Biz Dersimlilerin yüreği yanıyor! Susmayın… Sesimize ses katın!

Çünkü bir kez daha başlatılan askeri operasyonlarla birçok noktada zamandaş olarak ormanlarımız yakılıyor. Geniş ormanlık alanları içine alarak yaygınlaştırılarak devam eden operasyonlarla birlikte genişleyerek yakılıyor, imha ediliyor. Daha önce defalarca yapıldığı gibi bir kez daha ormanlarımız yakılarak coğrafyamız yaşanılamaz hale getirilmeye çalışılıyor. Yine öncekilerde olduğu gibi basın bu felaketi görmezden geliyor veya yazması engelleniyor. Yine öncekilerde olduğu gibi devletin güvenlik güçleri Dersimlilerin yangınları söndürmeye gitmesini engelliyor.

Dersim coğrafyası, “güvenlik” gerekçesiyle yapılan ve yapılması planlanılan baraj HES projelerinin tehdidi yetmezmiş gibi bir de artık sistematik hal alan orman yangınlarıyla tahrip ediliyor. Devlet ve rantcı sermaye elbirliği halinde Dersim’i öldürüyorlar. Bu nedenledir ki orman yangınları söndürülmek yerine genişleyerek devam ediyor. Bu nedenledir ki onların Türkiye kamuoyunca bilinmesi ve ortak bir duyarlılık geliştirebilmesi engellenmeye çalışılıyor. Bu yangınlarla Dersim sadece insanlar için yaşanılamaz hale getirilmekle kalmıyor, aynı zamanda hayvanların yaşam alanı ve hakları yanı sıra pek çok endemik bitki türü de yok ediliyor.

Bu kapsamda Pülümür ilçesinde bulunan Meçi, Rabat Tepesi karşısındaki Mezra Köyü, Uzun Evler Mahallesi ve Kaymaz Tepe, Dere Boyu köyü civarı, Hozat’ın Boydaş mevkii ve Ali Boğazı bölgeleri, Dersim’in Nazimiye ilçelerinde ve merkeze bağlı Sarıtaş, Doğantaş mevkileri, keza Ovacık ilçesi ve Elazığ Karakoçan’da çıkartılan bu sistematik orman yangınlarında çok yönlü bir felaket yaşanıyor. Ayrıca Gabar ve Cudi’de 7 ağustostan beri yanıyor.

Peri vadisinde; Köylülerin anlatımına göre 5 Ağustos 2017 günü saat 08.00-08-30 arası, iki askeri helikopter, Bingöl/ Xolxol/Yayladere tarafından gelerek, önce Çemîzênê/Sürmelikoç, sonra Azıkan ve ardından da Zımteg / Çayağzı köylerinin üst taraflarındaki ormanlık alana ikişer tane yangın bombasının attığı, bunun sonucunda Çemîzênê /Şürmelikoç köyü evlerine çok yakın ormanlık alanın tutuştuğu belirtilmektedir.

Yangın olayını duyan çevre köylerdeki insanlarca saatler süren çabaları sonucu bu noktadaki yangını kontrol altına alabilmiştir. Ama buna rağmen bölgemizdeki orman yakımları acımasızca ve hukuksuzca devam ediyor. Geçmişten günümüze her çatışmanın ya da operasyonun ardından sürekli orman yangınları çıkarılarak sözde ”terörle mücadele” edildiği ileri sürülüyor. Oysa yapılan şey, Anadolu’nun binlerce yılda oluşmuş olan bu önemli orman ekosisteminin tükenmesine yol açacaktır.

Biz Dersim’liler olarak orman yakmakla hiç bir sorunun, hele ki toplumsal sorunların çözülmeyeceğini çok iyi bilmekteyiz. Çözüm, kendi doğasını tahrip edecek denli büyük bir akıl tutulmasıyla sosyolojik gerçeklerle savaşma inadını sürdürmek değil, barışı ve evrensel hukuku sağlamaktır. Ancak barış ve hukukla uyuşmaz hayallerini Türkiye’ye dayatanlar tam aksini yapıyor.

Bu kapsamda Dersim halkı; ormanları yakılarak, barajlarla kuşatılarak, siyanürlü altın faaliyetleri geliştirilerek ve köyleri boşaltılarak terbiye edilmek isteniyor. Yine Dersim Merkeze bağlı Merxo köyü de güvenlik gerekçesi ile boşaltılmıştır. Çemişgezek Gözlü Çayır(Ekirek) köyünde, ekinlerin biçilmesini, hayvanın ağıldan çıkmasını, köyün 100 m. yakınında Yane Diyar Ağanın mezarın ötesine geçilmesini yasaklamış. Köyün yollarına da askerler tarafından hendek kazılmış. Yasağa uyulmaması halinde vurulacağını, tüm
sorumluluğunda köylüye ait olduğuna dair belge imzalatılmış. Kimi yasaklar Paşaçık (Uskex) köyünde de uygulanıyor. Çemişgezek jandarma komutanı köylülere bu yasağın İçişleri bakanlığına ait olduğunu belirmiştir.

Böylece istiyorlar ki, Dersim yaşanılmaz hale gelsin, insansızlaşsın, çaresizlikten Dersim de yaşamaya devam edenler de kimliğine, haklarına, doğasına sahip çıkmak yerine boyun eğsin!

Ancak boşuna! Dersim halkı hakları yanı sıra doğasını da koruma seferberliğini sürdürecektir. Üstelik sadece kendi doğasını değil, rantcı sermayenin gerçekleştirdiği diğer yağmalara ve tahribatlara karşı da bütün bir Türkiye’nin de doğasını savunacaktır. Bu kapsamda bizler, Kazdağları’nda 4 ayrı noktada, keza Antalya’nın Kemer İlçesine bağlı Kuzdere Mahallesinde çıkarılan yangınlara, Gabar ve Cudi’de 7 Ağustostan bu yana devam eden yangınlara karşı da aynı duyarlılığı gösterip ve dayanışmamızı iletiyoruz.

Çünkü bu yangınların hiçbirinin tesadüfî olmadığını, farklı kimlikli halkların imhası ve doğanın bir kâr alanı olarak istismar edilmesinin sonucu olduğunu biliyoruz. Esasen bu yangınlarla ilgili olarak devletin hiçbir kurumunun açıklama yapmaması ve toplumun konuya ilişkin bilgilenmesinin engellenmesi de, bu işteki sorumluları göstermektedir. Bu kapsamda biz Dersimliler, gerilim politikalarının, doğanın tahribinin, inançsal ve etnik asimilasyonun ve operasyoncu siyaset tarzının derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Orman yakmalara, köy boşaltmalara, barajlara, HES’lere, ormanların ev sahibi hayvanların kovulmasına HAYIR diyor ve tüm Türkiye’den bu konularda dayanışma istiyoruz. Çünkü Dersim Türkiye’nin bütünü, geleceğinin aynasıdır!

DEDEF (adına) Munzur Koruma Kurulu, KARDEF (adına) Peri suyu Koruma Platformu, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu, Demokratik Alevi Dernekleri, Demokratik Yöre Dernekleri Koordinasyonu, Munzur Çevre Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Dersim Araştırmalar Merkezi,HDK Ekoloji Meclisi,Yeşil Öfke Ekoloji Meclisi, Senoz Vadisi Koruma Platformu, Kayder