“Eğer masum bir çocuğun gözünden tek damla yaş dökülecekse, barışın, mutluluğumuzun ve hatta yeryüzünde ebedi uyumun sağlanması, temellerinin güçlü bir şekilde atılması için yaşanacaklar mazur görülebilir mi?” Dostoyevski

İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı travma içinde bulunduğumuz yüzyılı hangi açıdan bakarsanız bakın korkunç derecede etkiledi. Şehirlerin yerle bir olmasına, sınırların yer değiştirmesine, bazı yerlerin haritadan silinmesine, büyük ekonomik çöküntülere, büyük sosyolojik problemlere sebebiyet veren İkinci Dünya savaşının asıl travmaları bunlar değildi tabii. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir soykırımın yaşanması, büyük göçler, kitlelerin bir daha düzelmemek üzere bozulan düzenleri ve tüm dünyayı çepeçevre saran çaresizlik duygusu, nasıl tedavi edilirse edilsin atlatılamayan travmalar İkinci Dünya Savaşı’nın dünya belleğine korkunç bir şekilde kazınmasına sebebiyet verdi.

Ve asıl olarak çocuklar… Onların yaşadıkları ve hissettiklerinin asla telafi edilmez oluşu… Savaşın tek masumları olan son tanıkları…

Kafka Yayınları tarafından yayımlanan bir Svetlana Aleksiyeviç kitabı olan Son Tanıklar 1941’de güneşli bir yaz günü başlayan ve 1945’te gelinene dek SSCB’de yirmi milyonu aşkın insanın hayatını kaybetmesine yol açan Nazi İşgali ve İkinci Dünya Savaşı dönemini, o zaman çocuk olarak yaşamış insanların gerçek tanıklıkları üzerinden aktarıyor. Yani gözlerimizi (Gözlerimizi ne kadar kaçırmaya çalışsak da) Almanya’da gaz odalarında sistematik ve gayet bilinçli bir şekilde katledilen Yahudi çocuklardan çekerek Rus çocuklara çeviriyoruz bu sefer. Çocukların yaşadıklarına ve çaresizliklerine, asla bitmeyecek olan travmalarına şahit oluyoruz büyük bir acıyla.

Rusya’da Anayurt Savaşı (1941-1945) olarak adlandırılan İkinci Dünya Savaşı sırasında milyonlarca Sovyet çocuğu hayatını kaybetti. Ruslar, Belaruslular, Ukraynalılar, Museviler, Tatarlar, Letonyalılar, Çingeneler, Kazaklar, Özbekler, Ermeniler, Tacikler… Milyonlarca ailenin babaları, hatta anneleri savaşmak için cepheye gitmek zorunda kalmış, bunun sonucunda milyonlarca çocuk ya hayatını kaybetmiş ya da öksüz, yetim bir halde travmalar içinde, yıkıntılarla dolu dünyanın ortasında kalakalmışlardı.

O çocuklardan hayatta kalanlar ve bir şekilde büyüyüp yaşayanlar Son Tanıklar kitabının tanıkları oldular. Anlattıkları hikayelerin inanılmazlığı böyle bir şey olamaz, gerçeküstü bir şey bu diyebileceğimiz nitelikte. Tanıklık yapanlar arasında; işçi, öğretmen, kuaför, mühendis, gazeteci, çilingir, dizgici, tasarımcı, mimar, emekli, fotoğrafçı, fabrika şefi, okul müdürü, çiftçi, sosyolog vb… Her meslek grubundan insanlar var. Üzerinden yıllar geçmesine rağmen hiçbir ayrıntı unutulmamış ve birebir aktarılmakta. Babasının o gün üstüne giydiği kazağın renginden, annesinin söylediği sözleri kelimesi kelimesine hatırlayan insanlar toplumda bir şekilde bir yerlere gelmişler fakat o günlere dair yaşanan hiçbir anı unutmayarak.

Jenya Belkeviç, 6 yaşındaydı.

Şu an işçi

– 1941 yılı Haziran’ı

“Hatırlıyorum. Çok ufaktım ama hatırlıyorum… Savaştan önceki hayatımıza dair aklımda kalan son şey bir masal,; annem akşamları bize o masalı okurdu. En sevdiğim masaldır, Kırmızı Balık masalı. Ben de hep bir şeyler dilerdim kırmızı balıktan. (…) Yazın nineme gitmeyi dilerdik ve babamızın da bizimle gelmesini.Sabahleyin korkuyla uyanmıştım. Korkunun nedeni bana hiç tanıdık gelmeyen seslerdi.”

Sovyet insanını kuşaktan kuşağa etkileyen bu büyük korku ve travmalar sadece tüm bunları yaşayan çocukların hayatlarını değil koca bir toplumun da kaderini sonsuza dek değiştirdi. Yaşanan o korkunç dönemleri hep büyüklerin kahramanlıkları, kayıpları ve tecrübeleri üzerinden anlatan kitaplar varken Svetlana Aleksiyeviç’in asıl büyük travmaları yaşayan o dönemin çocuklarına gözlerini çevirmesi takdiri hak etmekte. Oyuncaklarla oynamak yerine bomba gümbürtüleriyle büyümüş, güzel çikolatalar yerine ot hatta toprak yemiş, hatta ev hayvanlarını, sokak hayvanlarını yemek zorunda kalmış çocukların öyküleri savaşın ne kadar büyük acılara yol açabileceği konusunda bizlere bir kez daha uyarıda bulunmakta.

2015 yılında Nobel Edebiyat Ödülü verilen yazar Svetlana Aleksiyeviç’e bu büyük ödülün verilme sebepleri arasında en önemli sebebin ‘Yazarın konulara bakış açısı ve ele alış şekli’ nin özellikle akademi tarafından belirtilmesi dikkat çekici. Yine Kafka Yayınları tarafından yayınlanan Çinko Çocuklar, Kadın Yok Savaşın Yüzünde, Çernobil Duası & Geleceğin Tarihi, İkinci El Zaman – -Kızıl İnsanın Sonu ve Son Tanıklar kitapları Svetlana Aleksiyeviç’in tam da Nobel Akademisi’nin belirttiği üzere bir yazar olduğunu bize göstermekte.

Dostoyevski yukarda sorduğu soruya yine kendisi şöyle cevap vermekte: “ Hiçbir ilerleme, hiçbir devrim o gözyaşının dökülmesini haklı göstermez. Hiçbir savaş. O gözyaşı damlası her daim her şeyden kıymetlidir. O tek damlacık göz yaşı…” Son Tanıklar kitabı yaşanmış olan benzersiz acılarına rağmen kitapçı raflarında sizleri beklemekte. Okumanız dileğiyle.

Son Tanıklar

Yazar: Svetlana Aleksiyeviç

Yayınevi: Kafka Yayınları

Çeviri: Aslı Takanay

Yayın Tarihi: Şubat 2019

Sayfa: 293