Ankara’da gökkuşağı bayraklı, vegan ve doğa dostu bir mekân eminim sizi de heyecanlandıracaktır. Hiçbir canlının acısı ile pişmeyen yemeklerin sömürüsüz lezzetine doyamayacağınız bu yeni kedili adresi yakından tanıdığınıza sevineceksiniz. Yaratıcısı Yasin Keskin ile hayvan özgürlüğü mücadelesinden LGBTİ hareketine, Pride’dan vegan mekânlara kadar bütün güzel şeyleri konuştuğumuz mis sohbet ile Vegisso’yla tanışın!

Bir püfür bile demeyen yaz günlerinin sanıyorum en sıcağında, buz gibi özel şerbeti ile gönlümüzü kazanmış Vegisso, Ankara’da faaliyet gösteren enfes bir mekân. Samimiyetini sonuna kadar hissedebileceğiniz mekân sahibi ve bahçenin öpülesi kedileri karşı koyulmaz bir davetle sizi bekliyor.

Vegan mekânların artması ile şenlenen gönlümüz bir de homofobi karşıtlığı ile birleşince daha da heyecanlandırıyor. Öyle ki her iki harekete de ivme kazandıracak güzel mekân Vegisso’dan Yasin Keskin ile onun kadar güzel bir röpörtaj gerçekleştirdik.

Beril Tezel: Vegisso nedir?

Yasin Keskin: Vegisso, vegan yemekler yapan, aynı zamanda kuir, çok amaçlı kullanılabilecek alternatif bir mekân. Ekolojik bilinç geliştirmek, veganlığı yaymak gibi birçok amaç ile var olmuş bir oluşum.

_MG_0073

B.T.: Vegisso’ya ilham veren neydi?

Y.K.: İstanbul’da, iki sene bir yerde vegan vejetaryen mutfaklarda aşçılık yaptım. Bir yerde çalışmak sevdiğin şeyi bir noktadan sonra sevmediğin noktaya getiriyor. Ben de o yoğun, bambaşka bir duruma bürünen halden çıkarmak isteyerek işimi, evimde tekrar istediğim şekilde yapmaya başladım. Rutine binen tempo içinde kendini kaybediyorsun. Sistemin dışında, yeniliklere açık bir mekân, dilediğim gibi.

_MG_0043

B.T.: Nasıl oldu, biraz hikâyeden bahseder misin?

Y.T.: Aşçılıkta alaylıyım, kendimi geliştirerek işimi güzelleştiriyordum. İstanbul’da çalıştığım zamanlar düşünce yapıma aykırı koşullar içindeydim. Fikirlerim doğrultusunda bu denli rutine oturmuş çalışma sistemim beni devam edemeyecek bir noktaya getirmişti. Bir süre yoldaydım, dolaştım… Ege ve Akdeniz’den sonra doğduğum şehir olan Ankara’ya döndüm. Burada ne yapabilirim diye düşünürken mekânlara vegan yemek götürme işine atıldım. Ardından yeni açılmış Veganka gibi yaptığım işi mekâna taşımayı düşündüm. Oluşan yer, cafe ortamından farklı olsun istiyordum. Daha samimi! Uygun yer olarak evimi seçtim. Burada tüm masalar birbirleriyle muhabbet edebiliyor, işte bu etkileşim benim en çok istediğimdi.

B.T.: İnsanların çoğu zaman karşısında durduğu veganlık ve LGBTİ mücadeleleri için pişirmek, konuşmak, konuşulmaya vesile olmak sana nasıl hissettiriyor?

Y.K.: İyi hissettiriyor, şöyle ki bir şekilde birini düşünmeye sevk ettiyse yaptıklarım bu beni çok mutlu ediyor. Düşünmeye başladıysa kişi, demek oluyor ki değişecek ve yükselecek.

Kafasında veganlıkla ilgili soru işareti olan birisi buraya gelip, memnun ayrılıyorsa bu çok güzel.

_MG_0014

B.T.: Veganlık ve LGBTİ mücadele toplum içerisinde kendini anlatmaya ne kadar çalışsa da anlamama dilekleri ile dolu tepkilerle karşılanıyor.

