Meditasyon, Latince meditatio kelimesinden türetilmiş, bir şeyi gözden geçirme, üzerinde düşünme anlamlarında kullanılmaktadır. Fakat aslında meditasyon, zihnin ince ve kaba kirlerden arındırılması amaçlandığı derin düşünme halidir.

Zihnimiz sürekli, ne pahasına olursa olsun güvenli alanda kalabilmemiz için çeşitli senaryolar üreten düşüncelerin bütününü oluşturur. Yapılan çalışmalar bir gün içerisinde zihnimizden 70.000 düşüncenin geçtiği yönünde veriler sunmaktadır. Zihin deneyimlerimiz sonucunda oluşan korkularımızı, deneyimlemeye yüz tutmuş istek ve arzularımızdaki kaygılarımızı, karar verme gereksinimi duyduğumuz anlarımızdaki yargılarımızı ve varsayımlarımızı, kısacası kontrolcü mekanizmamızı oluşturmaktadır. Zihnimizi, bizi kronik stres halinde tutan en önemli parçamız olarak tanımlamamız mümkündür. Meditasyon çalışmalarının etkileri ise tam da bu noktada devreye girerek, zihin seslerini kontrol altına almayı hedefler. Yapılan çalışmalar, meditasyon çalışmaları ile zihnin bedende yaptığı başta stresin ve strese bağlı oluşan hastalıkların en aza indirgendiği kanısında.

Ohio State Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, günlük olarak uygulandığında progresif kas gevşemesinin meme kanseri nüksü riskini azalttığı bulunmuştur.

Batı Avustralya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, kadınların stresli olmak yerine derin gevşeme teknikleri ile rahatladıkları dönemlerde gebe kalma olasılıklarının daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Aynı konuda Türkiye’de Trakya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, stresin sperm sayısını ve doğurganlığı azalttığı ve rahatlamanın da tam tersi etki yapabileceği üzerinde durulmuştur.

New York Eyalet Üniversitesi’ndeki araştırmacılar; İrritabl barsak sendromu olan hastaların günde iki kez bir gevşeme meditasyonu yapmaya başladıklarında, şişkinlik, ishal ve kabızlık semptomları belirgin olarak iyileştiğini gözlemlemiştir.

Harvard Tıp Okulu’nda yapılan bir araştırmada ise, meditasyonun, kan basıncını düşürücü ilaçlara benzer bir şekilde, vücudu stres hormonlarına daha az duyarlı hale getirerek, kan basıncını düşürdüğünü saptamıştır.

Meditasyon uygulamalarının, odaklanmak ve konsantre olmak pratikleri ile sağlanabileceğinden dikkat dağınıklığı ve hiperaktivitenin tedavisinde etkili olduğu bilinmektedir. Bunların yanında; beden, zihin ve ruhsal dengeyi sağladığı, özgüveni ve farkındalığı arttırdığı, rahatsız edici içsel dürtüleri azalttığı, kişiyi normlardan uzaklaştırarak Öz’e yaklaştırıp evren ile kurulan bağı güçlendirdiği, kişiyi zihin kontrolünde olan bağımlılıklarından özgürleştirdiği, düzenli pratik ile stresin azalması ile ortaya çıkan seretonin hormonunun sağladığı mutluluk halinin sürdürülebilindiği bilinmektedir. Başkalarını yargılamayı ve zihnin sürekli savunma hali içerisinde olmasını engellediğinden iletişimi kuvvetlendirdiğine ve bireyi özgürleştirme yolundaki etkilerine dair daha birçok veri bulmak mümkündür.

Meditasyon uygulamaları, zihnimizin gösterdiklerinden ziyade gerçekleri görebilmemizi sağlar; tıpkı masmavi deniz kullanımında denizin mavi olduğunu düşündüren, aslında denizin maviliğinin gökyüzünün renklerinin yansıması olduğu bilgimizi gizleyen yanılsama gibi. Zihni kirlerden arındırdıkça bakış açımız değişir; tıpkı bulanık ve kirli bir suyun hiçbir şey ifade ettirmemesi fakat arındırıldığında temel yaşam kaynağımız olduğunu düşünmemiz gibi.

Meditasyon konusunda ne kadar bilgi paylaşımı yapılırsa yapılsın kişinin kendini deneyimlemesi ile elde ettiği sonucu vermeyecektir. Yaşamı iyileştirmek için günde 5-10-15 dakika bile olsa pratiklere başlamak uygun bir başlangıç olacaktır.

Önceki İçerikSon Tanıklar Çocuklar
Sonraki İçerikTürkiye’den dünyaya; feminist punkrock: Secondhand Underpants ateşi harlıyor!
Canan Yavuz
Kimine göre insan, kimine göre ‘kadın’, kimilerine göre ise vegan, minimalist, yoga öğreticisi. Meslek hayatına bebek hemşiresi olarak başlamış, emzirme danışmanlığı ve anne-bebek eğitimi konusunda uzmanlaşmıştır. Kirlenmemiş halimiz olan hayvanlara duyduğu saygı ile şiddetsizlik ilkesini benimseyip 'Veganizm' felsefesini hayatına uyarlamış, ardından yoga felsefesi ile tanışarak meslek hayatına iç huzurun sağlanabilmesi ve şiddetsizliğin yaygınlaştırılabilmesi amacı ile yoga eğitmeni olarak devam etme kararı almıştır. Geçmiş deneyimleri ile yoga uygulamalarını birleştirerek hamile yogası dersleri vermeye başlamış, gebelik gibi mucizevi bir sürecin pürüzsüz geçirilebilmesi adına bu alanda çalışmalar yapmayı amaçlamıştır. Yoga uygulamaları hakkında oluşmuş ön yargıları kaldırabilmek amacı ile Sosyal Sorumluluk Projeleri yürütmekte, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünde öğrenim görmeye devam etmektedir.