“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.”  Bu dizeyi Orhan Pamuk’un etkileyici kitabı Yeni Hayat’ın girişinden çoğumuz tanıyoruz. Peki ya gerçek hayatta bir kitap ve bir yazar, bir insanın hayatına dokunacak denli güçlüyse? Size Kabuk Adam’dan bahsediyorum. Karayipler’de aşkın, şiddetin, tutkunun, yaşam ve ölüm arasındaki ince varoluşun romanı.

Hayatta yapılan tercihlerin yanında yapamadıklarımız, yaşayamadıklarımız, yanlış zamanda alınan kararlar ve cesaret edemediklerimiz vardır. İnsanlığımız gereği, bir şekilde, bir parçamızda hep pişmanlık kalır. Kabuk Adam, kimliğini bulamamış fizik doktorasını yarıda bırakıp yazarlığa başlayan Aslı Erdoğan’ı tanımak için bir başlangıç. Onun kendi zaaf ve çelişkilerini keşfetme hikayesi. Ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide duran, kendi içinin çirkinliğini en dokunaklı biçimde betimleyen bir insan o. Çalıştığı fizik merkezinde hayata katlanabilmek için öyküler yazan, çok kez intiharı denemiş, toplumun yabancılaştırdığı, hiçbir yere ait olamayan yalnızlığın canlı hali. İlk kez sevmeyi öğrenmenin, belki de bunu dile getirememenin korkusunu Karayipler’de gözden uzakta bir adada tanıştığı Tony’de fark eder.

Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir.

Kabuk adam günümüzün yüzeysel aşk hikayelerinin yanında gerçek bir güzel ve çirkin hikayesi. Onu bu kadar gerçek yapan şey güzel ve çirkinliklerini, dış görünüşlerini değil ruhlarını temsil etmesi. Ölümsever, yaşama uçurumun kıyısından bakan hiçbir insana ya da düşünceye bağlı kalamayan Aslı Erdoğan’ın yanında, yaşam dolu Kabuk Adam Tony. Ona göre ya onu öldürecek ya da aradığı yaşam suyunu ona verecek insan. Bir katil, bir uyuşturucu satıcısı, siyah derili diye dışlanan, kimsenin güvenemeyeceği bir adam. Beraber bir aile kurmaktan öte evreni yeniden kuracağı kadını arayışı, zayıflıkları, çirkinlikleri… Kabuklarının dışını görünce ruhunun altında derin şeyler gizli olan biri. Hakkında kitap yazılacağını yazarından önce bilecek kadar naif bir ruh.

Bugün artık biliyorum: Hayatın bizlere verip verebileceği tek ödül, tek armağan, sevgi dolu bir insandır ve biz böyle bir insanı, ilk fırsatta katlederiz. Sonra da, ömür boyu, bu asla bağışlanmayan günahın lanetini sırtımızda taşırız.”

Mucizenin bir rüyadan uyanırcasına karanlığın içinde yok olup gidişi, insanın sevgiyi bilerek öldürmesinin kanıtı. Kabuk Adam, yaşam ve ölümün birlikteliği, sevmeyi bilmeyen yaralı bir kadının, gerçek, karşılıksız bir sevgi ve şefkatin karşısında duvarlarını yıkamama hikayesi. Korkunun aşkı alt etmesi, söyleyemediklerimizin, yaşayamadıklarımızın acısı içinde yaşadığımız toplumun bizi köleleştirmesi…

Aslında bu kitabı özel kılan içimizden her birimizin hikayesini anlatması. Kitap, hayatın yüzeysellikten ibaret olmadığını, güzelliklerin detaylarda gizli olduğunu, dile gelememiş sözlerin acısını ve pişmanlığını yüzümüze bir tokat gibi vururken, yazar Aslı Erdoğan’ı da anlayıp onun kişisel tarihini keşfetmek için bir şans veriyor, hele ki otobiyografik bir roman yazmanın bu kadar zor olduğu bir dönemde, bunu bu kadar okunabilir  ve ilgi çekici kılmak yazarın bu konuda ne kadar usta olduğunun göstergesi. Bunda Aslı Erdoğan’ın kirli ve karanlık taraflarını dile getirmekten asla çekinmemesinin de bir payı var. Böylelikle yazar, kendi hayatından çok, içinde yaşadığı ruhsal çöküşler, hayatı anlamlandırma isteğiyle kitaplarında her okuyucunun kendinden bir parça bulmasını sağlıyor.

https://listekitap.com/static/img/2016/09/kabuk-adam2-800x530.jpg

Erdoğan’ın yirmi sekiz yaşında yazdığı bu roman ve pek çok kitabı ona dünya çapında birçok ödül getirse de, kendi ülkesinde en dışlanan yazarlar arasında olmasını engelleyemiyor. Bunun ”kadın’’ bir yazar olmasının büyük bir payı olsa da, zamanında Sabahattin Ali’ye kamyonculuk, köftecilik yaptıranlar, Nazım Hikmet ve nicelerini vatanına hasret toprağa gömenler, aynı zihniyetle bugün de edebiyatçılarını harcıyor. Kıymet bilmemeyi bırakın, onu parmaklıklar altına alıyor. Dünya’da “İstanbullu Kafka” denilerek birçok övgüye layık bulunup ”geleceğe kalan elli yazar’’ arasına seçilen yazar, birçok önemli ödülün sahibi. Aldığı her ödülde “kurbanların ve mağdurların sessiz çığlıkları’’ olacağını söyleyen Aslı Erdoğan, kendisinin de söylediği gibi, yazdığı kitaplarla ve kendi duruşuyla, mağdurların sesi olmaya devam ediyor.

Kaynak: Aslı Erdoğan, Kabuk Adam/Everest Yayınları
Fotoğraf kaynakları: Liste Kitap, Hurimg