Hayvanların kullanılması ve sömürüsü, insanlık tarihi kadar eski bir gerçek. İnsan, diğer türler içinde kendini en üst statüye koyarak, diğer canlılara karşı hâkimiyet kurmuştu. Yerleşik hayata geçmesiyle beraber, ulaşım, taşımacılık, üretim ve gündelik işlerine yardımcı olması açısından hayvanların insan hayatı içerisinde önemi arttı.

Aradan geçen yüzyıllar ve sanayi devrimiyle, hayvanların sömürülmesi bitmedi, boyut değiştirdi. Hayvanlar ve hayvansal ürünler, gıda, giyim, kozmetik, farmakoloji, eğlence gibi sektörlerde bir endüstri biçimi haline geldi. “Güçlü olan haklıdır” mottosunun hüküm sürdüğü dünya düzeyinde sistem “zayıf” olanı kullanmayı, sömürmeyi ve yok etmeyi kendinde hak olarak görüyor.

Başka iklimler ve coğrafyalarda yaşayan yabani hayvanları, modern çağ içerisinde insanlara sunma fikri ile (yıllar sonra tüm insanlığın çok utanacağı!) sirkler ve hayvanat bahçeleri ortaya çıktı. Sirk ve gösteri merkezlerindeki hayvanları izlerken göremeyeceğiniz tek şey, doğalarından koparılmış ve yaşamları boyunca hapsedilmiş hayvanların, yıllardır çektiği acı ve ızdıraplardır. Parlak ışıkların ve eğlencenin arkasına baktığınızda ise kırbaç, tasma, çelik kancalı sopa, elektrik şoku gibi materyaller kullanılan, sizi eğlendirmeye mahkum hayvanların çaresizliği vardır. Nasıl ki; 19. yüzyılda siyahi insanların köleliği ve etiklikten yoksun şekilde hapsedilmeleri yasal ve “normal” görülüp daha sonra bu rezillik yasalar nezdinde yasaklandı ise; hayvanlar için bu zulüm de er ya da geç anlaşılacaktır.

50’li yıllardan itibaren her eve girmeye başlayan televizyon, izleyenleri ekran başına kilitlemek ve onlara farklı dünyalar sunma amacıyla çocuk ve aile merkezli televizyon dizileri üretmeye başladı. Özellikle 60’lı yıllarda hayvanların kullanıldığı diziler çok sevildi. Türkiye’de daha geç yayınlanmaya başlayan bu seriler, yıllarca devam etti. Yıllarca medyada hayvanlar sömürüldü ve sömürülmeye devam ediyor. Bu dizilerden birkaçını şöyle derledik:

Flipper (1964-1967)

Amerika’da 60’lı yıllarda çekilen, Türkiye’de de çeşitli aralıklarda yayınlanıp çok popüler olan bir diziydi. Bir sahil kasabasında geçen dizide yunus balığı olan Flipper, bir aile ve özellikle o ailenin küçük çocuğu ile yakın bir ilişki içerisindedir. Her bölümde, silah, uyuşturucu kaçakçılığı vs. yapan farklı kötü adam tipleri, bölümün konusunu oluşturur. Konuşmak dışında her türlü meziyete sahip olan Flipper, kötü olayları önceden sezer ve ailenin yanına gelerek türlü hareketlerle olayı anlatmaya çalışır.

Dizinin, geniş kitlelerce sevilip izlenmesi ardından birçok benzeri film ve dizinin çekilmesine de yol açmıştır. Özellikle ikinci versiyonu olan film Flipper The New Adventures, Flipper’ı asıl popülaritesine ulaştırmıştır.

Bu şaşalı tv görüntülerinin ve sürekli gülümsüyormuş gibi görünen yüz ifadelerinin aksine, dizide yer alan yunuslar çok kötü koşullar altında yaşıyorlardı. Kendi doğal ortamlarından çok uzakta, daracık havuzlarda, binbir türlü eziyetle eğitiliyordu. Flipper sonrasında dizinin popülerliği ile doğru orantılı olarak insanların yunuslar ile iletişime geçme istekleri de artmış. Bu isteklerin sonucunda, yunusların gösteri amaçlı kullanıldığı dolphinariumlar açılmış.

Richard O’Barry (AP Photo/Lynne Sladky)

Flipper’i (daha doğrusu dizideki 5 farklı yunusu) yakalayıp eğiten ve dizide de veteriner rolünde yer alan Richard O’Barry, yunuslardan birinin kendi kollarında nefesini tutarak intihar etmesi sonucunda yapılan yanlışın farkına varmış. Diğer yunusları serbest bırakırken yakalanan O’Barry, eğitmenliğini bir kenara bırakarak, yunuslarla ilgili aktivist hareketine başlamış. Günümüzde hala sürdürdüğü mücadelesini ve Japonya’daki yunus balığı katliamını konu alan The Cove adlı belgeselle, yaşanan gerçekleri geniş kitlelere duyurdu. Sonunda sinirlerinize ve göz yaşlarınıza hakim olamayacağınız belgeselin Oscar dahil birçok önemli ödülü bulunuyor.

Lassie (1954-1974)

Yaklaşık 20 sezon boyunca yayınlanan Lessie’nin, sonradan Türkiye’de de gösterilen yeni versiyonları çekilmiştir. Collie de denilen İskoç çoban köpeği cinsindeki Lassie, Flipper’daki gibi kötü olayları koşup sahibine haber vermesi ile bilinir. Ünlü replik “Sanırım Lassie bize birşey anlatmaya çalışıyor” dizinin hemen her bölümünde kullanılır.

Dizinin çekim yapıldığı yıllar boyunca birden fazla colie cinsi köpek kullanılmış. Hepsi ayrı bir harekete, bir olaya duyarlı olan köpekler, senaryoda gereken role ve yapılan işe göre oynatılıyormuş. Dizi başladığında kullanılan ilk köpek Pal, 11 yıl boyunca dizi ve film setlerinde kullanılmış. Yaşlanıp emekli olan Pal’ın yavrusunu, onun yerine geçirerek “Lassie” efsanesini devam ettirmişler.

Skippy the Bush Kangaroo (1968-1970)

Flipper’daki yunusun kanguru versiyonu olan dizi, Avustralya’da çekildi. Çocuk karakter Matt’le birlikte maceradan maceraya atılan Kanguru Skippy, telepatik bir iletişimle insanlara kötü olayları önceden haber verir. 90 bölüm çekilmesine rağmen uluslararası popülarite elde eden ve birçok ülkede gösterilen dizi, çocukları, hayvanların neleri yapabilip neleri yapamayacakları konusunda yanılttığı düşüncesiyle İsveç’te yasaklanmıştır.

Normalde hızla koşan, köşeli pençeleri ve güçlü çene ve diş yapısına sahip olan kanguruları ehlileştirmek hayli güçtür. 9 metreye kadar ulaşabilen boylarının aksine Skippy, küçük bir kanguru türüdür. Dizilerin çekim zorlukları, sürekli yapılan tekrar çekimleri ve sıcak hava şartlarında Skippy’nin nasıl rolü için nasıl eğitildiğini bilemiyoruz.

Gentle Ben (1967-1969)

Çocuk ve yardımcı dost hayvan arkadaşı konseptli bir diğer dizi, Türkiye’de de “Ayı ve Ben” adıyla 1974-1975 yıllarında gösterilen Gentle Ben. dizide, Florida’da bir orman korucusu, oğlu Mark, karısı ve evin kocaman siyah ayısı Ben’in yaşadığı olaylar anlatılır. Ayı Ben, Matt’i insanların ve hayvanların saldırılarından korur. Walt Morey’in 1965 yılında yayınlanan çocuk kitabından uyarlanan dizide temel konu, ayı ile çocuğun dostluğudur.

Lassie’de olduğu gibi Ben’i de davranışlarına göre birçok ayı oynar. Florida’da uygun ayı bulmak zor olduğu, Amerika’da bulunan ayıların tüylerinin inceliği sebebiyle kamerada fotojenik görünmedikleri düşüncesiyle, siyah tüylü ayılar Kanada’dan getirtilir. Doğal ortamlarından kopartıldıkları yetmezmiş gibi, zarar vermesin diye dişleri sökülür. Ayıların birbirlerine benzemeleri için, bazılarının tüyleri sprey boyalarla boyanır. Ayıların ’stres yönetimi’ ve ‘insanlara saygı’ eğitimlerinden (!) geçtiklerini söylememe bile gerek yok sanırım.

Gösterinin doğaya ve ailenin değerlerine saygıyı teşvik ettiği için övgüde bulunulduğu halde, vahşi ayının insanlarla olan etkileşimini gerçekçi olmayan bir şekilde tasvir ettiği için bazı kesimlerce eleştirilmiştir. PTA Dergisi, dizi devam ederken çocukları ve yetişkinleri, dizideki gibi ayılarla oynama ve onları besleme konusunda uyarmış. İsveç, çocukların vahşi ayılarla iletişim kurma ve oyun oynamaya teşvik ettiği gerekçesiyle, Gentle Ben dizisini de yasaklamıştır.

Maymunu “maymun ettiğimiz” dizi; Çarli (1988)

*Türkiye’de çekilen ve 24 bölüm çekilen ile ilgili dergimizde daha önce detaylı bir yazı yazılmıştı.

İnsanlarla yüzde 99 DNA benzerlikleri bulunan maymunlar, karşılaştıkları davranışlar ve öğretiler sayesinde, çevresel değişikliklere daha kolay tepki verir. Şempanze Çarli de, doğasından koparıldıktan sonra insanlaştırılmış ve kendi türünün özelliklerini ve diğer şempanzelerle iletişim kurma becerisini kaybedip kendi ortamında yaşayamayacak hale gelmişti. Bildiğimiz kadarıyla Çarli, şu anda İngiltere’de bir rehabilitasyon merkezinde, üzerinde yaratılan tahribattan kurtulmaya çalışıyor.