Stephen King’in “2017’nin en büyük gerilim romanlarından biri” dediği Kurtulan Kızlar, yayınlandığından bu yana beğeni toplamış ve kısa sürede 25 dile çevrilip uluslararası bir çoksatan olmuş. Aslıhan Kuzucan’ın çevirdiği Riley Sager’ın ilk gerilim romanını okuyucuyla buluşturan ise Yabancı Yayınları.

Quincy, üniversitedeyken beş arkadaşıyla ormanın içinde Çam Ev’e tatile gidiyor ve korku filmlerinden fırlamış bir katliamdan kurtulan tek kişi oluyor. Basının kurtulan kızlar dediği, katliamlardan sağ çıkan kızları ifade eden bir grubun da parçası oluyor ve üçüncü kurtulan kız olarak dikkatleri üzerine çekiyor. Bu olaydan 10 yıl sonra, daha önce bir üniversite yurdundaki katliamdan kurtulan Lisa’nın, birinci kurtulan kızın, evindeki küvette ölü bulunmasıyla sarsılan Quincy hemen ardında kapısında Sam’i, Nightlight Inn’deki katliamdan sağ çıkan ikinci kurtulan kızı buluyor.

Kurtulan Kızlar: Final Girls

Kanın gövdeyi götürdüğü, bir katilin herkesi doğradığı dehşet saçan korku filmlerinde, katliamdan kurtulan tek kıza final girl, kurtulan kız, deniyor. Bu kız, çoğu zaman diğer karakterlere göre ahlaki açıdan daha duyarlı, masumiyeti ön plana çıkan genç ve sevimli bir kız olarak görülüyor. Kurtulan kız en sonunda katil ile yüzleşiyor, bundan sonra ya masumiyetini bir kenara bırakıp katilini acımadan öldürüyor ya da katil onu öldürmek üzereyken dışarıdan gelen biri tarafından kurtarılıyor, hikâyeyi anlatacak tek kişi olarak hayatta kalmış oluyor. Çığlık’ta Sidney Prescott (Scream, 1996), Yabancı’da Laurie Strode (Halloween, 1978), ve Geçen Yaz Ne Yaptığını Biliyorum’da Julie James (I Know What You Did Last Summer, 1997) en bilinen kurtulan kızlardan.

Aklımızda bulundurmamız gereken, Quincy’nin başına gelenlerden sonra Lisa’nın manevi desteğini reddetmesi ve basının kendisine biçtiği kurtulan kız, final girl, rolünü istememesi. Her şeyi geride bıraktığına inanarak kendine bir hayat kuruyor. Ama okudukça göreceğiz ki bu hayat Quincy’nin sandığı gibi rahat ve düzenli değil, aksine yüzleşmediği sorunları ve gerçekliğini kabul edemediği anıları saklıyor. Birinci kurtulan kız Lisa ölü bulunduğunda ve ikinci kurtulan kız Sam kapısına dayandığında, üçüncü kurtulan kız Quincy asıl kurtulan kız olunduğunu ve gerçek bir “sağ kalan” olup olmadığını öğrenecek.

Kurtulan Kız Yaratmak

Kitap bir gerilim romanı, okuyacaklarımız ise bu kızların nasıl kurtuldukları değil, kurtulduktan sonraki yaşamları ve karşılarına çıkan yeni tehditler. Lisa, yıllar önce üniversite yurdundaki katliamdan kurtulduğunda basının ilgisini çekiyor. Bu ilgiyi, benzer olaylar atlatan ve acı çeken insanlara yardım etmek için kullanıyor. Sam ise Nightlight Inn katliamından kurtulduktan sonra ortadan kaybolmuş. Quincy ise bu olaylar hiç yaşanmamış gibi hayatını sürdürmeye çalışıyor.

Kurtulan kız olmak Quincy’nin istediği bir şey değil. Zaten basının ilgilendiği de ölen insanlar değil, kurtulanlar. Zayıf kızlar bir anda güçlü ve sağ kalan oluyorlar, nadir bulunan bir haber değerleri var, kana bulanmışlar ve duygulular. Bu şekilde halka sunuluyorlar ve bir şekilde bu içerikler de tüketiliyor. En sonunda yaşadığı trajediyle ayrılmaz birer parça haline gelmiş kurtulan kızları yaratıyorlar.

Ya kurtulduktan sonra?

Quincy’yi kurtaran polis memuru Coop ve Quincy arasındaki ilişki bütün bu trajedinin yarattığı sonuçları özetliyor gibi. Asla sarılmıyorlar, çünkü ilk sarıldıklarında Quincy kanlar içinde Coop’a doğru koşuyordu ve bayılmadan önce söylediği son şey “Hepsi öldü”ydü. Görüşmeleri ise terapilerden farksız, katliamdan söz etmiyorlar ama sohbet de etmiyorlar, Coop havadan sudan sorular soruyor ve Quincy cevaplıyor.