Y.K.: Karşılaştıkları zorluklar her ne kadar benzese de vegan mücadele ile LGBTİ mücadele tam olarak aynı değiller aslında. Karşındaki insana veganım dediğinde aldığın dönüş çoğu zaman LGBTİ bireyim dediğin durumlardaki dönüşlerden hafif oluyor. Birine eşcinselim dediğinde karşılaşacağın tepki çok muhtemel şiddet oluyor. Ben de bir LGBTİ birey olarak vegan sıfatıma aldığım saldırılardan daha ağırlarını görüyorum. LGBTİ’de sıkıntı gerçekten çok büyük. Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet…

Ben polisten de şiddet gördüm ve yıllarca mahkemelerle uğraştım. Ardından dosya kapandı, durum bundan ibaret. Veganken böyle bir problem ile karşılaşılmıyor. Tabii ki zor, ben veganım dediğin zaman ortamda oluşan bir gerginlik söz konusu.

_MG_0052
Çirkin adlı Vegisso dostu

B.T.: Pek tabii, lakin iletişim konusunda sanıyorum veganlar ve LGBTİ bireyler aynı kapalı algılara, kesinlikle öğrenmek istemeyenlerin ulaşılmazlığı ile karşılaşıyor. 

Şöyle ki sen bir köye gittiğinde ki bu köy en muhafazakârından, orada veganlığı bir şekilde tartışabilirsin. Ama LGBTİ’yi konuşamazsın bile, linç ederler. Pride’da ben bir kez daha tattım bu senaryoyu bu sene.

B.T.: Pride’dan konuşalım, harika!

Y.K.: Pride’da ağır bir polis şiddeti vardı bu sene. Ben bir ara, polislerin insanları alıp alıp arkaya atması ile Firuzağa’da buldum kendimi. 1-2 metre mesafe varken aramızda, plastik mermi yağdırdılar üzerime. Böyle bakınca suratlarına ”Ne yapmaya çalışıyorsun” gibisinden, ifadesiz bakışlarla karşılaşıyorsun. Kitlenmiş sanki! Bir ara hengame içerisinde bilgisayar oyununda hissettim kendimi. Kodlanmış bir şeyler var sanki, birileri joistikle oynatıyor, sen de canlı olarak kaçıyorsun.

Aslında algının devlet üzerinden kontrolü burada devreye giriyor. Sen devlet olarak bir özgürlüğün önünü açmamakta bu kadar diretip, bir şeylere ısrarla bu kötü dersen; insanlar da otomatik ona odaklanıyor. Medya da girdi mi devreye herkes ayaklanıyor.

20150629161526_unnamed-1

B.T.: Sana göre Türkiye’deki LGBTİ hareketini geniş kapsamlı ele aldığımızda söz konusu gelişme, ne durumda?

Y.K.: Ben 2005 yılından beri bu işin aktivizm tarafında yer alıyorum. Örgütlü zamanlarım da oldu, bireysel de. Bir dönem lambdaistanbul‘la ortak bir şeyler yaptık.

10 sene önce 100 kişi yürüyorduk, şu anda binlerce. Ben 2005’de yürürken, kimse görmesin diye kalabalığın uzağında, kenardan yürüyen LGBTİ bireyler olurdu. Şimdi herkesin bir öz güveni var. Sokağa çıkıp hakkını arayabiliyorlar. Artık heteroseksüeller de eşcinsel haklarının yanında. Dolmuşta herhangi bir LGBTİ hak ihlali olduğunda bilinçlenmiş insanlar buna tepkisini o an gösteriyor. Bir gelişme olduğu ortada. Ama orta doğu burası, her şey hemen değişebiliyor, ileride ne olacak bilemiyorum. ”Umut var, umut olmasa yaşam olmaz.” Bir şekilde bir şeyler göstereceğiz insanlara ve bir şekilde değişecek.

