Çınar Yayınları’nın ilgiyle takip edilen Kara Çınar dizisinin son kitabı Sarı Odanın Esrarı, Birsel Uzma çevirisiyle raflarda. Çok sayıda roman, öykü, tiyatro oyunu, senaryo ile bilinen ve unutulmaz klasiklerden Operadaki Hayalet’in yazarı Gaston Leroux’nun ilk romanı, polisiye tarihine damga vuran kahraman Joseph Rouletabille ile tanıştığımız kitap. Kendisinden sonraki eserleri ve yazarları etkileyen bu kitapta okuyucunun ve Rouletabille’in aklını kurcalayan esrarlı ve kapalı bir odada gerçekleşen talihsiz olaylar var.

“Bir şeyler öğrendiğimizi sandığımız anda, aslında hiçbir şey bilmediğimizi anlıyoruz!”

Olay Glandier Şatosu’nda geçiyor, “maddenin ayrıştırılması” üzerine bilimsel çalışmalar yapan Profesör’ün kızı Mathilde laboratuvarın yanındaki odada kimliği belirlenemeyen birinin saldırısına uğruyor. Saldırıdan sonra Mathilde kanlar içinde bulunduğunda, odanın kapısı hâlihazırda içeriden kilitli. Bu kapalı odada Mathilde’nin neden, nasıl ve kim tarafından saldırıya uğradığı gizemini çözmek için genç muhabir Rouletabille ve saygın detektif Larsan bir rekabete girişiyorlar. Buldukları her cevapla birlikte yeni sorular oraya çıkarken, “Sarı odanın esrarı” da yavaş yavaş çözülmeye başlıyor.

“Ben adalet adamı değilim; polis hiç değilim; ben mütevazı bir gazeteciyim ve benim mesleğim insanları tutuklamak değil! Hakikati istediğim gibi kullanırım… Nasıl kullanacağım beni ilgilendirir… Sizler toplumu istediğiniz gibi koruyun, nasıl yapacağınız da sizi ilgilendirir… Fakat ben kimseyi celladına teslim edemem!… “

Sıkı bir polisiye okuyucusu olmadığım için, “kapalı oda” gizemiyle karşılaşmanın beni şaşırttığını ve fantastik bir kurgunun ürünü olma ihtimalinin sık sık aklımdan geçtiğini söyleyebilirim. Alışkın olduğum polisiye eserlerinde okuyucudan bilgi saklandığını hissedilir, bu kitapta ilginç bulduğum bir şekilde karakterlerle eş zamanlı olarak söz konusu gizemi çözmeye yaklaşıyoruz. Bu sırada Rouletabille’nin de zekasını konuşturmak ve okuyucuyla rekabet etmek için bolca fırsatı oluyor ve en sonunda bu genç muhabire şapka çıkarmak durumunda kalıyoruz. Kendisinden öğreneceğimiz bir ders var, doğaüstü olduğunu düşündürten esrarlı olaylar “mantığın doğru ucundan tutulduğunda” çözülebilir. Polisiye okuyucularının çok seveceğini düşündüğüm bu romanda, insanların anlaşılmaz doğasına ve ortaya çıkan çatışmalara hayret edilirken, bunların anlaşılması ve çözümlenmesi için gösterilen çabaya da saygı duyuluyor.