2016’da Türkiye’de mağdurun tecavüz suçlusu ile evlendirilmesi hâlinde tecavüz edenin cezasını ortadan kaldıracak olan cinsel istismar yasa tasarısı meclise sunulmuştu ve bu önerge tartışılmıştı fakat kadınların ve halkın tepkisiyle önerge geri çekildi. Bu yasa şimdi de Lübnan’da uygulanıyor. Lübnan halkı ve aktivistler bu yasanın yürürlükten kaldırılması için uzun süredir mücadele veriyorlar.

Aktivistler, 6 Aralık 2016’da Lübnan’ın başkenti Beyrut’un merkezinde ceza kanununun 522. Maddesine karşı protesto gösterileri düzenlediler. Fotoğraflar: Bilal Hussein / Patrick Baz

Ortadoğu ve Afrika’nın bir bölümünde, mahkemeler tecavüz suçlularını mağdurla evlenmeleri durumunda serbest bırakabilirler. Lübnan’ın ABAAD -cinsiyet eşitliği için yardım merkezi- savunucularından toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele veren Alia Awada isteklerinin; “kurtulanların namusunu korumak şöyle dursun, bir suçlu gibi davranmalarına sebep olan bu yasanın yürürlükten kaldırılması” olduğunu söyledi.

2012’nin Mart ayında 16 yaşındaki Faslı Amina Filali isimli bir kız çocuğu, kendisine tecavüz eden kişiyle zorla evlendirildikten sonra intihar etti.

Raporlara göre, Larache’de yaşadığı mahallenin aşağısındaki sokakta yürürken saldırıya uğradı. Saldırgan babası olarak rapor edildiği hâlde, kurbanıyla evlenmesi hâlinde hapis cezasından kurtulacağı iddia edilen tecavüz suçlusuna yarayacak olan bu yasa ile uzlaşınca, savcı Filali ve tecavüz suçlusunun evlenmelerini önerdi.

Fas ceza kanununun 475. maddesi olarak bilinen yasa, kadın hakları aktivistlerine göre tecavüze uğrayan kişinin namusunu koruma aracı olarak kuruldu. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki birçok ülkede olduğu gibi Fas’ın muhafazakâr kesimlerinde de, bir kadın evlilik dışı cinsel ilişkide bulunursa -saldırıya uğrasa bile- kendisi de ailesi de lekeli ve şerefsiz olarak görülüyor ve halk tarafından dışlanıyor.

Ama Filali, korunmak yerine, bir zamanlar ona şiddet uygulayarak merhametsizce davranan saldırganla evlendirildi. Bunun üzerine, fare zehiri içerek kendini öldürdü. 2 yıl sonra, Filali’nin ölümü üzerine halkın feryadını takiben, Fas parlamentosu 475. maddeyi yürürlükten kaldırdı.

Fas’ın kararına benzer bir yasa Lübnan’a ulaştığında kâr amacı gütmeyen toplumsal cinsiyet eşitliği yardım merkezi ABAAD’daki aktivistler de onlardan ilham aldı. Onlar, Filali’nin başına gelen olaylara benzer vakaların yaşanmaması ve onları durdurmak adına 522. maddenin yürürlükten kaldırılmasını sağlamak için bir adım atmaları gerektiğini biliyorlardı. 2016’nın Aralık ayında, ABAAD yasanın yürürlükten kaldırılması için ülkenin parlamentosuna talepte bulunup saldırı ile ilgili kampanya başlattı.

Tecavüze uğrayanların faillerle evlenmelerini emreden Lübnan’daki mahkemelerin sıklığı konusunda güvenilir istatistikler bulunmamakla birlikte, ABAAD tarafından yapılan araştırmalara göre, ankete katılan kişilerin yüzde 30’u tecavüze uğrayan kadınları tanıdığını ve onların saldırganları ile evlenmeye zorlandıklarını söyledi.

Women & Girls dergisi, ABAAD savunucusu ve kampanya müdürü Alia Awada ile namus konusu ve 522. maddenin kaldırılmasına ilişkin kampanya hakkında konuştu.

Women & Girls: Lübnan’da tecavüze uğrayan bir kadının tecavüz suçlusu ile evlenmek zorunda kalması olayı ne zaman başladı?

Alia Awada: Evlenmemiş bir kadın tecavüze uğradığında ve dava mahkemeye sunulduğunda hâkim, kadın ve ailesine faille evlenerek namusunu koruması önerisinde bulundu. Her üç taraf da -yargıç, kızın ailesi ve fail- evlilik önerisine katıldıklarını söyledi. Kadına bu konuda baskı yapmaları, kadının zorla kendisine tecavüz eden kişiyle evlenmesini sağlayacaktır çünkü Lübnan’da bir kadın tecavüze uğrarsa gelecekte kimse onunla evlenmeyecek ve herkes onun namusundan bahsediyor olacak. Normal bir hayata asla sahip olamayacak. Ailesi faille evlenmesi için ona baskı yapacaktır çünkü aynı zamanda bunu kendilerinin namusları ve şerefleri için de bir koruma olarak görüyorlar.

