SALT, 1980’ler Türkiyesi’ne dair uzun soluklu araştırmalarının bir çıktısı niteliğindeki Tek ve Çok sergisini, İstanbul’dan sonra başkentte incelemeye açıyor. 2016 sonbaharında SALT Galata’da düzenlenen sergi, Çankaya Belediyesi’nin iş birliğiyle Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde (ÇSM), genişletilen bir içerikle sunuluyor. Sergi, 2 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında görülebilir.

Eşyanın üretimi ve dolaşımına yönelik, araştırma temelli bir sergi olan Tek ve Çok, Türkiye’de 1955-95 dönemini, adım adım gerçekleştirilen sanayileşme ve uzantısındaki tasfiyenin meydana getirdiği nesneler aracılığıyla ele alan ve endüstri ürünlerinin ilk kez geniş bir alıcı kitlesiyle buluştuğu 80’lerde dolaşımda olan nesnelerden derlenen bir seçkiden oluşuyor.

Türkiye’de 80’lerin ortasında karma ekonomiden serbest ekonomiye geçilmesiyle üreticiler, devletin kota sistemine tabi olmaksızın dövizle alışveriş hakkına sahip oldu. Ekonomideki bu yenilik, özel sektörde 50’lerde ivme kazanan sanayileşmenin altyapısını tamamlar nitelikteydi. Devlet, yerli sanayinin yabancı müşteriye hizmet sağlayacağı ve uluslararası rekabete dâhil olacağı bir planı devreye sokmuştu. Beraberinde büyümeyi getiren çıkış, günlük hayata, sürekli artan bir ürün yelpazesiyle tercüme edildi ve ülkenin büyücek şehirlerinde öbeklenen, görünüşte ve maddede küresel bir Türkiye yarattı.

Hızlı geçiş sürecinin kilit noktaları büyücek şehirlerdi; el ve makine işleri, yerel ve küresel markalar, lüks ve mütevazı hayat tarzları eş zamanlı olarak bir aradaydı. Üstelik, gelişen iletişim imkânları sayesinde uluslararası olan hakkında izlenim edinmek işten değildi. Anında yayılan bolluk ve refah görüntüleri, kısa vadede hayat tarzında terfi vaadine evrildi. Vaadin olanaklara dönüştürülmesi çok çeşitli biçimlerde gerçekleşse de, döneme dair çalışma ve anlatımlar genellikle toplumsal bir ikiliğe dayandırıldı.

Tek ve Çok sergisinin araştırma ve anlatımı, özgün kopyalar kavramı etrafında yapılandırıldı. Alışıldık beklenti, bir öncekinin fikrini geliştirmek yerine dâhiyane buluşlar yapmak yönündedir. Sergi, bu refleksten sıyrılarak Türkiye’deki üretim tarihine başka bir açıdan bakmayı önerir. Montaj sanayisinin ilk yıllarından telifsiz taklitlerin cirit attığı günümüze, kopya olarak damgalananlar ekonomik ve entelektüel açılardan zan altındadır. Tek ve Çok, kullanıcıları eşyayı başlı başına değerlendirmeye, koşullara özgü icatları teşhis etmeye ve hiçbir yeniliğin öncülsüz olmadığı dünyamızda bir öğrenme tavrı olarak kopyayı incelemeye davet eder.

Sergi, 2 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında görülebilir.

Film Gösterimleri

Sergiye, dört Türk filminden oluşan bir gösterim programı eşlik ediyor. Sergi boyunca Video Salonu’nda tekrarlı olarak gösterilecek olan MOTÖR: Kopya Kültürü ve Popüler Türk Sineması (2014) belgeselinin yönetmeni Cem Kaya’nın seçkisiyle hazırlanan program, 1955’ten 1995’e Türkiye’nin toplumsal ve ekonomik meseleleri ile geçirdiği dönüşümlere odaklanıyor.

Yaşar Kemal Konferans Salonu’nda yapılacak olan gösterimler herkesin katılımına açık ve ücretsiz olarak sunuluyor.

Program

4 Mart Cumartesi, 16.30 Başar Sabuncu, Çıplak Vatandaş, 1985
11 Mart Cumartesi, 16.30 Atıf Yılmaz, Bir Yudum Sevgi, 1984
17 Mart Cuma, 19.00 Duygu Sağıroğlu, Bitmeyen Yol, 1965
1 Nisan Cumartesi, 16.30 Ertem Göreç, Karanlıkta Uyananlar, 1964

Araştırma ekibi

Meriç Öner, Dilek Himam, İlhan Ozan, Cem Kaya, Ayşe Coşkun Orlandi, Asya Ece Uzmay, Emirhan Altuner, Merve Dokumacı, Özüm Yelkencioğlu.