Türk resim sanatının önde gelen isimlerini sanatseverlerle buluşturan İş Sanat Kibele Galerisi, sezonun ilk sergisinde sanat hayatının 50’nci yılını kutlayan ressam Mustafa Ayaz’ın çok renkli, figüratif eserlerini ağırlıyor.

Sanatı aşk, yaşama sevinci ve geleceğe yönelik istekleri plastik değerlere dönüştürmek olarak anlatan sanatçı, sergide figüre ve konuya olan rengarenk tutkusunu gözler önüne seriyor. Bu fırsatı kaçırmadan Mustafa Bey ile röportajımızı yaptık.

50. Yılını kutlayan bir sanatçı olmak size nasıl hissettiriyor?
Sanat hayatım 1956 yılında İstanbul Öğretmen Okulu Resim Bölümü’ne girmemle başlar. O nedenle teknik olarak benim 50 değil 62’nci sanat yılımı kutluyoruz. İlk sergimin tarihi 1968 olması nedeniyle 50’nci sanat yılı olarak geçiyor. Olağandışı hiçbir şey hissetmiyorum. Beni tatmin eden bir resim yaptığım zaman duyduğum mutluluk nasılsa şimdi de öyle mutluyum.

Sanatınızın sırrı ya da ilham kaynağınız neresidir, nedir?
Resim yapmak mesleğim değil, nefesim. Durmadan çizer, boyarım. O nedenle “elim geveze” diye not düşmüşüm defterime. Gerçekten mutlu olmak için resim yaparım. Doyum bilmez bir resim yapma açlığı hissediyorum.

Resim yapmak size nasıl hissettiriyor? Fırçayı elinize alınca nasıl biri oluyorsunuz?
Elime kâğıt, kalem, fırça almadan duramam. Çizerek, boyayarak nefes alıyor, yaşamımı sürdürüyorum.

Resimlerinizde kendinize nasıl bir dünya oluşturuyorsunuz?
Resim dünyam benim kişiliğimle örtüşür. Kadın duruş ve oturuşlarını çizip boyayarak kendime özgü bir sanat anlayışı yarattım.

Çizdiğiniz tüm kadınlar tanıdığınız insanlar mı yoksa sizin hayalinizdeki kadınlar mı?
Modelden yaptığım desenler bana ilham verir. Zaman zaman modele bakarak yaptığım yağlı boya resimler vardır. Bunun yanında hayalden yarattığım tipler de vardır.

Güzele asla ulaşılamayacağını söylüyorsunuz. Bu doyumsuz yaratıcılığınızı nasıl etkiliyor?
Sanat doyumsuzluktadır. Doyuma ulaştığınız zaman enerjiniz sönmüştür. O nedenle, kendime her zaman yeni heyecan kaynakları bulurum. Bir heyecan bir defa yaşanır. Onu tekrarlamaya çalışırsanız, yapay bir iş ortaya çıkar.

Resim sanatındaki yolculuğunuzu bir şeye benzetmeniz gerekirse, neye benzetirsiniz?
Resim yaşamı, sanatçının yaşamına koşuttur. Resimdeki gelişmeler ve değişmeler sanatçının yaşam süreciyle sürekli değişir.

Galerinin detaylarını linkte bulabilirsiniz.

Sanatçı Hakkında

1938 yılında Trabzon’da doğan sanatçı Mustafa Ayaz, eğitim hayatına Çaykara Merkez İlkokulu’nda başladı. Resme olan yeteneği keşfedilen Ayaz, 1956 yılında, İstanbul Çapa İlköğretmen Okulu resim seminerine sınavla çağrıldı. 1963’te, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’ndeki öğrenimini tamamladı ve ardından aynı bölümde asistan olarak görevine devam etti. “Arkaik, Klasik ve Barok Üslupları” konulu asistanlık tezini veren Ayaz, Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’ne resim öğretmeni olarak atandı. 1985’te, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’ne öğretim görevlisi olarak atandı, bir yıl sonra kendi isteğiyle emekli oldu. Profesör unvanını alan ressam, 1987 yılında Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne öğretim üyesi olarak atandı. Kendi imkanlarıyla Ankara’da Mustafa Ayaz Müzesi ve Plastik Sanatlar Merkezi Vakfı’nı kuran sanatçının 400’den fazla yapıtı yabancı ülke koleksiyonlarında, 4 bine yakını da yerli koleksiyonlarda bulunuyor.