Litvanya’da uzmanlar intihar sebeplerinin hava durumu, medya, duygusal eğitim eksikliği, eşitsizlik, Stalin olduğunu söylüyor… Peki tam olarak ne?

Neris Nehri, Vilnius’u ortasından ayırıyor: Kuzey’e üniversitesi, stadyumu ve manzaralı teraslarıyla uzanıyor; Güney’e ise başkentin kalbi ile: Arnavut kaldırımlı, renkli ve kusursuz. Fakat köprülerden birinde pek hoş olmayan bir duyuru asılmış ve duyuruda bir telefon numarası da var.

“Sizi önemseyen insanlar var. Ücretsiz duygusal destek yardım hattı.”

Neris Nehri üzerindeki körpüye asılmış tabela

Dünya sağlık örgütüne göre, 2012 yılında Litvanya, dünyada en yüksek intihar (savižudybė) oranına sahip oldu: Her 100 bin kişiden 34’ü intihar etti. Fransa, Hollanda, Almanya ve Amerika gibi ülkeleri 2’ye, hatta 3’e katlayan bir oran bu. Uzmanlar, Litvanyalıların ölmeyi arzulamalarını nedeni açıklamak ve bunu önlemek için bin değişkeni inceliyorlar.

İkinci Dünya Savaşı intiharları

Vilnius Üniversitesi’ndeki Litvanya intihar bilimi derneği ve psikiyatri vekili başkan yardımcısı Alvydas Navickas, tarihi arka fonu şöyle özetletiyor: “İkinci dünya savaşından önce, her yıl 100 binden sekiz Litvanyalı intihar ederdi. Nüfusun çoğunluğu kırsal kesimde yaşayan kilise ziyaretçilerinden oluşuyordu. Kararlı bir rutinin bulunduğu güçlü bir topluluk vardı. Savaş patlak verdikten ve Sovyetlerin iktidara gelmesinden sonra, Stalin en zengin çiftçileri Sibirya’ya gönderdi ve gerisini kolhozlarda (kollektif çiftliklerde) çalıştırdı. Vodka ve ev yapımı alkol günlük bir anestetik (uyuşturucu ilaç) gibi akmaya başladı. Oran, seksenli yıllarda her 100 bin kişiden için otuzunun intihar etmesi şeklinde büyüdü. SSCB’nin çöküşüyle birlikte, sayı 1994 ile 1996 yılları arasında en yüksek seviyesine çıktı” (her 100 bin kişiden 46).

Navickas, “Büyük şehirlerde genellikle intihar daha yaygın, ancak Litvanya’da bunun tam tersi bir durum var: Kırsal alanlarda bu oran iki kat yüksek” dedi. “Litvanya’nın kırsal kesimine bağımsızlığın getirdiği tek yeni işsizlikti. Yoksul altyapı, sosyal hizmet eksikliği, alkolizm...” Litvanya halkın üçte biri yoksulluk seviyelerinin kentsel alanlardan üç kat fazla olduğu kırsal topluluklarda yaşıyor. Nüfusun yarısında duş ya da kapalı tuvalet yok ve sadece yüzde 25’inin akan suyu var.

Avrupa Komisyonu tarafından kırsal Litvanya’da yoksulluk ve sosyal dışlanma konusunda yapılan bir araştırmaya göre, moral oranı şehirlerde yüzde 75’den yüksek, 400 binden fazla kişi 1990’dan beri kırsal kesimden ayrılmış durumda. Yoksulluk en yüksek intihar oranını tam olarak açıklamakla yükümlü değil. (Kuzey Kore’den ve Afrika’nın büyük bölümünden elde edilen veriler yok). Bir başka faktör ise komünist geçmiş, aşağıdaki ülkelerin “üzücü listeye” dahil edilmesiyle gösteriliyor: Rusya, Kazakistan, Macaristan ve Estonya. “Gerçek sosyalizm” vatandaşları, yine de onları koruduğu, onları kaderden koruyan soğuk bir mezar taşının gölgesinde yaşıyordu. 1990’da çoğu, terk edilmiş yavrular gibi fırtınada dışarıda bırakıldılar.

