Çevre ve hayvan hakları örgütleri, memeli deniz hayvanlarının akvaryumlara ve hayvanat bahçelerine hapsedilmesinin olumsuz etkileriyle ilgili farkındalık yaratmayı başardı; fakat dar alanlarında yaşam mücadelesi veren balinalar ve diğer memeliler şimdi de kitle turizmi tehlikesiyle karşı karşıya.

Günden güne büyüyen turizm endüstrisi, birçok insanı alışılagelmişin dışında bir deneyim aramaya itiyor. Tekneyle denize açılıp balinaları yüzerken izleme etkinlikleri 1950’lerde Amerika’da başladı ve günümüzde her yıl 13 milyon kişinin katılımıyla yaklaşık 120 ülkede düzenleniyor. Asya ve Latin Amerika ülkelerinin de dahil olmasıyla gittikçe büyüyen bu endüstrinin değerinin 2.1 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Plastik kirliliğinin ve halihazırda var olan diğer tehditlerin yanı sıra, deniz canlıları şimdi de onları yakından görmek ve hatta onlarla yüzmek isteyen turistlerle baş etmek zorunda. Yeni trende göre alçak uçuş yapan uçaklarla balina sürülerinin yeri tespit ediliyor ve söz konusu turistler bu bölgeye getiriliyor. France Nature Environment (FNE) çevre örgütüne göre, insanlarla böylesine yakın ilişkide olmak bu vahşi hayvanları zararlı sonuçlar doğurabilecek değişik davranışlara itiyor. Bu uygulama onların beslenme veya üreme süreçlerini etkilemenin yanı sıra sürünün dağılmasına ve yeni doğan yavruların annelerinden ayrılmasına yol açabiliyor. Tilki gibi vahşi türlerde gözlendiği gibi, balinalar ve yunuslar onları teknelerin yakınına çekmek için verilen yemlere alışıp bağımlı hale gelebiliyor.

Uygulamanın destekçileri ise balinaların teknelere kendilerinin yaklaştığını ve turistler tarafından rahatsız edilmediğini ileri sürüyor. Fransız bir tur şirketi çalışanı Isabelle Frémont, “Çevre örgütleri, hayvanların insanlara ne kadar iyi davrandığını gidip kendi gözleriyle görmeliler” diyerek örgütlerin iddialarını asılsız bulduğunu söylüyor. Aberdeen Üniversitesi Biyoloji ve Çevre Bilimi Fakültesi’nden doktor Lusseau ise artık balıkçılıktan kazanç sağlayamayan yerel halk için bu endüstrinin bir umut ışığı olduğunu söylüyor: “Yerel topluluklar bu endüstri sayesinde ekonomik kazanç sağlıyor, fakat bir denge kurulması şart. Eğer işin içine sömürü girerse ve balinalar uzun süreçte zarar görürse bu endüstri de balıkçılık gibi zamanla çöker.”

Tekneden gözlemlemek yetmiyor, turistler şimdi de balinalarla yüzmek istiyor.

Bazı ülkelerde günlük denize açılabilecek teknelerin sayısını ve hızını düzenleyen kanunlar var; fakat tekneler yüzlerce kilometre açıktayken bu kuralların uygulanıp uygulanmadığını takip etmek zor. WDCS* bu turlara katılmak isteyenlerin öncelikle organizatörlere bulundukları bölgede herhangi bir düzenlemenin olup olmadığını sormalarını tavsiye ediyor. Ayrıca turda balinalarla ve sualtı yaşamla ilgili faydalı bilgiler verebilecek yetkili birinin olması öneriliyor.

Balinaların karadan da izlenebileceğini hatırlatmakta fayda var. Bu hem sizin hem de deniz canlıları için en güvenli seçenek.

* WDCS: The Whale and Dolphin Conservation Society, kendini dünya çapındaki balinaları ve yunusları korumaya adamış bir yardım kuruluşudur.

Kaynak: DW, BBC News