İngiltere’nin küçük bir şehri olan Leicester’da doğup büyüyen Colin Wilson 24 yaşında Outsiders (Dışarıdakiler) romanıyla İngiliz basınında kısa süreli de olsa bir ilah haline gelir. İşçi bir ailenin çocuğu olan yazar 50’lerin Londra’sında şairler ve beatniklerle takılır. 1954’te Hampstead Heath’de parasız kaldığı için çadırda kalır ve her gün bisikletiyle British Library’nin okuma odasına giderek kitabı üzerinde çalışır. Daha sonra New Cross’da bir oda kiralayarak Camus’nün Meursault karakterinin ‘sigara, aşk ve güneşte dinlenme’den oluşan hayatına özenerek, ismini de Camus’den ödünç alan meşhur kitabını yazar. Bu kitapla yapmak istediği felsefe ve sanatın dışarıda kalmış, kalmayı seçmiş veya bırakılmış karakterlerinden; Dostoyevski, dansçı Nijinski, Wells ve T.E Lawrence gibi yazarlardan ilham alan, onların anlam arayışı veya saçmada anlamı bulmaları konusunda bir kitap yazmaktır. Kitap ve yazarı bir anda basının sevgilisi haline gelir, ilk 5 bin kopyası birkaç saatte satılır. Yayıncısı Victor Gollancz kendisinin bir dahi olduğunu düşünmektedir.

Ancak bir süre sonra Wilson’ın kitabında yer verdiği alıntıların önemli bölümünün hatalı olduğu ortaya çıkar. Sonrasında Daily Mail gazetesi yazarın ‘Ben bu yüzyılın önde gelen edebi dahisiyim’ dediğini de aktarınca basının ve kamuoyunun ilgisi sönmeye başlar. Wilson Londra’dan ayrılmak zorunda kalır. 

Varoluşçulukla ilgilenen fakat Wilson’ın karşı durduğu klasik akademik  anlayışta bir yazar, akademisyen, felsefeci ve eleştirmen olan Iris Murdoch, Wilson’un ‘cüretkar’ yazım tarzını daha oturmuş filozofların aşırı titizlenilmiş ‘kuru’ tarzına tercih ettiğini söyleyecektir. Wilson da Murdoch gibi heyecan duyduğu fikirleri yazıya aktarırken bir tür ‘saçılma’ halinde yazar.

Colin Wilson kendisini ‘yeni varoluşçu’ olarak tanımlayarak klasik varoluşçuların hayatı çok karamsar gördüklerini söyler. Wilson kitaplarında hayatın değerliliğini aktarmak istemiştir. Dışarıdakiler sonrasında yazdığı kitaplarda cinayet, okült ve cinsellik gibi çok ilgi görmeyen  konuları da işler. Böylece itibar kazanmasa da okur kazanır. Yazar Sarah Bakewell ‘At the Existentialist Cafe’ kitabında Wilson’un cüreti, Kierkegaardvari acemiliği ve ateşli bireyciliğiyle 50’li yılların varoluşçu isyanını en iyi yansıtan yazar olduğunu savlar.

Bazı eleştirmenler ise ilerleyen yıllarda paranormal ve büyücülük gibi konularla fazlasıyla ilgili olmaya başlaması nedeniyle Wilson’u eleştirirler.

İngiltere Nottingham Üniversitesi’nde 2016 Temmuz ayında yapılan ilk Colin Wilson Konferansı’ndan sonra ikinci konferans 6 Temmuz 2018’de yine aynı üniversitede gerçekleşecek. Ayrıca yazarın Londra’da Soho’daki bohem yaşantıyı anlattığı 1961 tarihli romanı Adrift in Soho film uyarlamasının bu yıl çıkması bekleniyor. Filmin yönetmeni Pablo Behrens, yapım şirketi Burning Films.