Okuma süresi: 4 dakika

Kuzey Fransa’daki büyük bir eğlence parkı geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada; kanun yapıcıların yeni hayvan refahı kanunlarını tartışmaya başlamadan önceki gün yunus ve deniz aslanı akvaryumunun kapatılacağını söyledi. Yunus gösterileri, normalde yılda yaklaşık iki milyon ziyaretçisi olan ancak uzun zamandır hayvan hakları aktivistlerinin hedefi olan Park Asterix’te popüler bir cazibe merkezi idi. Parkın genel müdürü Nicolas Kremer, Le Parisien gazetesine verdiği demeçte, “Bunu yapmayı son birkaç yıldır düşünüyorduk” mekânın bunun yerine gezilere ve diğer gösterilere odaklanması gerektiğini söyledi. Yunusların önümüzdeki iki ay içinde Avrupa’daki diğer akvaryumlara nakledileceğini söyleyerek, “Esaret altında doğup büyütülmüş bu hayvanlar için doğal bir ortamda yeniden aşılama ve yeni bir çevreye uyum sağlama mümkün değildir.” Esaret altındaki deniz memelileri Yunusların ve diğer deniz memelilerinin esaret altında yetiştirilmesinin yanı sıra gösterilerde kullanılması yasağı da, önümüzdeki günlerde tartışmaya açılacak olan yasa tasarısının önemli bir parçası. Fransa’nın en yüksek idare mahkemesi, Danıştay tarafından 2017 yılında kararname ile uygulamaları yasaklama çabalarını reddetmişti, ancak hayvan hakları grubu yasak için baskı yapmaya devam etti. 2020’nin Eylül ayında Fransa’nın Çevre Bakanı, sirklerde vahşi hayvan kullanımını, kürk için vizon çiftçiliğini ve esaret altında yunus ve orka yetiştirmeyi ‘kademeli olarak’ yasaklayacağını açıklamıştı. Fakat bunun için belirli bir zaman verilmemişti.

Kremer, “Bu dernekler oradaki esareti istismar olarak düşünüyor, ancak size söyleyebilirim ki, bizler hayvanlarımızın refahını her zaman sağladık.” Galyalı Asterix (Asterix the Gaul) çizgi romanına dayanan Park, ilerleyen zamanlarda koronavirüs kısıtlamaları kaldırılırsa 3 Nisan’daki yoğun yaz sezonuna yunus ve deniz aslanı akvaryumu olmadan yeniden açılmayı umuyor. Evcil hayvan sahipleri sözleşmeyi imzalayacak Fransız parlamentosu, şu sıralar, eğlence endüstrisi dahilindeki hayvanlara muamelenin yanı sıra halkın da hayvanlara muamelesi ile ilgili yaklaşık 500 değişikliği inceleyecek. Tasarı özellikle, terk edilmiş evcil hayvanların sayısını sınırlandırmak amacıyla evcil hayvan sahipleri tarafından beslenme, aşılama ve hijyen gibi sorumluluklarını hatırlatmak için imzalanan bir “haklar bildirgesi” çıkarılmasını öneriyor. Hayvanlara kötü muamelenin cezası da ağırlaştırılacak. Eğer bir evcil hayvan öldürülürse bunun bedeli 3 yıldan başlayan hapis cezası ile birlikte 45.000 avro para cezası olacak. Suçlu bulunursa, evcil hayvan sahibinin başka bir hayvanı sahiplenmesi de yasaklanacak. Ancak avcılık, çiftlik hayvanları için kafeslerde yetiştirme ve kesim teknikleri konuları tartışmanın dışında bırakılarak, bazı yasa yapıcılarını ve aktivist grupları hayal kırıklığına uğrattı. Fransız hayvan hakları derneği ”30 million Friends” için yapılan yakın tarihli bir Ifop kamuoyu anketinde, her on Fransızdan yedisi, politikacıların hayvan haklarını yeterince ciddiye almadıklarını söyledi. Darısı hayvan hakları yasa tasarısını tamamıyla düzenleyip yasalaştırmayan ülkelerin başına. Mesela ülkemizde hâlâ sokaktaki canların bir mal olarak görüldüğünü ve önemsenmediğini, cezaların hafif kaldığını ve hayvan düşmanlarının bundan cesaret aldığını çok net bir şekilde görüyoruz. Sosyal medyada sokak hayvanlarına karşı nefret saçan ve nefret dolu gruplaşmalara olanak sağlayan ve can dostlarımızı hedef gösteren sayfalar açılmaya başlandı ve bu içi küflenmiş şahıslar bu kindar hareketlerini sokaklarda da sürdürüyor. Ve bunların önüne geçebilecek bir yasa mevcut değil. Sokak hayvanlarını hedef gösteren haber kanalları ve haber sitelerinin de bunlardan aşağı kalır yanı yok. Hayvan hakları yasa tasarısı görüşülmeye başlandı fakat içerisinde o kadar çok eksik var ki neresinden başlasak… Ama bunlardan biri; görevini layığı ile yapmayan belediye veterinerlik işlerinin hâlâ ceza kapsamına alınmaması. Belediye veterinerlik işlerindeki eleman yetersizliği veya elemanların yapacakları iş konusunda bir eğitimden geçmemeleri sokakta yaşamaya çalışan köpeklerin kısırlaştırma işlemlerinin yavaşlamasına, köpeklerin üreyip çoğalmasına sebep oluyorlar. Bunun bedelini masum canlara ödetmek isteyenlere de yol açıyorlar.

