Dikkat kendi içine yönlendiğinde ister istemez karşılaşmalar yaşıyor varlık. Süha Bey ile de böyle bir karşılaşma oldu. Sohbetimizin neşesi yazıya da düştü. Burada sadelik iyidirden yola çıkamadığımız, sonrasında bulduğumuz bir yolu da paylaşıyorum. Röportajımız bu buluşmaya bir örnektir?

Merhaba…

Avni Bey, merhaba. Albümün yapım hikayesi üç sene kadar önce Bilal Karaman’da otururken Ahmet’in (Kenan Bilgiç) uğraması üzerine tesadüfen tanışmamızla başlıyor. 2017 yazında on şarkımı kaydetmişti Ahmet ama yalnız gitar ve vokal birarada. Kayıt alırken bir yandan da çalıp söyleyişime ilişkin ince önerilerde bulunup beni daha akıcı bir icraata yönlendiriyordu sağ olsun.  Bu on şarkıdan birkaçı daha farklı bir aşkla ilgiliydi, ör. Asit Gözlü Kız (apanteist bir gaia aşkı), Enelhak (tanrısal neşe aşkı) ve sözleri Yunus’tan (o tarikat ehli Yunus Emre değil bu aslında) havalandırması benden “Dervişlik Der ki Bana” şarkısı gibi. Ama daha sonra bu tür şarkılarımı, seneye çıkarmayı düşündüğümüz “Muamma” albümü için ayırdık ve kalan şarkılara son bir sene içerisinde yazdığım Bağlantım Yok ve Vay Gönül’ü ve yıllar önce bestelediğim divan şiiri Gazel’i de katıp, kadına duyulan aşkın çeşitli kafalarındaki on şarkıdan oluşan bu albümü yaptık.

Dur İmdi…

Bayağı geniş zamana yayılmış bir şarkı bu. Son kıtası yıllar sonra gelmişti. Şarkı ilk döküldüğü sıralardaki bunlara karşılık gelen hissiyatımı tam da canlandıramıyorum artık ama şimdiki karşılığı, “yunus değil bunu diyen, kendiliğidir söyleyen, mutlak kafir inanmayan, evvel ahir heman benem” dizeleriyle biten bir Yunus Değil şiirinde.

Kız Sen…

Doğrusu bana sorarsanız  “gazel” ya da “kaside” demeyi yeğlerim. Genç güzel bir kadının kendinden geçik içten dansı uçurmuştu beni Ankara’da Nefes Bar’da o gece kafam zaten kıyak. Eğer benim hayatta yalnız bir kez tanık olduğum gibi, doğanın kucağındaysa insan hiç de halusijenik bir etkisi olmayabilir, Woodstock günlerinde rağbet gören ‘orange sunshine’ların. Anca gözü gönlü açıp gayya kuyusuna râm ederek devletten bilimden dinden çıkarır insanı allahmuhafaza! Yani, “yaylada hayran gezdim, böyle gören görmedim” diyen ilk kıta doğaya teslim (râm) olma kafasına, İkinci kıta cıgara muhabettine güzelleme ve övgü, üçüncü kıta ise ekstatik yan etkili hap yardımıyla huşû içerisinde dans etmeye…

… teklisini biraz daha…

                Bu sorunun cevabı bir önceki cevapta var zaten, sormanıza hiç gerek yoktu!  (dalgasına söylüyorum sevgili okuyucular, çünkü sorular toplu verildi bana, tek tek değil…)   ((:

Senden Gayrı…

Fuzuli’nin “Leyla ile Mecnun”u gibi yüce ve aşkın bir aşka atıf duygusu uyandırmış sizde ve siz öyle deyince bana da bir an öyle dinlenebilir gibi geldi, ama bu şarkım biraz bipolar bir ‘âşık’ın evli olduğu kadına duyduğu aşkla ilgili gerçekte, Dur İmdi Gitme gibi. Yaşadığım yerde sürekli bülbül sesi dinliyorum ‘ala gözlü yeşil donlu Hızır’a şükür, ama ben asıl baykuş muhabbetine hayranım. O kısa sesli karşılıklı minimal ritmik movement’lar yok mu…!

On Şarkı’da…

                Âşık Veysel’e sormuşlar, “aşk nedir”? , “kızı istersin vermezler, âşık olursun…”, demiş

                Neşet Ertaş’a demişler, “tüm bu aşk şarkıları nasıl çıkıyor? yaşayarak yazıyorsunuz herhalde!”, Şöyle söylemiş, “düğünlerde ben çalıp çığırıken, herkes oynarken bir iki kız az daha öne çıkar, bazan türkü olur o his sonradan, ama onlarla bir şey olduğundan değil…”

                Kendimi bu büyük ozanlara benzetmek gibi olmasın ama benimkisi de biraz o hesap galiba. Lakin bizimkiler biraz post modern ortamlar tabii ve doğrusu, muhabbetin espri hülyalarında yitmek bana hep daha cazip geldi galiba “aşk yapma” ödülü aşkına daha özenli ve dıştan davranmaktan…

Son olarak…

Aslında “ummana dalmak” da heves edilen bir şeyi yaşamak değil, “gönülsüz gerek” ve “koyundan yavaş gerek” diyen Yunus Değil şiirine göre; ‘olmadan dalamazsın dalmadan olamazsın’ın girdabı bu. Yani, “derviş yunus gel imdi, ummanlara dal imdi, ummana dalmadıkça sen derviş olamazsın” dizelerine râm olduğu ölçüde bu anın oktavını tamamlamaya başlar Süha ve belki bir gün hakikaten Râmî olur. (Bu arada, “Rami” benim göbek adım; anneannemin annesi koymuş.) Bu hoş sorularınıza yanıt vermek çok hoşuma gitti sevgili Avni Onur, umarım size ve okurlara da eğlenceli gelir. Sağ olun var olun.