Yeni koronavirüs dünyaya yayılırken, halk sağlığı yetkilileri karşı karşıya kaldığımız tehlike hakkında güçlü uyarılar yayınladı. Örneğin, kısa süre önce Dr. Ezekiel J. Emanuel, ABD’deki ölüm sayısının 2,2 milyon kadar yüksek olabileceği konusunda uyardı.

Ancak bu küresel pandemiden kaynaklanan hastalık ve ölüm derecesi, büyük ölçüde bizim bu yayılmayı yavaşlatmaya ne kadar kendimizi adadığımıza bağlıdır. Elimizdeki en güçlü araçlardan biri, sahip olanlar ile sahip olmayanlar arasındaki iletişimi sınırlamaktır – başka bir deyişle, sosyal mesafedir. Emanuel’e göre, bu önlemler 2 milyon kişinin ölümünü önleyebilir.

Birçoğumuz uzmanların sosyal mesafe çağrısına itiraz edenleri, inanamayarak ve dehşet içinde izledik. İnsanları, yalnızca kendilerinin değil, aramızdaki en savunmasız olanların da riskini artıracak şekilde hareket etmeye neyin motive edebileceğini merak edebiliriz. İnanamayarak “Ne düşünüyorlar?” diye sorabiliriz.

Bu tam olarak doğru soru. Bir kişinin ne düşündüğünü öğrendikten sonra, davranışlarına genellikle anlam verebiliriz. İnsanlar kendi nedenlerince bir şeyler yaparlar ve eylemleri de inançlarından gelir. Ancak davranış açıkça yanlış yönlendirildiğinde veya aptalca olduğunda, düşünce sürecinde bir şeyler açıkça yanlış gitmiş demektir. Bilişsel davranışçı terapisinde (BDT) bu tür düşünceleri “düşünme hataları” olarak adlandırıyoruz. 

Aşağıdaki beş tür düşünme hatası, bir kişinin sosyal mesafeyi uygulamamasına yol açabilir. (Bu hataların, kahraman hemşirelerimiz, doktorlarımız, posta işçilerimiz ve bakkal çalışanlarımız gibi işleri nedeniyle halka açık kalanlar için geçerli olmadığını söylemeye gerek yok. Hepinize minnettarım.)

Fazla Genelleme

Aşırı genelleştirdiğimizde, geçmiş bir deneyimin her durum için geçerli olduğunu varsayarız. Bu mantığa dayanarak, COVID-19 krizi SARS ve H1N1 gibi önceki salgınlardan daha kötü olamaz. Ancak geçmiş tecrübe sadece konu ile ilgili olduğu kadar faydalıdır. Diğer virüslerle yapılan genelleme, bu koronavirüsün bulaşım kolaylığı ve asemptomatik insanların onu yayma yeteneği gibi benzersiz özelliklerini göz ardı eder. Daha iyi bir yaklaşım, “yeni başlayanların zihnini” benimsemek olacaktır, sanki bu belirli hastalıkla ilk kez karşılaşmışız gibi, ki aslında öyle.

Küçümseme

Koronavirüs hakkındaki birçok inanç krizin ciddiyetini hafife alıyor:

  • “Aslında grip gibi.” Bu açıkça çok yanlış olmasına rağmen çok fazla tekrarlanıyor – örneğin, koronavirüs için ölüm oranı çok daha yüksek görünüyor.
  • “Sadece yaşlıları etkiliyor.” Bu iki katı şaşırtıcı. Birincisi, bu doğru değil; gençler de risk altında. Ama doğru olsaydı bile, neden bu konuda rahat olmalıyız ki? Aramızdaki en savunmasızları korumak, kendimiz için biraz rahatsızlık getirse de buna değmez mi?
  • “İnsanların % 80’inde hafif semptomlar var.” Koronavirüse yakalanan herkesin bir solunum cihazına ihtiyaç duymayacağı doğrudur. Ancak, “hafif” olarak sınıflandırılan bir vaka bile yine de son derece tatsız olabilir. Hafif bir COVID-19 vakasını “kolay maraton” gibi düşünebilirsiniz – yine de hoş bir deneyim değil.

Duygusal Akıl Yürütme

Duygularımız bize neyin doğru olduğuna dair ipuçları verebilir, ancak çok güvenilmezlerdir. Örneğin, korku hissettiğimizden dolayı kötü bir şey olacağını varsayabiliriz, ama gerçekte bu yanlış bir alarmdır.

Bir kişi, “bunun için endişelenmiyorum, o halde çok da önemli bir şey değildir “ diye düşünerek COVID-19 hakkında ters bir çıkarımda bulunabilir. Ancak deyişe göre, “Gerçeklik duygularınızı umursamıyor” ve virüsten korkmamak onun hakkındaki gerçekleri değiştirmez.

Fal Bakmak (kişinin hayatı hakkında bilgi öngörme pratiği)

Bazı insanlar geleceğe bakabileceklerine inanıyor gibi görünüyor (belki de geçmişi aşırı genelleştirmeye dayandıklarından) ve günün sonunda bunca tantananın yok yere olacağına eminler. İnsanların bu sefer de ne olacağını bildiklerinden emin bir şekilde, önceki salgınlardaki deneyimlerini aktardıklarını duydum.

Bu tür kehanetler, her şeyin yoluna gireceğine dair güvence sunduklarından özellikle cazip olabilir (duygusal akıl yürütmeye bakın). Ancak hiçbirimizin bir kristal küresi yok. Bu virüs hakkında bizden çok daha fazla şey bilen insanların tahminlerine ve virüsün en iyi nasıl kontrol altına alınacağına dair söylediklerine güvenmeliyiz.

Yetki Verme

Son olarak, “İstediğimi yapma hakkına sahibim” inancı da sosyal mesafeyi uygulamamaya yol açabilir. Bazıları sosyal mesafe uygulamanın ‘Amerikanca’ olmadığını iddia ediyor gibi görünüyor, ortak bir düşmanı yenmek için bir araya gelmek oldukça vatansever görünüyor olsa da. Ya da bir kişi sosyal mesafe uygulamamanın emniyet kemerini çıkarmak gibi olduğunu düşünebilir – bu kararı sadece onları etkileyen kişisel bir seçim gibi görebilirler. Ama bu daha çok hem kendi emniyet kemerinizi hem de en fazla risk altında olanların emniyet kemerlerini çıkarmaya benziyor – büyükanne ve büyükbabanız gibi örneğin.

Bu inançlardan herhangi birini kendinizde görüyorsanız, onlar için kanıtları sorgulamaya başlayın: İnancınızı hangi veriler destekliyor? Göz ardı etmiş olabileceğiniz bir şeyler var mı? Durum hakkında daha çok farkındalık olduğuna dayanarak, inancınızı güncellemeye ve davranışınızı değiştirmeye değer mi?

Düşünme hataları yaptığınızı fark ederseniz, bu korkunç bir insan olduğunuz anlamına gelmez. (Bu başka bir tür düşünme hatası olur.). Bu sadece insan olduğunuz anlamına geliyor. Aklımızın bize söylediklerini sorgulamak ve inançlarımızı buna göre değiştirmek gerçekten insani bir hediye. İnançlarınızı bildiğimiz gerçeklerle hizalayın ve gerçeğin eylemlerinizi yönlendirmesine izin verin.

Kaynak: Psychology Today