Barınak şartları iyileştirilmeli. Zira ”barınak” hiçbir hayvanın yaşaması için uygun bir yer değil fakat bunu bilmeyen kişiler hayvanlarla insanların ortak yaşam alanı olan sokaklarda istemediği hayvanı barınağa gönderme derdine düşüyor. Diğer canların üretimlerinin ve ticaretinin yanı sıra ”yasaklı ırk” olarak geçen pittbul, dogo cinsi vb. hayvanların üretimini ve ticaretini yapanlara da ciddi yaptırımlar uygulanmalı. Umarım bu yasa artık caydırıcı cezalarla yürürlüğe girer zira hayvanlara karşı kesinlikle akıllanmayacak bir kesim var fakat unutulmamalı ki bu ülkede hayvanseverlerden ziyade hayvan hakları savunucuları çoğunlukta. Tek sorunumuz kanunlarla hareket etmeye çalışmamız ve çoğumuz hayvanlara yönelik saldırılarda hâlâ bir umut adalet bekliyoruz ama adalet sağlanmadıkça karşımızdaki saldırganın daha da saldırganlaştığına şahit oluyoruz. Para için köpek dövüştüren, canı istediği ve sevmediği için hayvanları bıçaklayan, zehirleyen, her önüne gelenin tüfek ve silah sahibi olabildiği ülkemizde istediği hayvanı vurabilme gibi bir girişimde bulunanlara ama ceza almayanlara kalmayacak bu dünya. Sokakta yatan köpeği kasten ezerek ölümüne sebep olan Birsen Ocaklı gibi Bodrum/Konacıkta yaşayan Ayça Yüksel isimli bir şahıs da, kızının kendi süs köpeğini gezdirirken başka sahipli bir köpeğin saldırısına uğradığını iddia etmiş, bunun üzerine de anne Ayça Yüksel, saldırdığı iddia edilen köpeğin üzerinden 3 defa geçip ezerek sakat kalmasına sebep olmuş, açıklamasında da ”ben köpeği kasten ezmedim” diyerek ceza almamasına güvenip pişkinliğini ikiye katlayan şahıslara da kalmayacak. Ve bu tür olaylar haber sitelerinde bakın nasıl rezil başlıklarla yayınlanıyor:

Kaynak: rfi.fr