Su, canlılığın var olabilmesi için canlıların temel ihtiyaç duyduğu, organik olmayan sıvı bir maddedir. Yapısı basitçe iki adet hidrojen ile bir adet oksijen atomlarının ilişkili bulunmasıdır. İçerisinde canlılar için gerekli birçok mineral ve elektrolit buluyor. Suyun besin olma dışında işlevleri vardır. Canlılarda birçok fizyolojik aktivitenin gerçekleşmesini sağlar. Ayrıca bazı canlıların yaşam ortamını oluşturur. Örneğin; tatlı ve acı sular, balık gibi birçok su canlısının habitatıdır.

Biyolojik sistemlerde yüzlerce kimyasal reaksiyonlar gerçekleşir. Bu reaksiyonlar oluştuğu sürece canlılık devam eder. Bu kimyasal olayların gerçekleşebilmesi için mutlaka yeterli miktarda su bulunması gerekir. Kimyasal olayların gerçekleşmesi, olaya katılan maddelerin atomlarının çarpışmasıdır. Bu çarpışma ortamı sıvıda, katı ve gaza göre en uygun koşul mevcuttur.

Mısırlılardan Antik Yunan’a

İnsanlık tarihine bakıldığı vakit yaşanılan yerlerin suya yakın veya su kenarı olduğu açıktır. Mısırlılar Nil Nehri‘ne bağlı yaşarken Romalılar suyu kontrol edebilmek için matematik ve fizik geliştirdi. Yine Antik Yunan insanları da Mayalılar gibi suya bağımlı olarak yaşadılar ve inançlarında da suya yer verdiler.

Yer yuvarının dörtte üçünü sular kaplamasına rağmen bunun az bir kısmı içilebilir sudur. İnsan nüfusunun aşırı artması ve şehirlerin büyümesi daha fazla su ihtiyacı demektir. Bu nedenle bazı ülkeler kaynak ve yeraltı sularının dışında göl, nehir ve akarsulardan da suyu arıtma yoluyla temin etmekteler. Bu durum, az orandaki suyu daha da eksiltiyor. Başlıca nedenleri: Sanayinin artışı ve çevre bilincinin yeteri yerleşmemiş bireylerin bulunması. Bu azalma hususunda uzmanlar 2020’li yılların sonunda ülkeler arasında önemli problemlerden birinin su olacağını belirtiyorlar. Azalma ile birlikte mevcut sularımızın büyük bir problemi de kirlenmedir.

Su kirliliğinin nedenleri

Genel olarak su kirlenmesini suyun kalitesindeki düşüş olarak açıklayabiliriz. Tarım ilaçlarının ve sanayi atıklarının suya karışması, evsel atıkların sulara karışması, aşırı ve yanlış gübreleme ile toprağın kirletilmesi başlıca su kirliliğinin kaynağıdır. Doğada su kirliğini çok basit bir şekilde anlayabilirsiniz. Eğer gördüğünüz su birikintisinde yani deniz, göl veya akarsularda renk değişimi belirmişse kirlenme vardır. Belirtildiği gibi suyun kullanımı ve yönetimi çok önemlidir. 1970’li yıllarda zamanın hükûmeti tarım alanı oluşturmak için Antalya’nın Elmalı ilçesinde bulunan Avlan Gölü‘nü kurutmuş fakat ileri yıllarda bölgede ekolojik dengenin bozulduğu görülmüştür.

Küresel anlamda suyun önemini derhal kavramamız gerekmekte. Suların azalması ve yok olmasıyla birlikte insanlığı kuraklık, daha pahalı su satışları bekliyor; ayrıca suyun kirlenmesiyle de epidemik hastalıklar şimdiden tehdit ediyor. Yönetim birimlerinin suya daha fazla önem veren politikalar geliştirmesi ve eğitim sisteminde suyun öneminin öğrencilere iyi aşılanmasıyla bilinçli bireylerin yetiştirmesini umuyoruz.