Okuma süresi: 4 dakika

Kırkyama Kadın Dayanışması, “Güçlenerek Değiştireceğiz, Mücadelemizi Büyüteceğiz” şiarıyla Suriye Pasajı’ndaki Ortak Yaşamı Geliştirme Vakfı’nda kuruluşunu ilan etti. Toplantının yapıldığı salona, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Yaşasın 8 Mart Yaşasın Kadın Dayanışması” yazılı pankart asıldı. Katledilen kadınların anısına yapılan saygı duruşuyla etkinlik başladı.

Kadın dayanışması ve mücadelesini anlatan sinevizyon gösteriminin ardından kuruluş metni okundu. Ardından etkinliğe katılan kadınlar söz alarak Kırkyama’nın kuruluşunu selamladılar.

Kırkyama Kadın Dayanışmasından Tuğçe Kesim kuruluş metnini okudu. Kadın mücadelesinin ihtiyaçlarını gören, kadınların tüm farklılıkları, çoğulculuklarıyla bir araya gelmesine, birlikte hareket etmesine ve güçlenmesini sağlayacağını vurguladı. “Yaşıyoruz, görüyoruz, biliyoruz. Dünyada ve Türkiye’de militarist, milliyetçi, ırkçı ve cinsiyetçi politikalar yükseliyor. Militarizm ve savaş çığırtkanlığı kadınların yaşadığı şiddeti gün be gün artırıyor. Milliyetçi-ırkçı politikalar kadınları baskı altına alma, susturma ve erkeklerin çıkarına değerler yaratma işlevi görüyor. Dini referanslar kullanılarak erkek egemenliği güçlendiriliyor, kadınların konumu zayıflatılmaya çalışılıyor; ama bu durum karşıtını yaratıyor. İçinde yaşamak zorunda bırakıldığımız sisteme en büyük, en güçlü itirazlar kadınlardan geliyor” dedi.

Kadınların isyanına güç katacaklarını belirten Tuğçe, değiştirme ve dönüştürme mücadelesini büyüteceklerini vurguladı. Giderek güç kaybeden neoliberal kapitalist sistemin yarattığı ekonomik krizin, sömürünün, yoksulluğun ve işsizliğin katmerlenmesine yol açtığını söyledi. Patriarkal kapitalizme karşı mücadeleyi büyüteceklerini belirten Kesim, kadın emeğinin değerini savunacaklarını ve yükselttikleri talepleri sahipleneceklerini belirtti.

Son olarak kadınların hayatlarını savunmasının meşruluğuna değinen Tuğçe şu şekilde metni sona erdirdi: “Sistematik hale gelen cezasızlığın erkeğin şiddetini özendirdiği bu koşullar kadınların özsavunma hakkını gerekli ve meşru kılıyor. Kadınların hayatlarına sahip çıkma mücadelesinin; erkek şiddetine, devlet şiddetine, faşizmin her türlü uygulamasına karşı kadınların isyanının; özsavunmasının geliştirici gücü olacağız. En güçlü özsavunma biçimi olan kadınların birleşik gücünü, dayanışmasını öreceğiz. Şiddetten uzak, güvenli, eşit ve özgür yaşam kurma mücadelesini kararlılıkla yükselteceğiz. “

Kuruluş metninin ardından “Yaşasın Kadın Dayanışması”, ”Dünya Yerinden Oynar Kadınlar Özgür Olsa” sloganları atıldı. Daha sonra etkinliğe gelen kadınlar söz alarak kadınları mücadeleye, sokaklara, alanlara davet ettiler. Yaklaşan 8 Mart’a vurgu yapan kadınlar erkek devlet şiddetine karşı 8 Mart’ta sokaklarda olacaklarını vurguladılar. Etkinlik halaylar çekilerek sona erdi.

Deklarasyon metninin tamamı ise şu şekildeydi:

Kadın Mücadelesini Çoğaltmak İçin Yola Çıkıyoruz

Kırkyama Kadın Dayanışması olarak kadınların varoluşuna, hayatına, özgürlüğüne ve kimliğine yönelik saldırıların şiddetlendiği, kazanımlarının yok edilmeye çalışıldığı tarihsel bir kesitte yola çıkmış bulunuyoruz. Dönemimizin özgün şartlarında feminist mücadeleyi çoğaltmak, kadın dayanışmasını ve örgütlülüğünü güçlendirmek temel amacımız. Kadınların tüm farklılıklarıyla, tüm çoğulculuklarıyla bir araya gelmesine, birlikte hareket etmesine ve güçlenmesine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Kadınların her türlü baskıya, şiddete, sömürüye ve savaşa karşı direnirken özneleşmesinin; değişip ve dönüşerek yeni bir yaşamı kurmasının birer parçası olmak istiyoruz.

Kırkyama Kadın Dayanışması olarak kırkyamanın farklıların bir aradaki uyumundan, zenginliğinden ve deviniminden esinlendik. Kadınların farklılıklarıyla beraber ortaklaşabilme gücünün büyüsüne kapıldık ve kendimizi böyle adlandırmak istedik.

Mücadelemize sıfırdan başlamıyoruz. Gücümüzü kadınların eşitlik özgürlük mücadelesinin doğduğu andan itibaren yarattığı tüm değerlerden alıyoruz. Coğrafyamızdaki kadın hareketinin bütün tarihini kendi tarihimiz sayıyor saygı ve minnetle sahipleniyoruz. Kırkyama için yola çıkan kadınlar olarak çoğumuz, 1980 sonrası yükselen kadın hareketine değebildik, bize sundukları teorik bakış açısından ve yarattıkları değerlerden, eylemlerden etkilendik. Hem kendimizi hem de hayatı değiştirip dönüştürmenin gücüne varabilmenin ışığı oldular.