Önceleri Fransa eşcinselliğe son derece karşıydı fakat şimdi evlilikler yasal. Amerika’da da aynı şekilde, şimdi rahatladı ülke. Türkiye’de tabi yavaş ilerlediğinden bu işler, biz göremeyiz ama çocuklarımız belki (gülüyoruz)…”

B.T.: LGBTİ hareketi için bir öz eleştiri yapabilmen mümkün mü peki?

Y.K.: Dernekleri biraz ”kendi içlerinde dernek” buluyorum. Benim başıma gelen olumsuz olay ardından hiçbir şey yapılmaması durumu ile karşılaştım. Sadece proje ile benim hayatımı kurtaramayız. Ağırlık teoriden pratiğe yönelmeli.

_MG_0085

B.T.: Bu samimi vegan kuir mekân bizi ekip olarak çok heyecanlandırmıştı. Eminim harika tepkiler alıyorsundur.

Y.K.: Evet, insanlar çok memnun kalıyorlar. İlk gelenlerin aklında hep evimde olmasından yana soru işaretleri var. ”Nasıl yani evde mi yemek yiyeceğiz?” diyorlar. Geldikten sonra müşteri gibi değil, misafir gibi hissettiklerini söylüyorlar. Hepsiyle güzel bir bağ yakalıyoruz, şimdi arkadaşımıza mı para vereceğiz diye düşünüyorlar. Tanışmak, arkadaş olmak için ideal bir ortam olduğunu deneyimledim.

B.T.: Biz de bayılıyoruz buraya ve merak ediyoruz Vegisso’da neler yapılıyor?

Y.K.: Burada yoga ve benzeri atölyeler için kullanılıyor. Aklımda çok güzel fikirler var, yoğunluğum azalınca sabun yapma etkinlikleri düzenlemek gibi bir sürü yaratıcı fikir var.

Vegisso sadece yemek yemeye gelinecek bir yer değil. Yolu buralardan geçen, yürümekten yorulanlar gelip burada ayaklarını kaldırıp uzanabilir; dersi olan ders çalışabilir. STK’lar burada toplanabilir, film gösterimleri ve bir sürü fikre açığım.

_MG_0039
Çirkin ve bebekleri

B.T.: Vegisso’nun gelecekle ilgili planları neler?

Y.K.: Vegisso’nun daha çok insan tarafından bilinmesi önemli şu an. Sonrasında büyüyecek ve belki daha büyük bir yere taşınacak. Çeşitli atölyeler eklenecek.

Vegisso daha büyük bir yere taşındığında yine konsept aynı olacak. Aynı zamanda benim evim olan bir mekân olmaya devam edecek.

Ben güzel sanatlar mezunuyum. Seramik ve benzeri yaratıcı etkinlikler düzenleyebileceğim bir ortam da olsun istiyorum.

_MG_0084
Veganlığın yayılması ve anlaşılır kılınması için her yerde konuşuluyor olması lazım ufak ufak. Etoburların veganları ”et yemen lazım, et ye” sıkıştırmalarının zıttı bir şekilde, veganlığın dayatılmadan konuşulması önemli. Bu hassas çizgiyi çekmediğimizde direk duvarlarla karşılaşıyoruz.

_MG_0051

B.T.: Vegan mekânların artması hayvan özgürlüğü mücadelesinin gelişmesini sağlıyor, daha çok insan merak ediyor ve daha çok insan zulüm dolu beslenmenin alternatifini keşfediyor.

Y.K.: Mekânlar dönüşüyor, soruyorlar. Menülerine vegan seçenek eklemek isteyenlere vegan ürün götürüyorum. Taleplere cevap vermeye çalışıyorlar.

_MG_0101

B.T.: Cevapların ve bizi ağırladığın için teşekkür ediyorum.

Vegisso mutlaka gidip görmeniz, yemeklerini tatmanız gereken bir mekân. Vegan mutfağından yeni tatlar deneyimleyip, yavruların göbeklerini koklamak için adres:

Tınaztepe mah. Akyüz sok. No:27/4
İletişim: 0 544 363 2112
İnternet Sitesi / Facebook 

Fotoğraflar: Burak Avşar, Beril Tezel