Caz türündeki eserleriyle, yurtiçi ve yurtdışından birçok dinleyiciyi kendine hayran bırakan başarılı sanatçı Şenay Lambaoğlu, bir Azeri türküsü olan “Aman Avcı” yı yeniden seslendirdi. Kendine has sesiyle türküye yeni bir hava katan Lambaoğlu ile; “Aman Avcı” başta olmak üzere müzikten, caz festivallerinden, hayattan ve yeni projelerinden konuştuk…

“Şarkı söylemek meditatif bir eylem.”

Önceki 4 albümünüzle birlikte birçok şarkıya imza atıyorsunuz. En son gelen şarkınızı da katarsak baya yoğun bir çalışma dönemindesiniz. Şenay Lambaoğlu’nun keyifleri nasıl, nasıl gidiyor hayat?

Hayat üreterek, çoğalarak, paylaşarak umut ederek geçiyor. Yani dolu dolu hakkını vererek yaşıyorum diyebilirim. Yapmak istediğim bir sürü proje var umarım hayat izin verir.

Müziğin hayatınızdaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Şarkı söylerken içinizde nasıl bir his uyanıyor?

Şarkı söylemek meditatif bir eylem sanki. Dış dünyanın hem farkında olup bir o kadar da uzağında durduğum, bambaşka güzellikte, renkte bir yerdeyim adeta. Özgürlük alanımın içinde kendimi en doğru anlatabildiğim alan sahnede şarkı söylediğim anlar. Dinleyicilerimin de bu noktada büyük etkisi var. Paylaşmak ve aynı duygularda buluşmak tarifsiz bir mutluluk.

Bugüne kadar Can Yücel’den Nazım Hikmet’e, Ömer Hayyam’dan Firuğ Ferruhzad’a kadar birçok unutulmaz ozanın eserlerini, sesinizle bambaşka bir hale çevirdiniz. Şenay Lambaoğlu’nun müzikal hayatında kendine rol model aldığı ya da eserlerine ayrı bir tutkuyla bağlandığı bir müzisyen var mıdır?

Müziğimde hep bir arayışta, yolculukta olduğumu düşünüyorum. Sevdiğim ve ilham aldığım şair ve şarkı yazarlarının içinde yer aldığı projem bu yolculuktaki en özel duraklardan biriydi. Aslında birini rol almamaya çalışıyorum çünkü başka şeyler düşünmek, söylenmemiş şarkılar söylemek, yürünmemiş yollarda yürümek gerekiyor. Müziğimi de belki bu yüzden anlatmakta zorlanıyorum.

“İki kardeş ülke arasında bir köprü kurmuş olmak çok değerli.”

Bir Azeri türküsü olan “Aman Avcı” nın sizin tarzınızla olan yorumu, dinleyicilerle yeni bir buluşma yaşadı. Öncelikle bu şarkıyı yeniden yorumlama fikri nasıl oluştu? Bu türkü ile geçmişten bir bağınız var mıdır?

Türkülerin hepimiz üzerinde çok güçlü bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Azerbaycan halk türküsü “Aman Avcı”yı sevgili Tolga Görsev’in düzenlemesiyle dinleyince beni çok heyecanlandırdı. Türkü söylemeyi çok seviyorum ve konserlerimde mutlaka yer veriyorum. “Aman Avcı “ ile bu güzel buluşma sadece Türkiye’de değil Azerbaycan’da da yankı buldu. Çok mutluyum.

“Aman Avcı” için Tolga Görsev ile nasıl bir çalışma süreci geçirdiniz? Şarkı ile ilgili nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Tolga, tanıdığım en yaratıcı ve özgün aranjörlerden biri. Geçtiğimiz kış aylarında kayıtlarına başladık. Şarkının prodüktörlüğünü yine Tolga Görsev, gitarları sevgili erdem sökmen, basgitarı Cihan Reşit Köse, perküsyonları Cengiz Ercümer ve klavyeleri Cevdet Berkay Yavuz çaldı. Mastering amerika’da Alex Mccollough tarafından True East Mastering stüdyosunda tamamlandı. Azerbaycan halk müziğinin günümüze tekrar uyarlanıyor olması başta yeni kuşak dinleyicilerim tarafından beğeniyle karşılandı. Geçmiş ve gelecek; dahası iki kardeş ülke arasında bir köprü kurmuş olmak çok değerli.

“Aman Avcı” şarkısının, Türkiye ve Azerbaycan arasında bir kültür çizgisi oluşturmasına vesile olmuş olduğu konusunda neler düşünüyorsunuz?

Demin de bahsettiğim gibi aynı dil ve kültür mirasına sahip iki ülke arasında böylesine bir buluşmaya vesile olmaktan dolayı çok mutluyum. 2015 yılında Bakü Türk Caz Festivali için bir konser vermiştim Azerbaycan’da. Gerek şehrin güzelliği gerekse insanının sıcak ve içtenliği beni çok etkilemişti. Müziğe olan sevgileri ve hayatlarındaki önemi bizden çok daha ileride. Her evde piyano var ve neredeyse herkes bir enstrüman çalıyor. Klasik ve caz müziğine olan ilgilerine çok imrenmiştim. Umarım tekrar bir konser için Bakü’de bir buluşma gerçekleşir.

Klibe de oldukça bayıldım. Oldukça keyifli yerlerde çekimler gerçekleşmiş. Elma ve ağaç öğeleri oldukça fazla ve bir ayrılık hikâyesini de anlatıyor sanırsam? Nasıl geçti klip çekim süreci?

