Su perisi Smilaks ve Krakos büyük bir aşk yaşamaya başlar. Bir mitoloji klasiği, belki de bir aşk hikayesi klasiği olarak tanrıların gazabına uğrarlar. Tanrılar, su perisini kendi adında bir bitkiye dönüştürürken Krakos’u ise safrana dönüştürür.

Bir aşk hikayesi sonucu oluşan mor çiçeğe sahip bu değerli baharat, çiçeğinin içindeki 3 adet stigmanın toplanıp kurutulmasıyla elde ediliyor.

Bu kadar pahalı olmasının sebebi tüm işlemlerin elle yapılabiliyor olmasından kaynaklı. Yarım kilo safran için 70 bin çiçek toplanılması gerekiyor. 

Tarihte “Safran Savaşları” çıkartabilecek kadar değerli olan bu bitki bir mite göre Zeus’un yatağına da serilirmiş.

Büyük İskender MÖ 334 yılında İran’ı ele geçirdiğinde safranla tanışmış. Savaş yaralarını tedavi etmek için safranla birlikte banyo kürü hazırlamışlar. Safranla banyo yapma alışkanlığını da Yunanistan’a getirenler Büyük İskender’in askerleri olmuş. Günümüzde lüks hamam alışkanlıkları arasında safran karıştırılmış sularda banyo yapmak var.

Persler’de ise safran melankoli krizlerini geçirmek için medikal amaçlı kullanılmıştır. Safranın Asya’ya gitmesinde de Perslerin işgalinin önemli bir rolü olduğu düşünülüyor. Perslerin orda yaşam kurması ve kendi kültürlerini taşımasıyla Asya da safran ile tanışıyor.

Mısırlı parfümcüler ve şifacılar Persliler gibi birçok merhem içine safranı karıştırıp şifa bulmaya çalışmışlardır.

Yunanlı tarihçi, gezgin ve filozof Strabon, Roma döneminde en iyi safranın Cehennem Mağarası yakınlarında yetiştiğini yazmış. Ne yazık ki şimdi Silifke yakınlarında safran yetiştiren kimse yok.

Çinli herbalist Wan Zhen safranın Buddha’ya sunulmak üzere yetiştirildiğini ve Buddha’nın ölümünden sonra keşişlerin safran rengi kumaşlar giydiğini yazmış. Fakat bir bilgide bu kumaşların safran ile değil zerdeçal ile boyandığı yazıyor.

Avrupa’ya safranı getirenlerin Haçlı Seferleri’nden dönen askerlerin olduğu düşünülüyor ama bununla ilgili sağlam bir kaynak bulunmuyor. Safranla ilgili benim en çok dikkatimi çeken yazılardan bir tanesi de Avrupa’yı kırıp geçiren Kara Veba salgını sırasında kullanılmış olması oldu. Kara Veba kaynaklı safrana talep artınca gemilerle getirmek için çok fazla sefer düzenlenmiş. Seferlerden bir tanesinde korsanlar gemilerin birisini ele geçirmiş. Haftalar boyunca korsanlarla “Safran Savaşları” yapılmış. Çözümü Avrupa, başta İngiltere olmak üzere safran yetiştiriciliğinde bulmuş.

Safranın Anadolu hikayesi ise Hititlere kadar uzanıyor. Osmanlılar döneminde safran ticareti kayıtlara da geçmiş. Ayrıca İstanbul ve Ankara’da bazı hanların adını safrandan alması da bu bilgiyi doğrular.

Bu arada safranın tadını biliyor musunuz?

Kaynak: Botoniyopya /Açık Radyo, Plinius/Naturalis Historia, Wikipedia, Theoprastus/Historia Plantarum