Quincy yaşadıklarından sonra çözülmeli amneziden, yani bastırılmış anı sendromundan, mustarip olduğu için epey sıkıntı çekiyor. Yaşadıklarının akılda tutulamayacak kadar kötü olması yetmezmiş gibi, bir de bu yüzden şüpheli durumuna da düşüyor. Annesi ve babasının bu duruma tahammülleri gittikçe azalırken, artık “kurban” olmasını istemiyorlar. İlaç içip, normal olmasını bekliyorlar. İyileşmek, yaşadıklarını atlatmak yerine normalleşmek için baskı yapılınca, Quincy için işler pek yolunda gitmiyor. Kurduğu sevimli hayatın perdeleri kapatınca geride sürekli Xanax içen, kendi yansımasını görebildiği eşyaları çalan ve Çam Ev katliamı hiç yaşanmamış gibi yapan bir kadın kalıyor.

Birinci kurtulan kızın beklenmedik ölümü

Lisa’nın ölümünden çok etkileniyor elbette, Lisa’nın desteğini ne kadar reddetse de aslında onun varlığından güç aldığını fark ediyor. Lisa’nın ilham veren biri olduğunu, gülümsemelerinin gerçek ama gözlerinin bilinçdışı bir keder yansıttığını ve Quincy de izin verse böyle biri olabileceğini itiraf etmek zorunda kalıyor. Lisa’ya göre hayatta kalmanın bir asaleti, bir nezaketi var, acı çektikleri ve bundan hayatta kaldıkları için acı çekenlere ilham verme gücüne sahipler. Quincy ise şiddetle karşı çıkıyor buna, çekilen acıların kişinin kendisini tanımlamasına izin vermemesi gerektiğini söylüyor ve yaşananları kabullenmiyor.

Lisa neden öldü? Hayatla baş edebiliyor gibi görünüyordu ve çevresine ilham veriyordu. Böyle bir olayla nasıl baş edilir ki zaten? İsim değiştirmek, kaçmak, tedavi görmek… Hangisi işe yarar?

Bu kızların güven sorunu var, Lisa’nin ölümüyle güvenleri iyice sarsılıyor. Bu olayla ilgili detaylar öğrenildikçe kime güveneceğini şaşırıyor, kendilerinden bile şüphe ediyorlar. Kan dondurucu değil mi? Güvendikleri şeyler yüzünden kendilerine kızıyor ve güvenmeyi bıraktıkça da kendilerine bunu yaptıran her şeyden nefret ediyorlar. Güven işte bu, sarsılıyor ve geride şüphe ve öfke bırakıyor.

Şefkati hak etmediklerini düşünüyorlar, zaten şefkatin de sınırı var. Belki tanıdığınız birine belli bir sınıra kadar şefkat duyabilirken, tanımadığınız birine karşı ne kadar şefkatli olabilirsiniz? Peki ya, tanıdığınız bir kişiyi tanıyamamaya başladıysanız ne yapardınız? Yaşadıklarından sonra aynı kişi olarak kalmıyor insanlar bazen. Quincy kendine zamanla kim olduğunu sormaya başlıyor ve kendini en son ne zaman tanıyabildiğini hatırlayamıyor.

Gerilim gittikçe artıyor

Hikâye önce yavaş ilerliyor ama dönüş noktasından sonrasını yutarak okuyabilirsiniz. Gerilim gittikçe artıyor ve dehşete düşüren ipuçları ortaya çıkıyor. Öyle akıcı ve etkileyici hale geliyor ki bazı yerlerde irkilebilirsiniz bile. Kafes, Kırmızı Piyano, ve Gölün Dibindeki Ev kitaplarının yazarı Josh Malerman’ın Kurtulan Kızlar için dediği gibi okurken siz de kendinize soracaksınız, kurtulan kız olmaya cesaretiniz var mı? Büyük bir trajedi yaşayıp, değiştiğinizi kabullenip, kendinizi yeniden tanıyabilir miydiniz? Aileniz ve sevdikleriniz sizi yeniden tanıyabilir miydi? Yaralanmış bir bedenin içinde başka biri var gibi hissetmeyi ne zaman bırakırdınız ve “sağ kalan” olmanın ne demek olduğunu anlayabilir miydiniz?

Korku ve gerilim türünü seviyorsanız bu kitaba kesinlikle bayılırsınız: akıcı, geriyor ve pek çok filmi hatırlatan unsurlar var, ama karşınızdaki özgün bir roman; çünkü kurtulan kız nasıl olunur, kurtulan kız olmak ve sağ kalmak arasındaki fark nedir, bunları ilk kez okuyacaksınız. Dikkatli okuyun, akışa kapılıp hızlanmayın, her cümleye ve bazen kelime seçimlerine bile dikkat edin, okuduklarınız dehşete düşürebilir, buna hazırlıklı olun. Çevirisi için Aslıhan Kuzucan’a ve Yabancı Yayınları’na teşekkürler! Herkese iyi okumalar!