Ana SayfaKültür & SanatPerformansın sınırlarını zorlayan kadın: Marina Abramovic

Performansın sınırlarını zorlayan kadın: Marina Abramovic

-

1960’larda ortaya çıkan vücut sanat akımının (body art), önemli temsilcilerinden olan Marina Abramovic, Sırp performans sanatçısıdır. Sergilediği performanslarla, fiziksel ve zihinsel potansiyellerin sınırını zorlayan ve araştıran bir sanatçıdır.

Marina Abramovic 7 Mart 1946 yılında Belgrad, Yugoslavya‘da doğdu. Babası Vojo, 2. Dünya Savaşı’nda faşizme karşı mücadele vermiş, harpten sonra milli kahraman ilan edilmiştir. Babası aileyi terk ettikten sonra, annesi Danica 60’lı yılların ortalarında Belgrad’daki Devrim ve Sanat Müzesi‘nin müdürlüğünü yapmaya başladı. Marina, 1965-70 yılları arasında Yugoslav başkentinin, güzel sanatlar akademisinde eğitim görmüştür.

Annesi çok disiplinli bir insan olduğu için Marina, gece, en geç saat onda eve dönmek zorundaydı. Bu nedenle sergilediği vücut performanslarını eve giriş saatinden önce gerçekleştirdiğini söylüyor. Bütün bunlara rağmen, Marina, sanatsal deneylerinde, aldığı bu sıkı aile eğitiminin katkısının çok olduğunu, dahası bu kuralın kendi özgürlükçü yapısıyla birleştiğinde, enerjisinin daha da çoğaldığını söylüyor.

Marina Abramovic, yine bir performans sanatçısı olan Ulay ile 1975 yılında tanıştı. Sevgiyle büyüyen bu ilişki, yıllar içinde ortaklaşarak, birlikte birçok farklı iş ve eserler yaratmaya başladı. En çarpıcı performanslarından birisi “Breathing in / Breathing out”. Bu performansta, çift öpüşerek bir süre sadece birbirlerinin ciğerlerindeki hava ile nefes alıyorlar.

En çok dikkat çeken performanslarından bazıları:

Nightsea Crossing:

Marina, bedeninin acıya olan dayanıklılığının sınırlarını zorlamaya devam etti. Sevgilisi Ulay ile birlikte, bir müze içerisinde uzun bir masanın iki ucunda oturdular ve hareket etmeden sadece birbirlerine bakarak iletişim kurdular.

marina-abramovic-2Imponderabilia:

Marina ve Ulay müze kapısı eşiğinde çıplak bir konumda karşılıklı durarak gerçekleştirdikleri bu performans için galeri ve sanat merkezlerini kullandılar. Müzeye giren ziyaretçiler, bu eşikten geçmek zorundaydılar. Bu performansın açıklaması ise, Marina ve Ulay’ın tanışmalarının, birbirlerinin hayatlarında oluşturduğu bir eşik olup olmadığıydı.

marina-abramovic-3House with the Ocean View:

Marina bu sefer tek başına 12 gün boyunca yemek yemeden, tuvalete gitmeden ve konuşmadan bir galeride yaşadı. New York’taki bu galeride, Marina izleyicilerinin önünde yaşamına devam etti.

marina-abramovic-5Great Wall:

Marina ve Ulay’ın en büyük hayallerinden biri, Çin Seddi’nde bir performans sergilemekti. Yıllarca süren izin alma mücadelesi sonunda başarıya ulaşıyor, fakat bir sorun çıkıyor. Marina, Ulay’ın kendisini aldattığını ve kadının hamile olduğunu öğreniyor. Bunun üzerine ilişkilerini bitirmeye karar veriyorlar. Ve bunu ruhani bir yolculuk sonrasında yapmayı istiyorlar. Çift, Çin Seddi’nin farklı uçlarından birbirlerine doğru 3 ay boyunca yürüyorlar. Ortada buluşup son kez birbirlerine bakıyor, sarılıyor, dokunuyor ve ayrılıyorlar. Bu, birlikte sergiledikleri son performans olarak kalıyor.

marina-abramovic-4Birbirlerini 21 yıl görmedikten sonra Marina “The Artist is Present” isimli performansı gerçekleştiriyor. Bu performans daha önce, Ulay ile birlikte gerçekleştirdikleri “Nightsea Crossing” performansının bir benzeri. Bu performansta Ulay, yıllar sonra Marina’nın karşısına geçip oturuyor. Ve herkesi derinden etkileyen o sahne: 

Son olarak; Marina Abramovic’in performans sanatı ile tiyatronun farkını anlatan şu sözleriyle yazıyı bitirelim:

“Bu bir tiyatro değil. Oyunu tekrarlarsınız. Bir başkası oynayabilir. Tiyatroda, elinizi bir bıçakla kesebilirsiniz ve kan akar. Oysa bıçak da kan da gerçek değildir. Performansta ise bıçak da, kan da, sanatçının bedeni de gerçektir.”

Kaynak: Sanat Karavanı, Vikipedia

SON YAZILAR

İşçi Filmleri Festivali başlıyor

18. İşçi Filmleri Festivali, 14-19 Ekim tarihleri arasında Ankara’da sinemaseverlerle buluşacak. 14 Ekim günü saat 18.30’da Kavaklıdere Sineması’nda oyuncu Gözde Duru’nun sunuculuğunu yapacağı açılışta Sputnik’te...

Kuru Otlar Üstüne: Antagonist olarak dişil enerji

Nuri Bilge Ceylan’ın 2023 Cannes Film Festivali’nde prömiyer yapan son filmi Kuru Otlar Üstüne, yönetmenin sinematografisinde takip ettiğimiz “aydının taşra sıkıntısı” olarak da tanımlanabilecek halini...

Vakıf üniversitelerinde neler oluyor?

Üniversiteler tüm bileşenleriyle, emeğin ve bilginin kendini her an yeniden var ettiği mekânlardır. Üniversiteler eskiden beri hep toplumun aklı ve vicdanı olarak görülmüştür. Bu günlerde...

Sanat: Kolektif tembelliğin günah keçisi

Sanat, insanın varoluşunu ortaya koymasının en yalın ama çözümü ve anlaşılması en zor çabasıdır belki de. Buna rağmen sanatı ısrarla belirli bir çerçeve içerisine sıkıştırmanın...
Dilîn Döğer
Dilîn Döğer
Hacettepe Üniversitesi'nde İngiliz Dilbilimi bölümünde okumakta ve Ankara'da yaşamakta. Gezmeyi hayatın amacı edinen ve hayattaki ayrıntıları saf haliyle karelemeyi seven birisi. Unutulmuş şarkıları, hisleri, gülüşleri, müzikleri, yaşatmayı tercih eden; yaşamda, doğada her daim bir güzelliğin olduğuna inanan ve bisiklet sürmenin, yokuş bir yerde koştuktan sonra bi' yerde uyuyakalmanın güzelliğinin tadına varan bir kadın.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol