ÇUluslararası Okur-Yazarlık Enstitüsü sunar.

Eğer, dünyada varolmak nedir diye soracak olursanız, kendime dönüp,

Size derdim ki meraklı bir yapım vardır.

Paulo Freire ile Sohbet

Fakat meraklı olma sürecinin en belirgin anı, başkalarını anlamaktır.

Bunu kendimde yaratmam gerektiğini anladım,

mutlak erdem, zorluğundan bağımsız olarak başkalarını anlamaktır.

Hoşgörü erdemi

Hoşgörü etkinlikleri boyunca keşfettiğim şey şuydu,

farklı insanlarla olmak farklı şeyler öğrenme ve yapma konusunda geniş imkanlar sağlıyor.

Hoşgörülü olmak bir saflık meselesi değil,

Aksine, hoşgörü; ahlaki, tarihi ve politik bir sorumluluktur.

Ama kişiliğimin kaybolması demek değil tabii.

eleştirel düşünme yolunda

Anlaşılmak, bir okur-yazarlık uzmanı olarak benim için bir onur olmalı.

Hayır diyebilmeliyim.

Çünkü 45 yıl önce çalışmaya başladığımdan beri eğitimin eleştirel anlayışı benim asıl meşgalemdir.

Tabiiki genel olan eğitim düşüncesi,

ben ayrıca bir bütün olarak eğitimin temel basamağı olan okur-yazarlık üzerine de düşündüm.

Yine de, Brezilya içinde ve dışında yetişkin okur-yazarlığı hususunda güçlü tecrübeler edindim.

Ne önerdiğimi ve ne yaptığımı ne kadar düşündüysem,

bir o kadar da bir düşünür olarak kendimi fark ettim,

bir bilgi kuramcısının eleştirel düşünme yöntemlerini tasarlaması gerekliliğini

ve öğrencilerle farklı çalışmalar yürütmeleri için öğretmenlerin eleştirel yöntemi bilmeleri gerektiğini anladım.

dil ve iktidar

Böyle bir aksanın ve düşünme yönteminin eğitimli birinde olabileceğini kim söyler?

Birinin eğitimli olması diğerinin aynı eğitimi almamasından ileri gelir.

İdeoloji ve iktidardan bağımsız bir dilin var olamayacağını görebiliyor musunuz?

Bir öğretmenin eğitimli bir yapı için eğitim vermesinin bir görev olduğunu savunuyorum

Ayrıca, çocukların ve yetişkinlerin baskın düzeni öğrenme haklarının olduğunu da savunuyorum.

Fakat, öğretmenin demokratik ve hoşgörülü olması da şart.

Bana, çocuklara ve yetişkinlere, kendi konuşma tarzlarının da bizimkiler kadar güzel olduğunun açıklanması da önemlidir.

İkincisi böyle konuşmaya hakları da var.

Üçüncüsü ise, farklı nedenlerden kaynaklı baskın cümle bilgisini öğrenmeye ihtiyaçları olmasına rağmen

Ezilenlerin, fakir insanların, baskın cümle bilgisini kavradıkları gibi,

ömrümün son anlarında, kendi seslerini, konuşmalarını haksızlıklarla mücadele ederken ifade edebilirler

hayatımın son demlerinde

Bazen, şimdiki gibi konuştuğumda

40 yıl önceki Paulo Freire’yi duyar gibi oluyorum.

 “Hey Paulo, hiç değişmediğini mi düşünüyorsun?” diye sorabilirsiniz bana.

Hayır, günbegün o kadar çok değiştim ki,

düşüncemdeki merkezi yapının bir kısmına rağmen, değişim hususunda değişmedim,

Gerçekteki varlığımı anlamak

mesela, bilgimi ya da meraklı olduğumu fark ettiren yaşanmışlıklarımı nasıl değiştirebilirdim

Hayır, ben meraklı bir çocuktum ve artık meraklı yaşlı bir adamım

Merakım hiç dinmeyecek.

Belki ömrümün son anlarında

ölümün ne olduğunu merak ediyor olacağım.

Paulo Freire ile yapılan bu görüşme 1996’daki Uluslararası Okur-Yazarlık Enstitüsü’nün (Philadelphia, ABD) organize ettiği Dünya Okur-Yazarlık Konferansı’ndan alıntılanmıştır.

Çeviri: Gökhan KIZIL

Video Kaynağı: LiteracyDotOrg

Alt yazı Kaynağı: seninhikayen