İzlanda; aktif volkanların, göz kamaştırıcı buzulların, göllerin ve nehirlerin, geniş çayırların ve okyanus uçurumlarının bulunduğu bir adadır. Burada pek çok farklı konaklama geleneği de gelişmiştir. En göze çarpanı ise tabii ki çim evlerdir.

Çim, Kuzey Atlantik’teki bu adada bol miktarda bulunmaktadır. Sert geçen kış mevsimi boyunca ahşap ve taş yapıların yalıtım malzemesi olarak kullanılmıştır. Bir peri masalından fırlamış gibi görünen bu çim evler, 1960’lı yıllarda neredeyse tamamen terk edilmiş.

Paha biçilemez bir mimari miras oluşturuyorlar ancak maalesef günümüzde bu evlerden fazla kalmadı. Tek tük kalan çim evler ise İzlanda Ulusal Müzesi olan Þjóðminjasafn Íslands’a ait. Ancak evlerden bir tanesi yaz mevsiminde dolu oluyor. Lindarbakki Çim Evi olarak da bilinen evi yazın kullanan kişi ise şu anda 80 yaşında olan Elisabet Sveinsdóttir.

Sıra dışı olan bu kırmızı evleri, adanın doğusunda bulunan Borgarfjörður Eystri adasındaki küçük bir balıkçı köyünde görebilirsiniz. 20. yüzyılın sonunda tamamen yenilenmesine rağmen evin en eski bölümleri 1899 yılından kalma.

Elísabet, bu sevimli ve küçük evi 1979’da şuan hayatta olmayan eşi Skúli Ingvarsson ile birlikte satın almış. Hatta satın almadan önce satış açıklamasında şöyle yazıyormuş: “Lindarbakki çim, taş, ahşap ve çimentodan yapılmış çok eski bir ev ve pek çok açıdan da çağa uygun bir ev değil.

Elisabet ve eşi, 1979 yılından beri Mayıs ayı ortasından Ağustos sonuna kadar her yaz Lindarbakki’de kalıyordu. İkisi de tek odalı 30 metrekarelik bir ev olan Lindarbakki’yi yeniden inşa etmek için büyük çaba sarf etmişler. Evin altında bodrum ve bir kuyu da bulunmakta. Ahşap kısımlar 1934’te eklenmiş olup sadece bodrum katı ve kuyu 1899 yılından günümüze ulaşmış olan orjinal kısımlarından.

İzlanda’daki evlerin ısı ihtiyacının çoğu jeotermal enerjiyle sağlanmasına rağmen bu evde ısı radyatör ile sağlanıyor. Evin hemen arkasında bulunan ve Lindarbakki ile aynı tarzda olan baraka ise bu evin çekiciliğini arttırıyor.

Evin içinde çiftin yıllar boyunca topladığı eski eşyalar bulunmakta. Elisabet, evi ile son zamanlarda oranın yerlilerinin yardımlarıyla ilgileniyor. Çim evin temel bakımlardan biri de tabii ki çatıdaki çimleri biçmek.

Elisabet’in yazlık evi, zamanla sadece İzlanda’dan değil tüm dünyadan fotoğrafçıların ilgisini çekmiş. Ev sahibi tarafından sıcakkanlı bir şekilde karşılanıp bu farklı ve güzel evi ziyaret edenler arasında, buraya ulaşmak için 12 gün yolculuk yapan fotoğrafçı Luke Gram da var.

Gram, İzlanda hakkında şunları söylüyor: “Okyanusun ortasında gerçeküstü, harikulade bir küçük nokta var ve oraya gidince bu nokta o kadar belirginleşiyor ki, ne kadar nadir ve benzersiz olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz”. Üniversite arkadaşları ile seyahat eden Gram, bazı büyüleyici fotoğraflar çekme fırsatı yakaladı ve Lindarbakki Evi’nin fotoğrafları gerçekten de inanılmaz derecede güzel.

Kaynak: The Vintage News