Organik gıda sektörü, son zamanlarda hızla gelişmekte olan bir sektör haline geldi. Whole Foods’un Amazon’a bir hayli fazla miktarda doğal gıda satmasıyla birlikte ise bu sektörün yakın gelecekte daha da büyümesi bekleniyor. 2016’da yapılan bir ankete göre bazı insanlar çevre açısından daha iyi olduğunu düşündükleri için organik gıdalar tüketirken, bazıları da sağlık ile ilgili nedenlerden dolayı tüketiyor.

Peki, organik gıdaların sağlığa yararları nelerdir? Bu sorunun cevabı sorduğunuz kişiye ve başvurduğunuz çalışmalara göre değişir. Fakat nasıl ve ne ölçütte organik beslenirseniz beslenin sonucunu hemen görebileceğiniz, bilimsel olarak kanıtlanmış faydaları mevcut.

Daha az pestisit ve ağır metal

Organik meyveler, sebzeler ve tahıllar; pestisit ve suni gübreler kullanılmadan yetiştirilmektedir. Bu tür kimyasallar, geleneksel tarımda güvenli miktarda kullanılırken sağlık uzmanları bu duruma tekrar tekrar maruz kalmanın sağlığımız için tehlikeli olduğunu söylüyor. Örneğin, yabani ot öldürücü ilaç olarak bilinen Roundup, kanserojen madde olarak sınıflandırılmıştır. Böcek ilacı Chlorpyifos ise bebeklerdeki gelişimi geciktiren bir maddedir.

Yapılan çalışmalar, Amerika’daki çocukların idrarında yüksek miktarda rastlanan pestisitin ADHD (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktive Bozukluğu) yaşama sıklığını artırabileceği ve erkeklerin sperm kalitesini azaltacağını ortaya koymuştur.

British Journal of Nutrition’da yapılan 2014 meta-analizi; organik olarak yetiştirilen mahsullerin daha az pestisit barındırmalarının yanı sıra farklı yöntemlerle gübrelenmeleri nedeniyle karaciğerde ve böbreklerde biriken ağır bir metal olan kadmiyum seviyesi bakımından %48 oranında daha azdır.

Bazı durumlarda daha fazla antioksidan içeriyorlar

Journal of Agricultural and Food Chemistry‘de yayınlanan 6 yıllık bir çalışmada, araştırmacılar organik olarak üretilen soğanların geleneksel olarak üretilenlerden yüzde 20 daha fazla antioksidan içeriğine sahip olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca geleneksel antioksidan düzeyleri ile organik antioksidan düzeyleri arasında hiçbir fark bulamamış olan önceki analizlerin çok kısa çalışma periyotları ve hava durumu gibi değişkenlerle bertaraf edilmiş olabileceğini üzerine de teoriler öne sürmüşlerdir.

Harvard Chan School of Public Health’daki beslenme asistan profesörü Guy Crosby, araştırmanın çok iyi yürütüldüğünü söylüyor fakat özellikle vurguladığı önemli bir nokta var: “Bu spesifik çalışma “fitokimyasalların (bitki kökenli kimyasal) yalnızca bir yönünü ele almakta ve bu, bu durumu organik koşullar altında iyileştirilebileceğimizi gösteriyor”. Organik gıdaların gerçekten daha besleyici olup olmadığı sorusunun hala tartışmalı olduğunu belirterek, araştırmacıların farklı bir vitamin veya mineral ölçümü seçtikleri için farklı bir sonuç bulmuş olabileceklerini söylüyor.

Kısacası;

Organik ürünler, geleneksel ürünlere kıyasla daha pahalıdır ama ekstra maliyete değer olup olmadıkları kesinlikle bir seçim meselesidir. Diyetisyen Cynthia Sass, bu konu hakkında “Her gıdanın organik olanını karşılayabiliyorsanız harika, ama bu birçok insan için pek mümkün olmuyor. Eğer organik gıdaların hepsini alamıyorsanız, almanız gereken en önemli organik gruplar, bence, günlük olarak tükettiğiniz ve en yüksek pestisit kalıntılarına sahip olan şeyler. Bunlar, Dirty Dozen listesinde var.” diyor.

Rolf Halden, hassas grup olarak adlandırılan yani hamileleri, bebekleri, yaşlıları ve alerjisi olan insanları içeren grubun organik gıdalar tüketmeyi seçerlerse daha iyi olacakları belirtiliyor. Bunun yanı sıra, aşırı organik beslenmenin de sağlıksız olabileceğine dikkat çekiyor. “Çok fazla şeker tüketip çok az sebze (organik olsun ya da olmasın) tüketmek çok riskli bir beslenme şekli.” diyor.

Ayrıca, organik beslenmek isteyen ya da buna karar veren tüketicilerin bu konuda biraz bilgi edinmesi de gerekiyor. Pestisit kalıntılarına maruz kalmayı azaltmaya çalışıyorsanız, organik gıdalar iyi bir seçim. Ama eğer onları daha besleyici oldukları için satın alıyorsanız, kanıtlar pek de böyle söylemiyor diye belirtiyor.

Kaynak: Time