Ana SayfaEkolojiDoğaFlorence projesi ile artık bitkilerinizle konuşabileceksiniz

Florence projesi ile artık bitkilerinizle konuşabileceksiniz

-

Led Zeppelin’inn Stairway To Heaven’ı ya da Mozart’ın 7. senfonisi olabilir, müziğin bitkilere faydalı geldiğini deneyimli bahçıvanlar başta olmak üzere çok kez duyduk. Peki ya, bitkilerinizle karşılıklı konuşabilseydiniz? Microsoft’un Florence projesi ile artık bitkilerinizle konuşabileceksiniz.

Microsoft’ta araştırmacı olan Helene Steiner, Florence olarak adlandırdığı projesiyle bitkilerle sohbet etmenizi sağlayacak bir program geliştiriyor. Florence projesi, bitkinizi kapsüle koyduğunuzda ve sensör donanımlı bu kapsülü de bilgisayara bağladığınızda mesajlar göndermenizi sağlıyor. Mesajınızı gönderdikten sonra bilgisayar, sensör ile bitkinin yaprakları ve kökleri vasıtasıyla mesajı alıp okuması yeteneğine sahip oluyor. Bilgisayara yazdığınız duygular Mors kodu gibi yanıp sönen bir seri ile iletiliyor. Tabii ki hepsi bu değil, mesajlarınız da bitkiniz tarafından cevaplandırılıyor.

Çok yakında sukulentlerin* klasik müzikten ne kadar hoşlanmadığını öğreniyor olacağız.

Steiner bitkinin elektriksel yanıtları daha iyi anlaması için akademisyenlerle birlikte çalışmaya devam ediyor.

Microsoft, bitkiler ve insanlar arasındaki bu konuşma fikri hakkında oldukça ciddi ve kampüs içinde bir aquaponik** (!) ve hidroponik çiftlik inşa etmeyi planlıyor. Bu kesinlikle bilimsel bir atılım ve bu ilginç proje hakkında daha fazla bilgi almayı heyecanla bekliyoruz.

Sukulent gövde ve yapraklarındaki etli dokularda su tutan kaktüs familyası türlerine verilen addır.
** Akuaponik, geleneksel Akuakültür (akuatik canlılardan olan balık, kerevit, karides üretimi) ile Hidroponik Sistem’in (topraksız tarım/ bitkilerin su ve besin eriyikleri ile beslenmesi) birleşmesi ile sürdürülebilir gıda üretim sistemi alternatiflerindendir (Wikipedia). Desteklediğimiz bir şey değildir. 

Kaynak: The Windows Club

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol