COVİD-19 virüsü özellikle son bir aydır dünyanın tüm düzenini değiştirdi, bir sürü insanın sağlığına zarar verdi ve hepimizi endişeye sürükledi. Panik içindeyiz çünkü bizi neyin beklediğini ve bu alışılmadık sürecin ne kadar süreceğini bilemiyoruz. Okuyacaklarınız kişisel deneyimlerimden yola çıkarak bu süreci daha faydalı değerlendirmek, farkındalık ve zihin rahatlığı yaşatmak amacı ile yazılmıştır…

Tüm bu yaşananların kabulünde olmakla başlamak istiyorum anlatacaklarıma. Herkesin bu süreçte kendi yaşadıkları ile ilgili bir sorgulama içinde olduğunu ve bu sorgulamanın ne kadar normal olduğunu hep birlikte kabullenip fark edelim! 

Pandemi her gün yaşanan bir durum olmadığı gibi bu konuda kaygılı ve panik durumunda olmak kaçınılmaz! 

Unutmamamız gereken önemli faktörler var, dünyada buna benzer olaylar bu pandemi yaşanmadan önce vardı ve devam ediyordu. Bazı ülkelerde malum yaşanan açlık ya da deprem gibi. İnsanların yaşamlarını ciddi şekilde etkileyen bu gibi felaketler bir iki gün aklımızda dönüyor sonra unutuyor muyuz yoksa yaşamın hızından unutulmaya mahkûm mu bırakılıyoruz bilmiyorum ama hiç bitmeyen sorunlarla o şekilde yaşamaya mahkûm edilen insanlar ve yaşamlar var!

Sizin bu dönemde yaşadığınız kaygıyı daha da artırmak değil amacım, sadece gerçeklerin biraz daha farkında olmamız gerektiğinin bir diğer boyutu aslında!

Evet kabulde olmalıyız! 

Böyle bir dönemde zihnimizin stabil olamayışını sağlayan birçok etken olabilir; bu psikolojik, ekonomik ya da sadece evin içinde aynı kişileri görmekten bile kaynaklanabilir. Ha pandemiden mi diyorsunuz? Yok sanmam. 

Özgürlüğümüz kısıtlanıyor, tüm mesele de oradan kaynaklanıyor. Sen kendi konfor alanından çıkmaya kendin karar verebilirsin ama kendi öz iraden dışında bazı olaylar farklı gelişiyor ve kontrol edemiyorsun, tüm kaygı kendi özgürlüğümüzü kontrol edemediğimizden kaynaklanıyor aslında! 

BULDUK! Bencilliğimizden mi yani? EVET! 

Zor bir süreçten geçiyoruz ve bu sadece evde kalarak kolaylaştırabileceğimiz bir süreç. Abarttığımız kadar can sıkıcı olmamalı, yani ne kadar zor olabilir yaşamını sürdürebilmek için konfor alanımız olan evimizde kalmak?

Evet her gün bir diğerinin aynısı olmaya başladı, aynı döngü içinde ne kadar dönebiliriz? ‘Sevdiğim şeyleri bile yapmaya motivasyonum yok!‘ dedirten günler yaşıyoruz, o döngüyü değiştirmen gerektiğinin bir isyanı aslında bu.

Belki de şunu düşünen olabilir, ‘dünyada neler yaşanıyor bu, ne diyor’, aslında bu vakti değerlendirmeni söyleyen bir ses varsa onu duy! Doğa biz evlerde kaldığımız günden beri mutlu, bunu bize hissettiriyor, o yüzden dünyada neler oluyor değil de senin kendi içinde neler oluyor sorusunu keşfetme zamanı!

‘Kendimi bu kaygının ve paniğin içinde nasıl keşfederim?’ sorusu oluştuysa eğer verilecek olan cevap belli: zaten günün her dakikası evdesin, kendine ayırabileceğin on dakika olduğunu biliyorsundur!

