“İnsanın kaç arkadaşa gereksinim duyduğundan emin değilim, ama -hangi alanda olursa olsun- yeteneğinizin pan de cielo (cennet ekmeği) olduğunu düşünen bir ya da iki tane arkadaş şarttır” diyor şair, yazar ve psikanalist Clarissa P. Estes. Evet pek çok iyi arkadaşımız olabilir, Facebook gibi sosyal mecralara bakarsak pek çoğumuz arkadaş göllerinde boğulacak gibiyiz belki. Ancak söz konusu hayallerimizi konuşmak, kalbimizi açmak olduğunda kiminle konuştuğumuz ayrı bir önem taşıyor.

Ben hayallerin boş şeyler olduğu, insana hayal kırıklığından başka bir şey getirmeyeceği “gerçeği” ile büyüdüm, büyütüldüm. Son zamanlarda anladığım ve kabullendiğim, bunun benim değil, ebeveynlerimin ya da onların ebeveynlerinin bir gerçeği olduğu. Belki de hepimizin başka gerçekleri, gerçeklikleri var. Peki, sizinki ne? Bulmanıza yardımcı olacak, “sizin gibi” birileri etrafınızda olsa hayat çok daha kolay olmaz mıydı?

Kişisel Sürdürülebilirlik

Dikkat kırılır!

Hayal dolu insanların üzerine “Dikkat kırılır!” çıkartması yapıştırmak geliyor bazen içimden. Biliyorum, insanlarla beraber hayalleri de kırılır… Sonra bir kenara atılır kırık hayaller, bekler, birikir, kimi zaman yok olur, bir(kaç) nesil atlar geri gelirler. İyisi mi hayalleri olanlar da, hayalleri duyanlar da bu çıkartmayı gözlerinin önüne getirsinler.

Hayaller saklanılacak, utanılacak şeyler değiller elbet. Ancak söz konusu toplum, kültür ve beraberinde gelen yargılar olduğunda, onay ve destek beklerken kınama, küçümseme ve pek çok farklı olumsuz tepki ile karşılaşmak mümkün hayaller söz konusu edildiğinde. Ne?! İstifa etmek mi? Ne?! Başka yere taşınmak mı? Ne?! Bu devirde çocuk mu? vs. vs. liste uzayıp gider yere, duruma, çevreye göre. Kimi zaman en ufak -ki hayalin ufağı büyüğü olmaz- bir hareket bile korkutabilir insanları.

Mükemmel Olmamanın Hediyeleri adlı kitabında Brene Brown utandığımız anlarda acil olarak cesarete, şefkate ve bağlantı kurmaya ihtiyacımız olduğunu yazmış. Hayallerimizin de böyle süper desteğe ihtiyacı var. Hayallerin ancak paylaşılarak büyüdüğünü ve yayıldığını da unutmamak gerek. Ancak herhangi birileri değil paylaşılacak kişiler. Brene Brown’un utanç anında konuşulması sakıncalılar listesinden yola çıkarak, şu kişilerden sakınmakta fayda var:

1. Hayalinizi duyunca sizden rahatsızlık duyan arkadaşınız. Böyle bir hayaliniz olduğu için utanmanız gerektiğini ima eder. Sonra sessizlik… Sonra sizin onu dinlemeniz gerekir.
2. Empati yerine sempati duyan arkadaşınız. Hayallerinizi duymak ve size soru sorarak sizi daha da anlamak yerine “Ah canım ya, yazık sana ömrünü böyle hayallerle çürütüyorsun” bile diyebilir.
3. Çoktan sizin mükemmel olmamanızdan ötürü hayal kırıklığına uğramış arkadaşınız. Zaten sizin “kusurlarınız” onu üzmüş, şimdi siz daha da çizginin dışına çıkıyor ve onu zorluyorsunuz.
4. Kırılgan durumlarda, hayal paylaşımı gibi kalp açılmalarında panikleyen arkadaşınız. “Neden böyle bir hayalin var?” gibi sorgulamalara girebilir. Hayali olduğu gibi kabullenemez.
5. Her şeyi abartan ve yaldızlayan, sizin bu hayalden dolayı “deli” olabileceğinizi aklının ucundan geçirmeyen arkadaşınız. Aslında kulağa tam konuşulması gereken kişiymiş gibi gelse de değil. “Mükemmel! Süper olacak! Şahane!” der, ancak bugün hayaliniz için ne yapmak istediğinizi ya da kendisinin size nasıl yardımcı olabileceğini sormaz.
6. Bağlantı ile üste çıkmayı karıştıran arkadaşınız. “Aman o da bir şey mi? Bak ben geçen rüyamda ne gördüm…” diyerek konuyu kendisine çevirir.