1987 yılında kurulan Demokratik Kadın Derneği’nin bizler için özel bir önemi oldu. İçinde çeşitli kadın gruplarının birlikte mücadele ettiği Demokratik Kadın Derneği, sosyalist hareketin içinde bağımsız kadın örgütlenmesini yaratma çabası anlamında önemli deneyimler yarattı. Dernek kapatıldıktan sonra günümüze kadar pek çoğumuz kesintisiz ve soluksuz olarak, işçi ve emekçi kadınlarla çalışmalar yürüttü, yoksul mahallelerde Kadın Dayanışma Derneklerinin kurulmasına öncülük etti, ev eksenli çalışan kadınların hayatlarına dokunmaya çalıştı, gündelikçi kadınların örgütlenmesi çalışmalarında yer aldı, üniversiteli ve liseli genç kadınların dayanışma örgütlerinin kurulması için çaba harcadı.

Yaşamın hareketliliği, etkileşimli hali, dönüşümü, mücadelemizin de düz bir çizgide ilerlemediğini gösterdi bize. Tarihsel kazanımların kalıcı olamayabileceğini, farklı saldırılarla karşı karşıya kalabileceğimizi yaşayarak görüyoruz. Mücadelenin talep ve ihtiyaçlarının değişebileceğini, farklı etkileşimlerin hepimizin ufkunu her geçen gün daha da genişletebileceğini de deneyimliyoruz. Dönemimizin özgün şartlarına uygun, kadın mücadelesinin ihtiyaçlarını gören, kadınların tüm farklılıkları, çoğulculuklarıyla bir araya gelmesine, birlikte hareket etmesine ve güçlenmesine hizmet edecek Kırkyama Kadın Dayanışmasını kuruyoruz.

Yaşıyoruz, görüyoruz, biliyoruz: Dünyada ve Türkiye’de militarist, milliyetçi, ırkçı, dinci ve cinsiyetçi politikalar yükseliyor. Militarizm ve savaş çığırtkanlığı kadınların yaşadığı şiddeti gün be gün artırıyor. Milliyetçi-ırkçı politikalar kadınları baskı altına alma, susturma ve erkeklerin çıkarına değerler yaratma işlevi görüyor. Dini referanslar kullanılarak erkek egemenliği güçlendiriliyor, kadınların konumu zayıflatılmaya çalışılıyor. Ama bu durum karşıtını yaratıyor. İçinde yaşamak zorunda bırakıldığımız sisteme en büyük, en güçlü itirazlar kadınlardan geliyor. Kadınların isyanına güç katacağız, değiştirme ve dönüştürme mücadelesini büyüteceğiz!

Çökmekte olan neoliberal kapitalist sistemin yarattığı ekonomik kriz sömürünün, yoksulluğun ve işsizliğin katmerlenmesine yol açıyor. Kadın emeği en ucuz, en güvencesiz konuma itiliyor. Kadın yoksulluğu büyüyor. Kadınların eve, erkeğe, aileye bağımlığı artıyor. Patriarkal kapitalizme karşı mücadeleyi büyütecek, kadın emeğinin değerini savunacağız, yükselttiği talepleri sahipleneceğiz!

Sermayenin gözü dönmüş kar hırsı içinde yaşadığımız dünyayı yok ediyor; havayı, suyu, toprağı, yeşili talan ediyor. Doğa ve ekolojik sistem insanlık tarihi içinde hiç olmadığı kadar tehdit altında. Kadınlar olarak, doğanın ve yaşam alanlarımızın korunması mücadelesini yükselteceğiz!

İçinde yaşadığımız şiddet yüklü, ayrımcı, erkek egemen politik ve kültürel ortam farklı cinsel yönelimlere dönük nefret dilini, davranışını pekiştiriyor. LGBTİ+’leri hedef alan nefret cinayetleri artıyor. LGBTİ+’lere yönelik heteroseksist yaklaşıma, her türlü şiddete karşı koyacağız.

İktidarın kamusal ve özel yaşamı dinselleştirmesi kadınların yaşamı üzerinde devlet ve erkek tahakkümünü artırıyor. Dini, muhafazakar politikalar ve söylemler kaç çocuk doğuracağından, nasıl giyineceğine; ne zaman sokakta olabileceğinden, nasıl gülebileceğine kadar kadınların yaşamına ve bedenine müdahale ediyor. Geleneksel kadınlık rolleri yüceltiliyor. Kadınlar, “Makbul kadın”, “Makul kadın” kimliklerine zorlanıyor. Evde, işte, sokakta ne yapacağımıza devlet, ya da onun sosyal hayattaki temsilcisi erkek karar veriyor. Erkeklerin, kadın bedeni, emeği, kimliği üzerindeki denetimi güçleniyor. Yaşamımız, bedenimiz, emeğimiz üzerindeki söz ve karar hakkımızı savunacağız!

Kadın düşmanlığını pompalayan politikalarla erkek şiddeti yükseliyor. Kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz saldırıları artarak sürüyor, failler mahkemelerden “saygın tutum”, “iyi hal” indirimleri alarak cezasız kalıyor. Sistematik hale gelen cezasızlığın erkeğin şiddetini özendirdiği bu koşullar kadınların özsavunma hakkını gerekli ve meşru kılıyor. Kadınların hayatlarına sahip çıkma mücadelesinin; erkek şiddetine, devlet şiddetine, faşizmin her türlü uygulamasına karşı kadınların isyanının; özsavunmasının geliştirici gücü olacağız. En güçlü özsavunma biçimi olan kadınların birleşik gücünü, dayanışmasını öreceğiz.

Şiddetten uzak, güvenli, eşit ve özgür yaşam kurma mücadelesini kararlılıkla yükselteceğiz.