Şarkıyı kış aylarında kaydetmiştik fakat şarkının ruhu o kadar bahar ve yazı çağrıştırıyordu ki beklemek istedik. Sevgili Ahsen Eser klip öncesinde Bursa’da keşfe çıktı ve güzel bir hikaye ile geri döndü. Aman Avcı klibimiz, Bursa’nın Kestel bölgesinde Cumalıkızık ve Kozluören köyleri içerisinde çekildi. Klip bir ayrılık hikâyesini şarkının 3 bölümüne giriş, gelişme, sonuç olarak düz kurguda işlenip son sahnelerde flash backlerle hikâye desteklendi. Aman avcı anonim bir Azeri türküsü olduğundan modernize edilmiş halinde klip içerisine yerleştirilmiş bir kaç metafor kullanıldı. Türk destanları içerisinde ve Türk kültüründe sıkça kullanılan elma imgesi ve ağaç imgeleri işlendi.

Elma birçok kültürde birçok anlam taşısa da Türk kültüründe doğuşu ve söz vermeyi simgeliyor. Bunun en açık örneği de Tahir ile Zühre destanında karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda ağaç birçok Türk destanında ve eski inanışlarda yaşamı simgeliyor. Bunları direkt olarak destansı vermektense daha modern bir dönemde elma ile o söz verişi, erkeğin elmayı fırlatarak vazgeçişini  ve son sahnelerde ağaç altı sahneleriyle yaşamın doğal sürecini anlatmaya çalıştık.

“Umutla hayallerinin peşinden giden üreten, paylaşan bir dolu emekçi var.“

Türkiye’de müzik yapan bir sanatçı olarak, ülkemizde müziğe, özellikle sizin tarzınız olan ‘caz’ a bakışı nasıl buluyorsunuz?

Türkiye’de sanatın tüm dalları gibi müzik de oldukça zorlanıyor. Yine de umutla hayallerinin peşinden giden üreten, paylaşan bir dolu emekçi var. Sanat üretimi durdurulamaz bir nehir gibi hayatımızın akışında var. Yapmazsak olmaz, söylemezsem, yazmazsam, düşünmezsem hayalini kurmazsam olmaz.

Caz müziği tüm dünyada olduğu gibi daha rafine bir tarz. Dinlenmesi emek, bilgi ve ilgi istiyor. Bu da onu çok özel kılıyor. Ben müziğimde bu aşamaları biraz azaltarak kolaylaştırmaya, dokunması daha kolay bir hale sokmaya çalışıyorum sadece.

Ülkemizde uzun süredir caz festivalleri de düzenleniyor. Siz de birçoğunda yer almaya çalışıyorsunuz. Hatta eylül ayında “Bodrum Caz Festivali” nde de Derya Türkan ile birlikte sahne alacaksınız, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bodrum Caz Festivali’nin bu sene 3.sü gerçekleşiyor. Dünyanın dört bir köşesinden farklı kültürleri ağırlayan, buluşturan Bodrum’a bu festival çok yakıştı. Adından uluslararası platformlarda söz ettiren Derya Türkan ile çalacağımız projeyi geçtiğimiz aralık ayında IKSV salonda çaldığımızda çok hoş geri dönüşler almıştık.

Son albümüm “Rüyalarım Gir”de “Beni Ben” şarkımda konuk olmuştu şimdilerde bu buluşmayı sahnelere taşıyor olmak çok keyifli. Umarım daha sık bir araya geliriz.

Bazen tarzına alışık olduğumuz sanatçılar, farklı tarzda yeni albümler yapabiliyor. Mesela ‘caz’ şarkısına ‘rock’ ezgilerinin katılması gibi… Sizin değişimlere bakış açınız nasıl ve dinleyici sizce değişimlere açık mı?

Yeni şeyler beni hep heyecanlandırır. Dünyada da yeni oluşumlar, müzikal alışverişler hep olumlu sonuçlar vermiştir. Dinleyiciler bu konuda müzisyenlerden çok daha açık diye düşünüyorum.

Popülist yaklaşımların dışında arayış içinde olmak, zamanın ruhunu yakalamak, değişmek, dönüşmek bizi zenginleştirir.

“Hikâyenin duygusunu yansıtacak şarkı yazmak daha güzel olabilir.”

Daha önce şarkılarınız bir film veya dizide yer aldı mı? Almadı ise, yer almasını isteseler düşünceniz ne olur? Bir filme özel müzik hazırlamayı düşünür müsünüz?

Öncesinde birkaç dizide şarkılarımdan kullanılmıştı. Fakat hazır şarkıların, çoğu kez dizi ya da filmlerin ruhunu yansıtmadığını düşünüyorum. Çok az şarkı doğru hikâye ile buluşabiliyor.

O yüzden hikâyenin duygusunu yansıtacak şarkı yazmak daha güzel olabilir. Bir haber programı için şarkı yazmıştım bir film için de şarkı yazmayı isterdim…

Yeni projeleriniz var mı?

Yeni bir albüm için hazırlıklara yavaştan başladım. Yazdığım şarkıları bir albümde toplamak ve hikâyesini örmek şu sıra öncelikli işim. Yıl sonunda ise dinleyicilerime öncesinde tamamladığım bir şarkımı yine bir “single” olarak yayınlayacağım.