Otuz dokuz yıllık renkli ve verimli yaşamı boyunca romanlar, şiirler, şarkılar yazan, trompetten ve cazdan vazgeçmediği gibi oyunculuk, şarkıcılık, mucitlikten de geri kalmayan ve doğal bir oyunbozan olan Vian’ın meslek hayatında Fransız Standartları Enstitüsü’nü seçmiş olması belki de sanat dünyasının en parlak ironilerinden biridir. Dönemin diğer bazı isimleri gibi doğaçlama yaşayıp eser veren Vian bugün asıl olarak yazar kimliğiyle ve antimilitarist bakış açısıyla tanınıyor.

Vian’ın yazdığı son roman olan ve bir psikanalistin tuhaf bir köyde başına gelenleri anlatan Yürek Söken, yazarın en gerçeküstü eserlerinden biri. Kendi içindeki boşluğu, başkalarının duygularını “çalarak” doldurmak mümkün mü? Gittiği köyün –borçlarını para yerine başkalarının utançlarını sahiplenerek ödeyen insanlar gibi– garipliklerini kendi gariplikleriyle değiştirmeye başlayan psikanalistin bu soruya vereceği yanıt aşikâr. Ama karakterimiz “psikanaliz yapmak” ve “seks” arasındaki ayrımı bilmeyenleri tedavi etmeye uğraşadursun, Vian’ın bu son romanıyla kariyerine kusursuz bir nokta koyduğu da bir gerçek.

“Vian’ın alegorileri her okura uygun olmasa da üslubu şaşırtıcı biçimde yalın. İnsan zalimliğinin ve tutarsızlığının ilginç mantığına olan yaklaşımı ise Yürek Söken’i tek başına okunmaya değer kılıyor.”  – Publisher’s Weekly

“Sistemin muzip bir hicvi olan Yürek Söken, muazzam detaylarla bezeli, sarsıcı bir roman.”  – Kirkus