Elveda Lenin!” (2003) filminden: Sovyetlerin dağılmasından sonra Lenin’in heykelinin kaldırılması

Yoksulluk ve (ya) depresyon

Bu yerlerden birisi Avizieniai, başkentin bir ilçesidir. Yüzlerce şişmiş yüzleri ve açlıktan ölmek üzere olan köpekleri olan bir endüstriyel manzara var. 19 ve 20 yıllık bir beton binanın kapısında oturup zaman geçiriyorlar. Onlara çalışıp çalışmadıklarını sorduğumda ironik bir görünüm alıyorlar: “İş? Bize?” Ciltleri solgun ve kuru bir şekildeler. Yol kenarında bir kadın çöp yakıyor; yüzü alkolden eziyet çekmiş, kabarık ve engebeli. Göz kapakları gözleri neredeyse tam olarak gizlenecek kadar kapalı ve sık. İlk soruya yanıt olarak, ateş püskürdü: “Önceden hepimizin işleri, bir hayatı vardı: Perestroyka bir trajedi! İki yıldan fazla zaman geçti, ama sanki başka şey düşünülemiyor gibi.” Tartışmaya oğlu katıldı. “Hiçbir şeyimiz yok, buralarda çalışmanın bir anlamı yok. İnsanlar kendilerini öldürüyorlar. İçinde bulunduğumuz durumu gördünüz mü? Sadece büyükannelere sorun!” Sergei isimli esrar çekerek kendini meşgul eden bir diğer vatandaş ise “Evet evet, çok fazla özgürlük var. Elbette, her şeyi yapma özgürlüğümüz var” diye alaycı bir şekilde cevap verdi.

Yetkililer, İrlanda’da, gereksiz hale getirilen orta yaşlı insanlardaki vakaların artması konusunda uyarıda bulundu. Ancak, gençlik psikolojik yardım merkezindeki program direktörü Paulus Skruibis için kriz bu kadar basit değildir. “Toplum ve siyaset, maaş ya da yaşam standardına bağlı olduğuna inanılan bir sorunu ekonomik bir meseleyle azaltmaktadır” diyor. Skruibis, iddialı ve somut bir hedefi olan bir gençlik anti-depresyon cephesinin ortak lideri. “Haftada yedi gün, günden günün 24 saati (Mayıstan itibaren) psikolojik yardım ve telefon desteği sağlamak için eğitilen 130 gönüllümüz var; Hizmet ücretsiz ve gizli. Geçen sene 100 bin çağrı aldık. Bu çağrıların –149’u artık kendi hayatlarını kazanma aşamasında olmakla beraber- 8 bin 500’ü çok ciddi.

Paulus Skruibis bir söyleyiş sırasında

Devlet zihinsel sağlık merkezi müdürü Ona Davidoniene, olası bir başka nedeni vurguluyor. “Yazlar kısa, günler karanlık ve sert. Kuzey ülkelerinde yaşayan insanlar içine kapanık olmaya daha fazla eğilimindedirler ve spontan davranışlardan kaçınırlar. Korkarım kriz bitmezse işler daha da kötüleşecek; Tünelin sonunda herhangi bir ışık belirtisi olmadan gün geçtikçe daha fazla insan mücadele etmekten bıkacak.” İntihar endeksi 2007’de, özellikle gençler arasında tekrar düzeldi (intihar, erkeklerde beş kat daha yaygın, özellikle de 34-56 yaş arasında).

Bunalıma sanatsal tepki

Litvanya’nın en ünlü rock yıldızı Andrius Mamontovas’ın girişi sayesinde “saldırı” ivme kazandı. Skruibis, “Bir televizyon reklam kampanyası başlattık, ülkenin en çok etkilenen bölgelerinde bir tur düzenledik ve intihar etmek isteyebilecek insanlara cesareti sürmek için dokuz yol gösteren, 40 bin adet kartpostal çıkardık” diye belirtiyor Skruibis. Mamontovas onları kendisi imzaladı ve konserinde onlara verdi. İşe yaradı: Sonuç olarak, yardım çağrıları iki katına çıktı. Vilnius’daki köprüde asılı olan gizemli poster, kampanyanın bir diğer parçası. Toplumdan dışlamak, kriz ya da kötü hava koşullarından bahsetmek yerine, basit bir tavsiye veriyor: “Konuşma hayat kurtarabilir”.

Andrius Mamontovas bir konseri sırasındayken

Aktör Arūnas Sakalauskas, ülkesi Litvanya’da Avrupa’daki diğer ülkelere göre intihar oranının üç kat fazla olması (yılda yaklaşık 1000 kişi ya da günde 3 kişi) ve 8 arkadaşının intihar etmesi sebebiyle, intihar sayısının fazlalığına dikkat çekmek için tepkilerini göstermeye davet etti. Facebook üzerinden intihar önleme hattı için bağış çağrısında bulunarak Katedral meydanına her gün 3, yıla ise 1095 kişi intihar sayısını simgelemek amacı ile 1095 kişi davet etmiş. Sadece 500 kişi gelmesine rağmen, yine de dikkat çekmeyi başarmışlar.

Yararlanılan kaynak