(ABAAD’da), 522. maddenin kaldırılmasının yalnızca çalışmalarımızın başlangıcı olduğunu söylüyoruz. Gerçek görev, düşünceleri değiştiren olay yerinde. Yüksek sesle “tecavüz insanlık suçudur” diyorlar, beyaz elbisenin tecavüzü aklamayacağını söylüyorlar. Bu, kadınların toplumumuzda toplumsal normların ve tecavüz yasalarının mağduru olduklarını söylemekle ilgilidir.

Kadınların bekaretlerinden daha değerli olduğu fikrini nasıl değiştiriyorsunuz?

522. maddeyi yürürlükten kaldırarak farkındalığı artırmakla başlayabilirsiniz. Kadınları tecavüz suçlusuyla evlenmeye zorlamanın sonuçlarından bahsedebilirsiniz.

Başlangıç noktası, insanlara tecavüzün diğer suçlara benzemediğine, bunun bir insanlık suçu olduğuna ikna etmektir. İnsanları, tecavüz ile toplumun bir kadının şerefine saydığı şey arasında açık bir fark olduğuna inanmaya teşvik etmeliyiz. Zira bekaret kaybı ile tecavüze uğramak arasında büyük bir fark var.

Biz (ABAAD’da), toplumun 522. maddenin mağdurlarını ve tecavüz mağdurlarını nasıl gördüğünü merak ediyorduk. Lübnan’ın dört bir yanından 1.000 kişinin katıldığı bir anket yaptık. Ankete katılan nüfusun yalnızca yüzde 1’inin 522. maddeyi tanıdığının tam olarak farkındaydık. Yasadan bahsedildiğinde ankete katılan insanların yüzde 85’i mağdurun haysiyetini tehlikeye attığını düşündükleri için mağdura faille evlenmeye yönelik baskılar artıyor. İnsanlara yasalar hakkında bilgi verdikten sonra bunun ne anlama geldiğini öğrenince gerçekten şaşırdılar ve yasanın kabul edilebilir olduğunu düşünmediler.

522. maddenin yürürlükten kaldırılması önemli olsa da, daha da önemli olan; toplumların zihniyetleri üzerinde çalışmak ve yeryüzünde olmaktır. Ailelere ilk olarak öğretilmesi gereken şu; eğer kız kardeşin ya da kızın tecavüze uğrarsa bu onun suçu değil. İkinci olarak; mağdurun tecavüz edenle evlenmeyi reddetme hakkı vardır. Üçüncü olarak da; tecavüz bir suçtur ve tecavüz edenler de suçludur.

Toplumun tecavüz edene bakış açısı nasıl?

İlk zamanlar erkek utanırdı ama hapisten çıktıktan sonra toplum onun ne yaptığı hakkında her şeyi unutur. İnsanlar kadını hatalı görüyor, tecavüz edeni suçlamıyorlar.

Burası, feminist ve kadın hakları kuruluşlarının uzun mesafe için bir adım atmaları gereken yerdir. Toplumu bir ya da iki yıllık bir kampanyaya dayalı olarak değiştiremeyiz. Tecavüzden hayatta kalan kadınların olduğunu ve onların yanlış bir şey yapmadıklarını söyleyerek başlamalıyız. Kadına yönelik her seviyedeki onursuzluk ve toplumsal normlarla ilgili bir tartışmaya başlamamız gerekir. MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgelerinde, kadınların sosyal, ekonomik, siyasi haklar veya vücutlarını kontrol etme hakkı gibi lüks özellikleri yoktur, biz bu sosyal ve yasal haklara sahip değiliz. Lübnan’da toplum ve kadın haklarına dair görüşler hakkında konuşmamız gerekiyor – biz (kadın hakları ile ilgili) doğru yolda değiliz.

ABAAD 522. maddeyi nasıl yürürlükten kaldırmayı planlıyor?

7 ay önce, yasayı yürürlükten kaldırtmak için dikkatli ve pozitif bir yol izlemeyi düşünmeye başladık. Güçlü olmamız gerektiğini biliyorduk ve akıllı davranmamız gerekiyordu çünkü halkı tarafımıza çekebilseydik, bu yasanın kaldırılmasına destek veren bir orduya sahip olurduk.

İki aşamalı olarak çok güçlü bir kampanya hazırladık. Öncelikle insanların kalbine dokunabilen görsel ve işitsel materyalleri içeren bir kamuoyu kampanyamız vardı. 522. madde hakkında bir video yayınladık ve 2 milyondan fazla görüş aldık.

Toplum düzeyinde bir dizi etkinlik de yaptık. Örneğin; Lübnan’daki en popüler takımın 522. maddenin kaldırılmasını destekleyen futbol karşılaşmasını bir araya getirdik. Lübnan’da en tanınmış gazetecilerin bazıları kadınlardı, onları da getirtip bu maçın 522. maddenin kaldırılmasını desteklediğini açıkladık ve maç kapakta yer aldı. Ondan sonra, herkes 522. maddenin kaldırılmasını istediklerinden bahsediyordu.

Beni gerçekten gururlandıran şey; kampanyamız hakkında bizi soran Orta Doğu’daki kadın hakları örgütlerinden gelen çağrıları aldık. Tunus’da da aynı yasa yürürlükte (Madde 277) ve Tunus halkı da kampanyamızı yasalarının kaldırılmasını talep etmek için kullanmaya başlamışlardı.

Kaynak: The Huffington Post