Ölüler, Diriler ve Deliler

Edebiyatın alacakaranlık kısmında yaşayan, kendisiyle ilgili hemen hemen hiçbir şey bilmediğimiz (nasıl ve nerede yazılıyor, nasıl yaşıyor ve ortaya çıkıyor, var olabiliyor) fakat kendisini deli gibi merak edip, okuduğumuz gotik öyküler, ya da korku hikayeleri kendisini okumamız için hiçbir şey yapmadığı halde en çok okunan edebiyat türü arasında yerini alır. Galiba korku güdüsü bize, hayır yapmam, dediğimiz ne varsa yaptırma gücüne sahip olduğu için gotik öğelerle var olan korku hikayelerini okumaktan kendimizi alamayız. Bir öyküler seçkisi ile da karşı karşıyaysak eğer, keyiflenebiliriz bile.

Ölüler, Diriler ve Deliler, Delidolu Yayınları tarafından yayımlanan gotik korku türünde seçilen tüm öykülerin ilk defa bir araya geldiği bir öykü seçkisi. Bu anlamda çok değerli bir kitap, bu zaten kesin. Bu yüzden öykülere tek tek bakıp, bir araya gelmeleri adına seçilme nedenlerini, öykülerin çok değerli ve sıra dışı yazarlarını da masaya yatıracağım bir yazı yazma isteğiyle yazıma başlamış durumdayım.

Ölüler, Diriler ve Deliler on dört öyküden oluşmakta. Yayınlanma zamanına göre ilk olarak 1773 yılında -yani 17. yüzyılda- yayımlanan Sör Bertrand: Bir Fragman öyküsüyle açılış yapan öyküler seçkisi 1911 yılında -yani 19. yüzyıl başında- yayımlanan Sredni Vashtar öyküsü ile son buluyor. Bu sayede, birkaç yüzyıl içerisindeki zaman dilimlerinde gotik öykünün nereden nereye geldiği, nasıl değiştiği, evrimleştiği ve ifade bulduğunu da okumuş oluyoruz.

Seçkideki ilk öykünün yazarı Anna Letıtıa Aıkın, 17. yüzyılda yaşamış İngiliz romantik yazar olarak bilinmekte ve özellikle de çocuk kitapları ile ünlenmiş. Sör Bertrand: Bir Fragman gibi bir öyküyü onun yazdığına inanmak zor.  Bu nefis öykü bir maceranın orta yerinde başlıyor. Kahramanımız Sör Bertrand’ın atını gecenin karanlığında dört nala sürerken aniden başına gelen olayla duraksıyor ve öykü tam zirve noktasında bitiyor.

Rıchard Cumberland, İngiliz dramatist. Montremos Zehircisi öyküsü şöyle başlıyor: ’Birazdan okuyacağınız öykü o kadar sıradışı ki, olayın geçtiği yörede yaşayan saygıdeğer birinden dinlemiş olmasaydım şairin teki laf olsun diye uydurmuştur, deyip geçmem gerekirdi.” Don Juan üzerine kaleme alınmış olan bu öykü merakımızı nasıl cezbetmez ki?

Haydutların Tutsağı öyküsü, Nathan Drake ve Bilinmeyen Bir Yazar tarafından kaleme alınmış. Alacakaranlık atmosferde doğa betimlemelerinin kullanıldığı öyküde kahramanımız Montmorency’nin bir gece başına gelen olaylar konu ediniliyor. Çıplak ve her türlü tehlikeye açık doğanın içinde alacakaranlık bir durumun içine düşen insanın hikayesi korku öykü türüne birebir oturuyor.

Sör Walter Scott, İskoçya asıllı tarihi roman yazarı ve şair. Goblenli Oda öyküsü bir şatoda geçiyor. Şatonun gizemli odası Goblen iki arkadaş olan General Browne ve şatonun sahibi Lord Woodville’i bir araya getiriyor. Baştan sona bir gizemin etrafında dönen öykü Goblenli Oda’da son bulurken mimari açıdan metne yedirilen gotik ögeler (Şato, oda, resimler) öyküye bambaşka bir anlam katıyor.

Mary Wollstonegraft Shelley. Belki isminden dolayı tanımıyorsunuz kendisini. Yaratmış olduğu ve çağlardan çağlara bir korku nesnesi olarak aktarılmış Frankenstein’dan  dolayı tanıyorsunuz kendisini.  Mary Shelley adıyla bilinen, dünya korku edebiyatının en önemli yazarının Kem Göz öyküsü 1829 tarihli. Şiiri çok seven Mary Shelley  öyküsüne Lord Byron’ın bir dörtlüğüyle giriş yapıyor. Moralı Katusthius Ziani, Arnavutluk seferinden birinden dönünce hiç beklemediği olaylar silsilesinin içinde bulur kendini ve biz öyküyü okurken Mary Shelley’nin ne kadar iyi bir korku hikayeleri anlatıcısı olduğunu bir kez daha anlarız.