Brown’un da dediği gibi tabii ki biz de bu arkadaşlardan biri olabiliriz yer yer, zaman zaman. Hepimiz insanız, kendi kırılganlıklarımızla uğraşırken bir başkasının kırılganlığı ile karşı karşıya gelmek zordur.

Kişisel Sürdürülebilirlik dream catcher

Sürüyü bulma yolunda

Peki, bu kadar eledikten sonra kim kaldı elimizde?

1. Hayallerinin peşinden koşan arkadaşınız. O birtakım hayallerini gerçekleştirmeye başlamış, hayallerin boş olmadığını anlamıştır, isterseniz size de anlatır.
2. Sevdiği işi yapan, sevdiği yerde yaşayan, sevdiği kişiyle hayatını devam ettiren arkadaşınız. Sevgisi, tutkusu yüzünden taşar. Homurdanmak yerine gülümseyerek hayallerinizi dinler.
3. Huzur dolu arkadaşınız. Hayallerinizi de huzurla dinler, ortamı da o kadar huzurla doldurur ki araya endişeleriniz bile giremez…
4. Köklenmiş, kendi değerlerini bulmuş, bunun sayesinde esneyebilen arkadaşınız. Sizin “deli” hayallerinizi dinlemek onu bozmaz, bilakis genişletir. Merakından çok soru sorup sizin de genişlemenizi sağlar.
5. Sizi olduğunuz gibi, güçlü ve zayıf yönlerinizle kabul eden arkadaşınız. O sizin hayallerinizi duymayı çoktan hak etti. Hadi durmayın artık!

Evet cesur olmak lazım hayallerden bahsetmek için, ancak bir nefes, bir adım yeterli başlangıçta. Belki derin bir nefes… Sonra denemek. Sonra tekrar. Hayal ettikçe ve sonra beraber eriştikçe büyüyorsa hayaller, bir yerden başlamalı değil mi?

Ve yine eylem vakti!

Hepimiz “Sen nasıl istersen öyle olur!” diyen ailelere doğmuyoruz, ya da hayalseverler yok gündelik hayatımızda. Peki, o zaman ne yapacağız: Eyleme, harekete geçeceğiz! Annenizi, babanızı, kardeşinizi, kırk yıllık dostunuzu değiştirin demiyorum. Daha tatlı değişim yolları da var. Yeni arkadaşlar edinin. Sokağa çıkın; evinizin, alıştığınız düzenin dışına çıkın. Ve sonra kalbinizi dinleyin:

• Gönüllü olun. İsterseniz normalde para kazandığınız işi, gönül verdiğiniz bir amaç uğruna ücretsiz sunun. İsterseniz gönlünüzün kaydığı bir alanda yeni bir şey öğrenerek gönüllü olun. Gazeteye, internete bakın, arkadaşlarınıza sorun, emin olun isterseniz karşınıza pek çok fırsat çıkacak; beraber gönüllülük yaptığınız kişiler hayallerinize ortak olup sizde yeni hayaller uyandıracak.

• Bir hobi bulun, bugün başlayın. Bunu görür görmez içinizden bir şeyler fışkırmıyorsa bir liste yapın, 10, hatta 20 maddelik, ‘Bugün bir çılgınlık yapsam …. öğrenmeye başlardım.’ diye. Durmadan yazın, sonra bakın listeye, çekici gelen 3 tanesini araştırın etrafta, nasıl öğrenmeye başlayabilirsiniz diye. Başlayın, bugün! Biliyorum çok ‘kişisel gelişim’ konuşması gibi oldu ama ben kocamı ve iş ortağımı dalış öğrenirken buldum. Hayal ortaklarınız, sürünüzün diğer elemanları muhtemelen sizin sevdiğiniz şeyleri yapıyorlar, unutmayın.

• Sizi çeken etkinlik ve buluşmalara katılın. Ortak hayalde olanlar ortak mekanlara çekilir. Hatta hayat tekrar tekrar karşımıza çıkarır gönlü bize yakın olanları. Eğer olasılıkları arttırmak istiyorsanız çarpışmaların çok olduğu kalabalık yerlere ara sıra da olsa girmekte fayda var. İlgi alanınıza göre Zumbara, Meetup gibi ağlar sayesinde ücretsiz etkinliklerden de haberdar olabilirsiniz.

“Çevrenizde size saygı duyan ve iyi davranan insanlar olsun” demiş oyuncu Claudia Black. Olsun! Hepimizin etrafında olsun! Yoksa, önce biz olalım o kişiler, sonra da bulalım diğerlerini. Bu yazıyı okuyan tüm çirkin ördek yavrularının tez vakitte beyaz kuğularla karşılaşması, aslında ne olduklarını hatırlamaları dileği ve umuduyla…

Kişisel Sürdürülebilirlik 1. Ders: Para!