Samistal’de dönüşümlü nöbet sürdüren kadınlardan Süreyya Yücel’in “Havası bile bozulmuştur” dediği Ayder, Yeşil Yol gerçekleşirse bir düşten bahseder gibi bahsettiğimiz Samistal ve Kavrun’un dönüşeceği kabusu bize gösteriyor.

Anadolu’da herhangi bir yerel direnişin olduğu her noktada kadınları ön saflarda görmek bir alışkanlık oldu. “Kadınlar önemli” demek ilk anda kulağa cinsiyetçi bir yaklaşım gibi gelebilir ama bunun böyle olmasının toplumsal bir karşılığı var. Erkekler, toplumsal ilişkiler içerisinde, paranın dolaşım halinde olduğu çizgiler tarafından daha çok şekillendiriliyorlar. Bu, küçük şehirlerde daha belirgin bir ayrım. Onlar, bütün toplumsal alanlarda gezebilen özgür insanlar gibi gözüküyor ilk bakışta. Ama hemen hepsi bir çıkara da işaret eden tüm bu ilişkiler, onları aynı zamanda eli kolu bağlı dolaşan kuklalara çeviriyor. Kendileri de uyguladıkları için baskının her türlüsünü daha iyi biliyorlar. “Şunu yaparsam benimle uğraşırlar” düşüncesi başka bir düşünce doğmadan çok önce orada yerleşmiş. Kadınlar ise kamusal alanların daha dışında ama o alanların şekillendirici etkisinden de daha uzaklar. Erkeğin düşüncesini kırmak için mahallenin düşüncesini kırmak gerekiyor. Erkeğin 20 adımda dolanarak geçeceği engelleri, kadınlar dosdoğru üç adımla geçiyor. Konu, kadını hedef alan bir konu değilse eğer, mahalle onların gözünde soyut bir engelden ötesine geçmiyor.

elennebilir (2)

“Turizm hunharca yapılıyor”

Samistal Yaylası’nda güneşin yüzünü gösterdiği, isleri dağıttığı ikinci gün, yaylanın kadınları ile buluşuyoruz. Ayşe Altaş, Zeliha Sönmez ve Süreyya Yücel ile Samistal’deki direnişi ve yaylaların durumunu konuşuyoruz. Bölgeye uzun zamandır kayak merkezi, oteller gibi şeylerin yapılacağını duyduklarını, bu projelerin daha sonra Yeşil Yol adı ile somutlaştığını belirten Süreyya Yücel, “Bu tür projelerin girdiği her yer bozuluyor. Mutlaka arkasında bir rant oluyor. En somut örneği de Ayder Yaylası. Ayder eskiden tablo gibiydi. Oteller girince her şeyiyle bozuldu. Suyu, çevresi, doğası bozuldu, normalde oksijenli bir yerdir Ayder ama şimdi havası bile bozulmuştur” diye anlatıyor durumu. Ekolojik dengeyi gözetecek bir turizme karşı olmadıklarını belirten Yücel, “Ama turizm çok hunharca giriyor bizim yaylalarımıza. Hiçbir şekilde planlama yapılmıyor. Burada ev turizmi, yayla turizmi özendirilebilirdi, bu konuda hiçbir şey yapılmadı. Dozerin önüne geçtiğimizde ellerinde plan olup olmadığını sorduk. Hiçbir şey gösteremediler. ‘İzniniz var mı?’ dedik, onu da çıkaramadılar” diyor. Proje, yasaya uygun sunulsa bile yarar-zarar ilişkisi olduğunu hatırlatan Yücel, “Burada kaç türlü maden düşünüyorlar. Buraları delik deşik ettikten sonra, betonlaştıktan sonra yasa ile olacak bir şey olarak göremeyiz” sözleriyle olayı özetliyor.

zeliha sönmez-süreyya yücel
Zeliha Sönmez, Süreyya Yücel

“Yolu da kendimiz düzeltiriz”

Samistal’de iş makinesinin önüne ilk yatan kişi olan Ayşe Altaş ise devletin şimdiye kadar kendilerine pek bir şey sunmadığını ifade ederek, “Biz mevcut yolun onarılmasını istedik. Devlet eğer, halka hizmet ediyorsa, bizim için varsa, biz olan yolumuzun güzelleştirimesini istiyoruz. Bu doğal bir talep ama böyle bir şey olmadı. Yolu düzeltmek için dozer de istesek gelmedi. Artık onu da istemiyoruz. Biz çalışkan insanlarız, kendimiz düzeltir, gider geliriz” diyor. Erkekler iş makinesinin önüne oturduğu zaman jandarmanın onları tutup götürdüğü belirten Altaş, “Biz de kadınlar olarak burada dönüşümlü nöbet tutuyoruz. Herkes de destek veriyor bize. Buraya devamlı kalabalık turlar geliyor, destek vermek için burayı tercih ediyorlar. Birkaç kişinin çıkarı için buraların talan edilmesini istemiyoruz. Buraya kar turizmi, otel vs. yapılırsa yarın öbür gün evlerimizi de ellerimizden alırlar, biz de herhalde çıkmak zorunda kalırız” diye anlatıyor durumu.