Petrus Borel, romantik hareketin Fransız yazarı. Anatomist Andreas Vesalius öyküsü 1833 tarihli. Mimari açıdan gotik ögeler barındıran, bir malikanenin içinde ve Madrid şehrinde geçen öykü bol karakterli, bol diyaloglu anlatımıyla bizi bir düğünün içine odaklıyor. Kolomb’un hazinelerine kadar bizi götüren, bu anlamda geniş bir anlatımın içine yerleşen yapısıyla ilgi çekici.

J.Wadham’ın kaleminden Lady Eltringham veya Ratchliffe Cross Şatosu, bir şatonun içinde geçiyor. Lady Eltringham’ın her gece gelen seslerden rahatsız olup şatonun zindanına inmesiyle başlayan öykü kısacık olmasına rağmen gotik edebiyatın en önemli öyküsü olarak karşımıza çıkıyor.

Sheridan Le Fanu öyküsü Tyrone Ailesi’nin Tarihinden Bir Kesit, üç kız kardeş ve anneleri arasında geçen aslında bir aile öyküsü gibi gözükürken öykü hiç tahmin etmediğimiz bir korkuya dönüşüveriyor.

Charles Dickens, Oliver Twist’in yazarı. Fakat Bir Delinin Kaleminden öyküsünde yer verdiği korku ögeleriyle bizleri şaşkınlığa uğratan Dickens, deli olmanın yabani bir aslan gibi parmaklıkların arkasında tutulmakla bir olduğunu aktarıldığı öyküsünün etkisi sarsıcı nitelikte.  

Nathaniel Hawthorne’un Ethan Brand öyküsü mermer üreten bir kireç fırıncısı olan Bartram isimli bir adamın yabancı bir adamın çıkagelmesiyle alacakaranlığa kesen hayatından bir kesite odaklanıyor. Yabancı insan figürünün başarıyla kullanıldığı öykü ilerledikçe daha da merak edilen bir hal alıyor. Bu anlamda atmosfer ve diyaloglar çok iyi. Korkmamak elde değil.

Elizabeth Gaskell, İhtiyar Dadının Hikayesi öyküsü bir annenin ağzından çocuklarına sarf edilen sözler olarak anlatılıyor. Öyküler bütünü olarak karşımıza çıkan gizemli öyküler bir annenin geçmişte olan olaylar silsilesini çocuklara aktarmasıyla korkunun daha da büyütüldüğü bir noktaya varıyor nihayet. Zaten öyle değil midir? Yaşamak değil de, duymak daha fazla korku verici olmaz mı çoğu zaman?

Robert Louis Stevenson, Dr Jekyll Mr. Hyde’ın yaratıcısı. Korku edebiyatının en önemli kalemi. Ceset Hırsızı öyküsü bu seçkinin en önemli parçası denilebilir. Cenaze levazımcısı, hancı, Fettes ve hikayenin anlatıcısı George’nin küçük salonunda düzenli olarak her gece bir araya gelirler. Karanlık bir kış gecesi Dr. Wolfe Macfarlena çıkagelir ve durumlar bir anda değişir.  

Margel Schwob öyküsü Kanlı Blanche, Guillaume De Flavy adlı savaştan ve siyasetten bıkan bir adamın hayatını nasıl değiştirmek istediğini ve isteğini gerçekleştirmek isterken küçük Blanche ile tanışmaları anlatılıyor. Bu tanışma sonu hiç de iyi olmayacak yerlere varıyor.

Sakı, dünya korku edebiyatının en iyi kalemi. Öyküsü Sredni Vashtar, Ölüler, Diriler ve Deliler öykü seçkisinde belki de en gizemli öykü.  Conradin’in inanılmaz ve korku verici hayal dünyası içine giriyoruz.  Conradin’in zihninde yarattığı Sredni Vashtar ve Bayan De Ropp’un rahatsızlık veren varlığı içimizdeki korkuyu tetiklemesi açısından ve insan zihnindeki dehlizlerde nelerin gizli olduğunu göstermesi açısından çok değerli.         

Ölüler, Diriler ve Deliler son dönemde yayınlanmış, korku türünde kaleme alınmış gotik öykülerin bulunduğu en iyi öykü derleme kitabı.  Okuyun lütfen.

Ölüler, Diriler ve Deliler

Gotik Öykü Derlemesi

Yayınevi: DeliDolu Yayınları

Çeviri: Zeynep Avcı

Yayın Tarihi: 2020

Sayfa Sayısı: 195