Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı; sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, aynı zamanda fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik hali içerisinde olmak olarak tanımlar.

Yaş aldıkça fiziksel, ruhsal ya da zihinsel olarak birikimlerimiz artar. Birikimlerin artması yaşam kalitemizi yükseltebileceği gibi belirli hastalıkların oluşmasına da ortam hazırlayabilir. Birleşmiş Milletlerin 60 olarak belirlediği yaşlılık yaşına kadar süren yaşamımızda sağlıklı gıda seçimleri ve dozları, düzenli spor ve egzersiz alışkanlıkları, aktif sosyal yaşam, alkol ve tütün bağımlılıklarından kaçınma, içsel dengenin sağlanması, değişen yaşam koşullarına adaptasyon yeteneği, zihinsel zindelik, vücudu stresten arındırma gibi etkenlere verdiğimiz önem, birikimlerimizin kalitesini belirleyebilecek unsurlardır.

Sürekli değişen, dönüştüren zaman içerisinde ileri yaş bireylerin hayatında çok sayıda değişiklik gözlenir. İş hayatının bitmesi ile sosyal ortam değişikliğine adaptasyonun sağlanamaması, sevdikleri ya da çocukları için endişe, kaygı buna bağlı olarak uyku bozuklukları, hormonal dengenin değişmesi, menopoz, beklenmeyen hastalıklar, artan kayıplar ve yas hali kişinin yoğun stres yaşamasına buna bağlı psikolojik ve psikiyatrik hastalıklarının gelişmesine yol açabilir. Yine bu etmenlere bağlı olarak kişinin hayatında fiziksel rahatsızlıklar görmek de mümkündür. Özellikle bel, boyun ve diz ağrılarından şikâyet eden yaşlılarda hareketsizliğe bağlı olarak kas iskelet sistemi hastalıkları yaygındır. Obezite, yorgunluk hali beraberinde düşme riski de yaşam kalitesini düşüren, kişinin bağımsız ve desteksiz hayatını sürdürmesine engel olabilecek diğer rahatsızlıklardan bazılarıdır.

Kişi yaşamı boyunca bütünsel bir yaklaşımla genel iyilik hali içerisinde olmayı başarmış olumlu birikimler elde etmiş olsa da genel iyilik hali, olumsuz dış etkenlere bağlı olmadan, oluşturulmuş sağlıklı yaşam tarzının sürdürülmesi ile mümkündür. Düzenli uygulanan yoga, meditasyon ve nefes çalışmaları bahsi geçen rahatsızlıkları engelleyebileceği gibi alternatif tedavi yöntemi olarak da görülmektedir. Yoga; spesifik pozisyonlarda parasempatik sistemin aktivitesini ve periferik sinir aktivitesini arttırarak etki gösterir. Kas iskelet sistemi rahatsızlıklarında, ağrı hissinde uzun süreli yararlı etkisi olduğunu kanıtlayan çalışmalar yapılmıştır.(1)

Fiziksel aktivitenin osteoporoz riskini azalttığına aynı zamanda OP tedavisi için uygulanabilir bir yöntem olduğuna dair yapılan çalışmaların yanında, kas gücünü ve dengeyi arttırarak düşme riskini azalttığına, buna bağlı gelişebilecek kırıkları(özellikle kalça kırıkları) önlediğine dair çalışmalar bulmak da mümkündür.(2) Fiziksel egzersizlerin kanser riskini azalttığına ve koruyuculuğu arttırdığına dair yapılmış çalışmalar bulunmakta ve araştırmalar devam etmektedir.

Oturarak ya da ayakta yapılabilen yoga uygulamaları, bireyi uyguladığı duruşa odaklayarak zihni arındırmayı ve farkındalığı arttırmayı amaçlar. Odaklanma ve konsantrasyonu arttırması ile zihni olumlu yönde etkiler. Kişinin stresini kontrol altına alabilmesi için nefes egzersizleri ve meditasyon çalışmalarını içinde barındırır. Kişiyi kendisi ile bütünleşmiş, farkındalığı yüksek ve zinde tutarak sorun olarak algılanabilecek olaylarla baş edebilmesini kolaylaştırır. Endişe, kaygı ve hatta depresyonla sonuçlanabilecek duygularla baş etmesini sağlamak için uygulanan meditasyon çalışmaları ile kendi iç dünyasına dönerek zihnin etkisinden uzaklaşıp ruhu ile bütünleşir. Yoga uygulamaları, denge ve güç sağlayarak kişinin günlük hayatını devam ettirebilmesi için gereken enerji, fiziksel yeterlilik ve motivasyonu arttırmakta, sosyalleşmesi konusunda da önemli rol oynamaktadır.

Kronik rahatsızlığı olan bireylerde hekim onayı ile hastalığa bağlı yoga terapi uygulamaları alanında yetkin eğitmenler tarafından eğitim alınarak uygulanmalı, hekimin onay vermediği durumlarda ise uygulanmamalıdır.

KAYNAK

  • Cramer H, Lauche R, Haller H, Dobos G. A systematic review and meta-analysis of yoga for low back pain. Clin J Pain 2013;29:450-60. [CrossRef]
  • Karlsson MK, Nordqvist A, Karlsson C. Physical activity, muscle function, falls and fractures. Food Nutr Res 2008; 52. DOI: 10.3402/fnr.v52i0.1920.
Önceki İçerikAtlı faytonlara karşı Kadıköy’de gerçeklik küpü eylemi yapıldı
Sonraki İçerikJohn Wyndham’dan “Midwich’in Guguk Kuşları”
Canan Yavuz
Kimine göre insan, kimine göre ‘kadın’, kimilerine göre ise vegan, minimalist, yoga öğreticisi. Meslek hayatına bebek hemşiresi olarak başlamış, emzirme danışmanlığı ve anne-bebek eğitimi konusunda uzmanlaşmıştır. Kirlenmemiş halimiz olan hayvanlara duyduğu saygı ile şiddetsizlik ilkesini benimseyip 'Veganizm' felsefesini hayatına uyarlamış, ardından yoga felsefesi ile tanışarak meslek hayatına iç huzurun sağlanabilmesi ve şiddetsizliğin yaygınlaştırılabilmesi amacı ile yoga eğitmeni olarak devam etme kararı almıştır. Geçmiş deneyimleri ile yoga uygulamalarını birleştirerek hamile yogası dersleri vermeye başlamış, gebelik gibi mucizevi bir sürecin pürüzsüz geçirilebilmesi adına bu alanda çalışmalar yapmayı amaçlamıştır. Yoga uygulamaları hakkında oluşmuş ön yargıları kaldırabilmek amacı ile Sosyal Sorumluluk Projeleri yürütmekte, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünde öğrenim görmeye devam etmektedir.