ayşe altaş
Ayşe Altaş

Bulutların üzerinde

Samistal’de gün çalışmalar ile devam ederken, akşam üzeri bir grup yüksek bir noktadan günbatımını izlemek üzere ayrılıyoruz. Bir süre sonra gözümüzün önünde uzanan bir bulut denizi ile karşı karşıyayız. Arada bir görünüp kaybolan, küçük bir ada oluşturan bir ağaç topluluğu var görüntüde. Manzarayı izledikçe içimizde genişleyen bir coğrafya hissediyoruz. Aşağı indiğimizde hala aklımızda o görüntü var. Sakinlemişiz; kelimelerimiz, yargılarımız, hırslarımız, ceplerimizden arkamızda bıraktığımız patikalara dökülmüş. Aşağıda yemek saatinin tatlı karmaşası var ama o karmaşada bile bir suyun binlerce damlasına rağmen tek bir bütün olmasının hissiyatını yaşıyoruz. Hayat akıyor işte, taşlara çarparak, sakince…

Samistal’den Ayder’e

Samistal’den Kavrun’a uzun yürüyüş

Samistal’de üçüncü gün ayrılık günü. Yeşil Yol’un birbirine bağlamak istediği iki yayla arasını yürüyerek geçeceğiz. 35 kişi çıktığımız 4,5 saatlik yol sonunda Yukarı Kavrun Yaylası’a varacağız. Normalde yol bu kadar uzun sürmeyecek bir yol ama kalabalık olmanın yavaşlatan bir etkisi var. En önde rehberimiz Ahmet ile yola başlarken hepimiz yüksek bir enerjiye sahibiz. Sıklıkla Ahmet’i geçip, hop geri dönüyoruz. Çayırlara salınmış neşeli kuzularız. 2 bin 600 metre yüksekliğe sahip olan Samistal’den en az 3 bin metre yüksekliğe çıkıyoruz. Söylenen ama kesin olmayan rakam ise 3 bin 2 yüz. Çıkış sona erdiğinde yolun zorlu kısmına şimdi geldiğimizi anlıyoruz. Kavrun aşağıda gözüküyor ama inişe geçmeden önümüzde bir süre yere paralel gideceğimiz dik eğimli bir yol var. Bu yol boyunca aşağı bakmak dengeyi bozuyor. Hep önümüzdekinin adımlarına bakıyoruz. İlerledikçe gruplar arasında kopmalar da artıyor. İnişe geçtiğimizde ise ayak ve dizlerimizde bir basınç oluşuyor. Yine de bekleyerek, birbirimize yardım ederek, yemeğimizi, suyumuzu paylaşarak yolun sonuna varıyoruz. Öyle şanslıyız ki, biz Kavrun’da yemek yemek üzere iki farklı mekana dağılırken dışarıda dolu yağmuru başlıyor.

serkan akay
Serkan Akay

Pasif direniş

Kavrun’da yemek faslının ardından Fırtına İnisiyatifi’nden Serkan Akay bir bilgilendirme konuşması yapıyor. Yeşil Yol çalışmalarının bölgede ilk Kavrun’da başladığını belirten Akay, “Burası kalabalık olduğundan dolayı çalışma Samistal’e yönlendirildi. Bugün geldiğiniz yoldan Samistal’e kadar 9 metre genişliğinde yol yapmayı planlıyorlar. Mevcut yolları yapmadan ekstra yol yapıyorlar. Biz tamamen buna karşıyız. Son olarak mekanlarımız mühürlendi. Yıldırma politikası yürütülüyor. Bu kapatma, yıldırma politikalarından dolayı vazgeçmeye niyetimiz yok. Yasal yollardan mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz. Hiçbir siyasi ya da politik görüşümü yok. Burada pasif olarak bir direniş yapıyoruz. Bu yaylada yaşayan kimsenin bu yola ihtiyacı yok. Kimin ihtiyacı var, bunu da biz söylemiyorlar. Mahkeme da yoluyla istedik. Hiçbir belge sunmadılar” diye konuştu.

ayder (1)

Bir kabusun adı: Ayder

Kavrun’dan kendi aracımıza ulaşmak için minibüslerle Ayder’e indik. Ayder’den araçla geçerken bütün o bahsedilen yok oluşu gözlerimizle gördük. Düşünün ki Ayder, o an içinde olmak değil, bir an önce içinden çıkmak istediğimiz yerdi. Sağlı sollu arabalar, insanlarla dolu çayırlarda mangal dumanları, kendilerine AVM adı veren garip mağazalar, zihniyetini kendine isim seçen oteller… Kendi hinliğini, çirkinliğini kendisine anlatamayacağın, anlamayacak varlıklarla dolmuş bir vadide ilerlemek gibi Ayder’de ilerlemek. Bazı şeylerin olmak istediği şeye kolayca dönüşmesinin korkunçluğu vücut bulmuş Ayder’de. O araçta hepimiz içinden geçtiğimiz kabusu tanıyoruz. Düşlerden bahseder gibi bahsettiğimiz Kavrun ve Samistal’in Yeşil Yol ile dönüşeceği o kabus tanıdığımız.