Düşüncelerinle kalacağın on dakika… Düşüncelerinde kaybolacağın on dakika… 

Kaybolmak kimsenin sevdiği bir his değildir belki, fakat düşüncelerinde yolculuğa çıkmakta endişe duyulacak bir şey olmamalı, ya da olmalı mı? En fazla ne olabilir ki? Kendin için bir adım atıp o döngüden biraz uzaklaşmak… Yok yok sakın yapma, çok kötü duyuluyor!

Bu söylediklerim sadece evden çalışma imkânı bulan bireyler için geçerli değil tabii, herkesin bu panik durumundan uzaklaşıp kendiyle bir nefes almaya ihtiyacı var! 

Zihnimizin nelerle dolu olduğunu bilmek çok ilginç. Bir düşüncenin davranışımızı nasıl etkilediğini gözlemlemek daha da ilginç! Peki neden bu düşüncelerle baş başa kalmaktan kaçınalım ki? Yüksek fonksiyonları olan tek canlılarız ve düşünmemek için elimizden geleni yapıyoruz!

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki Netflix’te düşünmekten kaçınmak için izlediğimiz film ve diziler bizi özümüzden uzaklaştırıyor!

Tamam izle filmini ama kaçınmaktan da vazgeç… 

Sorgula! Zihnim sağlıklı değilse hayatımda gelişen olayların kabulünde olamayabilirim. 

Yaratıcı tarafını kullan! Zihnimi bu günlerde nasıl sağlıklı tutabilirim?

Herkese göre farklılık gösteren bir soru; tutku duyduğun, zevk aldıklarını bir düşün, sorgula. Bir günlük tut! Her güne bir not bırak. Motivasyonunu artırmanda yardımcı olabilir.

Her şey alıştığımız düzenle alakalı aslında, o alıştığımız düzen şimdi karmakarışık. Monotonluğa geri dön demiyorum asla ama sabahın beşinde yatmanın zihnimize pek de iyi geldiği söylenemez. Araştırmalar söylüyor ben değil! Yoğun olduğum günler hatırına evde kaldığım ilk hafta Netflix’te ‘bir sonraki bölümde ne oluyor?’ diye diye sabahladım tabii ben de! Sonra bir bakıyorsun bu durum stresine stres katmana daha da yardımcı oluyor çünkü bildiğiniz gibi uyku bizim her şeyimiz, eksikliğini göstermesin AMİN!

Bir de sürekli internette ‘poğaça nasıl yapılır?’ diye araştırmaktan vaz… VAZGEÇME! Yemek yapmak birçok insana terapi gibi geliyor. Sadece rutin düzeninden ödün vermemeye çalış, normalde bu kadar ters saatlerde kek, börek yapıp yemiyorduysan şimdi de çok abartmanın bir anlamı yok.

Bilinç altından mesaj var! Rüyaların normalden daha aktif olduğu bir dönemdeyiz, içeriği seni düşündürüyorsa rüyandaki sembolleri bir yere yaz bir anlam çıkarmaya çalış ya da bir hikâye yaz. 

Aksiyona geç ve hareketlen! Aktif olman gereken bir dönem olduğunu biliyorsun, her şeyi kendi hızında gerçekleştir.

Haberleri okuyan ve takip eden herkes bu dönemde kendini nasıl koruması gerektiğini biliyordur. Benim söylemek istediklerimi anlamışsınızdır.                                                    

Evdeysen ve her günün bir sonrakiyle benzerlik göstermeye başladıysa döngüyü boz ve kendini keşfet! Öyle herhangi bir ‘keşfet’ değil, öylesine söylenmiş bir söz de değil; bu sürecin kendine faydalı olmasını sağla, başka yolu yok! 

İnsanın kendine yaptığı haksızlığın yanında virüsler masum kalır…

(Okuyucuya not: Yazdıklarıma ünlem eklemeyi seviyorum, anlattıklarım daha da anlam kazanıyormuş gibi hissediyorum, kişisel algılamayın tamamen motivasyon.)