Okuma süresi: 3 dakika

İdea kavramı birçok kavram gibi Platon’a dayanır. İdea bir hayvan, eşya gibi şeyler ve kavramlar için genel anlamında kullanılan bir terim. Buna göre bizler bir şeyden ya da kavramdan bahsederken ya da düşünürken onun ideasını aklımıza getiririz. Bir atın ideası aklımıza gelen ilk at formudur, insan, masa, sandalye, sevgi, korkak kişi gibi kelimeler için de aynı durum geçerlidir. Bu formlar mükemmeliyete sahip olması beklenen genel formlardır ve gerçekte her bir at, her bir insan ya da her bir masa birbirinden farklıdır bu dualiteyi içimizde barındırırız.

İdelar bize bir beklenti de doğurur, örneğin güzel kadın ya da yakışıklı erkek dediğimizde aklımızdaki idea sonucuna yakın bir kişi görmeyi bekleriz. Bu aynı şekilde başarı konusunda da geçerlidir. Kişilerin başarılarının toplumda bir ölçütü vardır ve buna göre kişiler başarılı ya da başarısız ilan edilebilir. Fakat bu kişiler kendi içlerinde başarılı olabilirler. Örneğin sigortasız çalışan bir davulcu gayet iyi kazanıyor olabilir. Bir CEO bu davulcu kadar gençliğini ve hayatını yaşamamış olabilir. Bu durumda CEO mu başarılıdır yoksa alt-kültürü dilediğince yaşamaya çalışan davulcu mu? CEO gençliğini yaşayamazken davulcu ise toplumun baskısına maruz kalmış olabilir. Bu iyi ilişki, mutlu hayat, Çinli, Afrikalı gibi özellik ve ölçütler için de geçerlidir.

Sayılar için de geçerlidir; 2, 4, 5 gibi rakamlar birer sembol ve birer ideadır. Fakat iki adet hıyarı sayarken iki farklı hıyarı saymış oluruz. Aslında hıyarlar aynı gramaja dahi sahip değiller. Matematik bizim için işi kolaylaştırır, 1 ila 2 arasında sonsuz sayı olması ve matematiğin tüm sonsuzluğu tek bir değer olarak formüllerinde kullanabilmesi idea’ya başka bir örnektir. Aynı durum çember ve çizgi için de geçerlidir. Dümdüz çizgi ya da idea’nın bizde oluşturduğu şekilde harika bir çember çizmek oldukça zordur.

Peki ya seri üretim? Bunları ele alalım, kalıp teknolojisi bize seri imalat ila birbirinin aynı ürünleri sağlar. Fakat bu yazdığım koca bir yalandır. Çünkü seri imalatta belli toleranslar dahilinde üretim yapılmaktadır. Örneğin kalıbı 20cm genişliğinde olan bir plastik ürün için + ve – 5 mm tolerans verilir. Bu durumda çıkan ürün 19,5 cm ya da 20,5 cm olması durumunda hatasız kabul edilir ve ürün sonraki işleme gönderilir. Yani aslında kalite kontrol biriminin işi ürünlerin ideaya ne kadar yakın özelliklerde olduğunu tespit etmektir.

Aynı durum ölçüm için de geçerlidir. 10Cm’lik bir tuğla asla 10cm değildir. Mesela 10,3567666 olabilir ama asla 10cm olmaz. Ölçüm işi sizin ölçme kabiliyetinizdeki hassasiyete dayanır. Aynı durum zaman ve diğer birimler için de geçerlidir. Ne kadar hassas teknolojiye sahip olursan o kadar fazla detay elde edersin.

İdea’lara örnekler çoğaltılabilir nasıl olsa onlar tarafından çevrelenmiş bir biçimde varolup yaşıyoruz. Fakat bize bu kadar yakın olan hatta beynimizin içinde var olan bu değer yargıları manipüle edildiğinde ne olur? Bu tam bir kitle kontrolüdür. Devlet ve şirketler propaganda araçları ile her taraftadır. Bize idea’lar dayatıp bizi ideal vatandaşa çevirmek amaçları.

İdeal vatandaş idea’sı da sürekli değişmektedir.

Çözüm sürecine dönelim; o aralar devlet için ideal vatandaş PKK ile mücadelenin masada olmasını savunan vatandaştı. Bugün ise çözümün silahla ve öldürmekle olacağını savunan insanlar ideal vatandaş. Devleti yönetenler değişmedi ama ideal insan değişti. 1984 romanını bire bir yaşadığmız dönemlerdir bunlar. Alev Alatlı’nın Erdoğan’ın yüzüne de söylediği gibi ‘Orwell bugünleri görse Erdoğan’ı ayakta alkışlardı’. (Alatlı bunu söylediğinde Erdoğan’ın eşi dahil herkes sevinçle alkışlamış Erdoğan ise tatmin duygusu ile gülümsemişti)

Örneğin bir şirket yoğun reklamları ile arzulanan erkek tipinin kendi kıyafetlerini giyen erkek olduğunu ilan edebilir. Burada idea’nın toplumda yayılma hızı bu firmanın propaganda gücüne bağlıdır.

Güzel kadın’a bakalım. Yaşı müsait olanlar bilir bir ara televizyon ve dergilerde Paris Hilton dışında bir şeye rastlamak mümkün değildi. Adeta bir PR şirketi para karşılığında bu kadının reklamını sağlıyor gibiydi. O ara toplumun güzel, seksi kadın ideası Paris Hilton ile benzerlik göstermeye başladı ve kadınlar ona benzemek için yarışırken erkekler de ona benzeyen kadınlara ‘hasta’ oluyordu. Bunlar PR şirketlerinin komple bir dünyadaki en başta gelen ideaları bile nasıl kontrol edebileceğini gösteren delillerdir.

İdea kontrol, kitle kontrol ve medya kontrol; bunların hepsi birbirine bağlı propaganda yöntemleridir. Bizlere kimden nefret etmemiz gerektiğini, kimin iyi, kimin kötü olduğunu söyler. Bunlar kontrol edildiğinde ise nefretimiz ve sevgimiz kontrol edilmiş olur. Beyinsiz robotlar olarak bizden beklenen hayatı yaşarız.

Fromm ”geçmiş zamanın tehlikesi köle olmaktı, modern zamanın tehlikesi ise robot olmaktır” der. Pek de doğru söyler. Peki nasıl korunacağız bu idea kontrol / kitle kontrol ve propaganda araçlarından? Ulus Baker’in de dediği gibi ‘gösterilenlere karşı sorgulama kabiliyetimizi yükselterek’

Platon da zaten ünlü ‘mağara alegorisi’nde devletlerin ideaları manipüle edebileceğini ve bu noktada filozofun görevinin gerçeği bilmeyenlere anlatmak olduğunu vurgulamaktadır.  

Aksi halde zenginler ya da devlet için asla kendimizi ifade etmeye imkan tanımayan birer sayıdan ibaret oluruz.