleği) olmak üzere iki farklı biçimini tanımlamasıyla bilinmektedir. Daha sonraki deneysel araştırmalar, bu iki belleğin, beynin farklı bölgeleri tarafından desteklendiğini doğrulamıştır. Tulving, epizodik bellekteki bilgilerin bellekten geri getirilmesinde kodlamanın önemini vurgulamış ve önerdiği kodlama özgüllük ilkesi doğrultusunda, geri getirilmesi istenen bilgi ile bellekteki bilginin kısmen de olsa örtüşmesi gerektiğini belirtmiştir.

50. Philip G. Zimbardo | Sosyal Psikoloji, Kişilik Psikolojisi

Doğum Yılı ve Yeri : 1933, New York City, New York, ABD
Lisans Derecesi : Psikoloji, Sosyoloji, Antropoloji, Brooklyn College, 1954
Y. Lisans Derecesi : Psikoloji, Yale Üniversitesi, 1955
Doktora Derecesi : Psikoloji, Yale Üniversitesi, 1959

Hâlen Stanford Üniversitesinde Psikoloji Emeritus Profesörüdür. Zimbardo’nun en bilinen araştırması, bireysel davranışların yapılandırılmış sosyal faktörler tarafından nasıl koşullandırıldığına odaklanmıştır. 24 gönüllü öğrencinin, rastgele bir şekilde gardiyan ve mahkûm rollüne atanmasıyla başlayan ve 6. günde sonlanan, ünlü Stanford Hapishane deneyini, Stanford Üniversitesi Psikoloji Bölümü binasının bodrum katında inşa edilen sahte bir hapishanede gerçekleştirmiştir. Deney sonuçları; etik tartışmaların yanı sıra üstlenilen toplumsal rollerin bireylerin davranışlarını nasıl etkilediğini, bireylerin kendilerine verilen rolü (farkında olmadan) kolayca sahiplendiğini ve rolün gerekliliklerini kontrolsüz bir şekilde yerine getirebildiklerini ortaya koyması açısından çarpıcıdır. Filozof Hannah Arendt’in kötülüğün sıradanlığı (banality of evil) ve psikolog Stanley Milgram’ın otoriteye itaat üzerine deneylerinin, Zimbardo’nun deney sonuçları ile benzerlik gösterdiğini de belirtmek gerekir.

2007 yılında yayımlanan Lucifer Etkisi: İyi insanların şeytana nasıl dönüştüğünü anlamak (The Lucifer Effect: Understanding How Good People Turn Evil) adlı kitabında, Irak’taki Abu Ghraib hapishanesinde uygulanan işkenceye yönelik eleştirileri şöyle yanıtlamıştır: “Şeytani kurumsal normlara uyan insanlar açıklanamazlar mı yoksa onları anlayamıyor muyuz?” Zimbardo, bu tür durumlarda, özellikle anonimlik ve kişisel sorumluluğun yayılması da dâhil olmak üzere yedi önemli faktör listelemiştir.

Diğer çalışmalarında ise utangaçlık ve travma sonrası stres bozukluğu gibi alanlarda bireysel patolojinin sosyal kökenlerine ilişkin konuları incelemiştir. Ayrıca akran baskısına direnmek için ideallerin ve rol modellerinin -özellikle de günlük yaşamda kahramanlığın ideali- önemi üzerine çalışmalar yayımlamıştır. Son olarak, zaman perspektifi teorisiyle; kişinin kendi biyografisinin zamansal yönlerinin pozitif-negatif, geçmiş-şimdiki-gelecek açısından analiz edilmesini ve bireylerin inanç ve duygularının buna göre yapılandırılmasını önermiştir. *İlgilenenler The Stanford Prison Experiment (2015) adlı filmi izleyebilir.

** Bu listeyi sonuna kadar okuduysanız ‘Psikolojiyi Değiştiren 40 Çalışma’ adlı kitap da ilginizi çekecektir, okumanızı tavsiye ederim.

Kaynaklar:

Schultz, D. P., & Schultz, S. E. (2001). Modern Psikoloji Tarihi çev: Yasemin Aslay. İstanbul: Kaknüs Yayınları.