Sosyal medya, ölen binlerce çocuktan birinin kıyıya vurmuş cansız bedeninin fotoğrafı ile günlerdir sarsılıyor. Bu insanlık dışı ve akıl almaz görüntü, geldiğimiz noktayı sessiz bir çığlık ile yüzümüze vuruyor. Bir fotoğrafın gözler önüne serilmesi ile alevlenen ortalık, resimsiz ve isimsiz binlerce çocuğa da aynı duyarlılık ile yaklaşabilmeli. Bilgisayar ekranlarından gördüğümüz fotoğrafla, okuduğumuz yazılarla ne kadar empati yapabiliyorsak o kadar anlıyoruz bu durumu. Her gün minik kardeşimize sarılıp bir köşede korkarak uyumaya çalışmıyoruz ne de olsa. Düşünün: Dünya çapında her gün 42 bin 500 kişi çeşitli nedenlerden dolayı göç etmek zorunda bırakılıyor. 2011 yılından beri, Suriye nüfusunun yarısı kadar, yani toplamda 4 milyon kişi Suriye’yi terk etmek zorunda kalmış.

(Fotoğraf: Jeff J. Mitchell/Getty Images)
(Fotoğraf: Jeff J. Mitchell/Getty Images)

Oturduğum yerden yazmak kolay tabii, acıyı paylaşmak zor. Hatta bir “savaş çocuğu”nu anlayabilmek çok daha zor. Ama tekrar tekrar hatırlamak, tüm gerçekliği kavramak için elzem. Çocukken en çok nelerden korktuğunuzu düşünün: Kaybolmak? Karanlık? Yetişkinler için bile çok naif korkular böyle iken, sizi savaş içinde bir çocuk olduğunuzu düşünerek devamını okumaya davet ediyorum.

Savaşın etkileri

Sürekli tehdit var. Çocuklar şiddet ve fiziksel yaralanma tehlikesi ile sürekli yüz yüzeler. Hatta ölüm ile. Bazıları sevdiklerinin ölümlerine tanık oluyor. Bazıları intihara sürükleniyor. Anne-babalar yaşama tutunmaya ve çocuklarını yaşatmaya çalışıyor. Okullar ve oyun parkları artık yok veya eli silahlı insanlarla dolu. Baştan sona hakları ihlal ediliyor.

Gençler ve çocuklar uzun süreli savaş ortamında kendilerine ve başkalarına olan güvenlerini kaybedebilirler. Tabi, geleceğe de. Oldukça kaygılı, depresif, içe kapanık, isyankâr veya saldırgan olabilirler. Korumacı bir ortamda büyümek en büyük hakları iken, sürekli belirsizlik ve ölüm tehdidi altında yaşamak zorunda kalan çocuklar, birçok psikolojik rahatsızlık geliştirebilirler.

Fotoğraf: WFP/Abeer Etefa
(Fotoğraf: WFP/Abeer Etefa)

Forced Migration Review’de yayınlanan bir çalışma, durum vahimliğini daha net gözler önüne seriyor. İşkence, kaçırılma, tecavüz, toplu kıyımlar ve daha nice korkunç şeyler yaşayan bu insanların psikolojik durumlarını onların açısından anlamamıza yardım ediyor.

8 bin Suriyeli bireyin akıl sağlığı ve psikolojik ihtiyaç değerlendirmesini yapan çalışma, yüzde 15’nin inanılmaz derece korku dolu hissettiğini, yüzde 28’inin sakinleşemeyecek kadar kızgın hissettiğini, yüzde 26’sının yaşamlarına devam etmek istemeyecek kadar çaresiz hissettiğini ve yüzde 18’inin günlük hayatlarına devam edemeyecek kadar duygu yoğunluğu içinde olduklarını ortaya çıkarmış. Anne-babaların en çok çocukları için durmaksızın kaygılandıklarını görmüşler. O nedenle ilk aşamada çocukların akıl sağlığının korunmasını amaçlamanın önemini vurguluyorlar.

Annelerden biri, kızını “inanılmaz ölçüde psikolojisi bozuk” olarak nitelendirmiş. Kızının kaygılı, korkmuş ve “güvenli bir yerin olabileceğine inanmaz” durumda olduğunu söylüyor. Benzer şekilde, psikolojik danışmanlık verilen gruptaki çocuklardan kendi anılarından hatırladıkları “güvenli bir yer” çizmeleri istendiğinde, çocukların şiddet içermeyen unsurları çizmedikleri, yerine tanklar ve askerler çizdikleri gözlemlenmiş.

Suriyeli bir çocuğun savaş hakkında çizdiği resim
Suriyeli bir çocuğun savaş hakkında çizdiği resim

Savaş ile ilintili travmalar* sonrasında, çocuklar ve gençler çok yoğun stres altında ve bu ailelerin bütünlüğünü de tehlikeye atıyor. Travmatize olmuş anne-babalar da yeterli derecede ebeveynlik yapamayabiliyor, hatta bazı durumlarda çocuklar istismar ve ihmal edilebiliyor.

Çalışmanın önerisi psikolojik yardım çalışmalarını hızla artırmanın önemi. Hem çocuklar, hem anne-babalar hem aileler olarak ele alınmalı. Çünkü önceki çalışmaların gösterdiğine göre düzenli destek ile büyük oranda iyileşme sağlanabilir. Bu çocuklar, kendileri, diğerleri ve en önemlisi hayat ile yeniden bağ kurabilir.

Yaşamak, barınmak, sağlıklı su ve yiyecek kaynaklarından faydalanmak, aileye sahip olmak ve bunun gibi insanı ihtiyaçlar haktır. Dünyanın hiçbir yerinde ve zamanın hiçbir noktasında çocuklara acı çektirilemez. Korkutulamaz, istismar edilemez, yaralanamaz ve öldürülemez!

*Travma: Zihin sarsıntısı

Kaynak: Vox, War Child Holland
Başlık Fotoğrafı: Gürcan Öztürk/AFP