Okuma süresi: 3 dakika

7 Şubat’ta yayınlanan 686 sayılı KHK ile beraber 330 akademisyen daha üniversitelerinden ihraç edilmişti. Görevine son verilen birçok akademisyen ve öğrencileri bugün, bir basın açıklaması gerçekleştirerek kararı protesto etti.

“Binasız üniversite olur, hocasız üniversite olmaz”

Galatasaray Üniversitesi (GSÜ) akademisyenleri KHK ile ihraç edilen akademisyenlere ilişkin açıklama yaptı. Üniversitenin giriş kapısında düzenlenen eyleme cüppeleriyle katılan akademisyenler, “Binasız Üniversite Olur, Hocasız Üniversite Olmaz” diyerek akademide yapılan ihraçlara tepki gösterdi. “Üniversiteler susturulamaz! Hukuksuz ihraçlara son!” pankartlarının açıldığı açıklamaya öğrenciler de destek verdi.

İhraçların keyfi ve hukuksuz olduğunu dile getiren GSÜ akademisyenleri, üniversitelerin temel görevinin ifade hürriyeti, özgür düşünce ve araştırma ortamının sağlanması olduğu ifade etti. “İhraç edilmemiş öğretim elemanlarının yarın başlarına ne geleceğini öngöremedikleri bu belirsizlik ortamı, öğrencilerimiz başta olmak üzere tüm üniversite bileşenlerini kaygılandırmaktadır” diyen akademisyenler üniversitelerde öğretim ve araştırma faaliyetlerinin sürdürülebilir olmaktan hızla uzaklaştığının ve Türkiye üniversitelerinin uluslararası saygınlığının gitgide azaldığının altını çizdi.

GSÜ Öğretim Elemanları yaptıkları açıklamada siyasi ve idari yetkilileri, KHK yoluyla yapılan ihraçları durdurmaya, herhangi bir somut kanıta dayanmaksızın şu ana dek meslekten ihraç edilen akademisyenleri görevlerine iade etmeye ve hukuk devletinin temel prensiplerine uymaya davet etti. Açıklamanın ardından, “KHK’lar gitsin biz kalıyoruz”, “Ferman devletin üniversiteler bizimdir”, “Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek” sloganlarıyla kantin ve yemekhane bölgesine ilerleyen akademisyenler burada eylemi sonlandırdı.

“Demli bir çay koyun, beni bekleyin, döneceğim”

İhraç edilen akademisyenler bugün çalışma arkadaşlarıyla vedalaştı. Prof.Dr Yüksel Taşkın, “Demli bir çay koyun, beni bekleyin, döneceğim” dedi.

Son KHK ile Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden atılan barış imzacısı akademisyenler Prof.Dr Yüksel Taşkın, Dr. Baran Alp Uncu, Ar. Gör. Canan Özbey ile Fırat Çapan çalışma arkadaşları ve öğrencileriyle vedalaşmak için Marmara Üniversitesi Anadolu Hisarı kampüsünde bir araya geldiler. Saat 11.30’da okula gelen ademisyenler öğrencileri tarafından alkışlar, çiçekler ve “Hocama Dokunma” yazılı pankartlarla karşılandı. Saat 12.00’de bina önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında ilk konuşmayı Prof.Dr.Yüksel Taşkın yaptı. “Bizi atanların utancı onların üzerine 30-40 sene yapışacak, tarih onlara hükmünü çoktan verdi. Ben ve biz kaybedenler değiliz. Biz şimdiden kazandık. Ben bu gurur ve haysiyeti gururla taşıyacağım.” diyen Taşkın yaşananların mücadele azmini bilediğinin de altını çizdi. Taşkın, sözlerini “Demli bir çay koyun ve beni bekleyin, mutlaka döneceğim” diyerek noktaladı.

Prof. Dr Yüksel Taşkın’dan sonra söz alan Dr.Baran Alp Uncu ise “Hayatımın her alanında şiddete karşı olan bir insan olarak isnat edilen suçlamalar çok haksız. Bu bir veda deği, kısa bir ara veriyoruz. Desteğiniz kocaman, sevginiz sımsıcak. Herkese teşekkür ediyorum.” dedi.

Konuşmaların ardından akademisyenler öğrencileri ve çalışma arkadaşları tarafından alkışlarla yolculandı.

“Akademi kıyımına son ”

İstanbul Üniversitesi öğrencileri “Üniversiteler Susmayacak” şiarıyla, akademide yaşanan ihraçları protesto etti. Beyazıt ana kapıda düzenlenen eylemde öğrenciler “Üniversiteye saldırı topluma saldırıdır” pankartı açarak “Üniversiteler teslim olmaz”, “Akademi kıyımına son” dövizleri taşıdı.

“Geri döneceğimizi biliyoruz”

Açıklamada ilk sözü alan Levent Dölek “Üniversitenin içerisine giremiyoruz. Ama içimiz buruk değil. Çünkü geri döneceğimizi biliyoruz” dedi. Her yaptıklarının arkasında olduklarını söyleyen Dölek, “Ama onlar bu ihraçların arkasında olamazlar. Onlar da haksız ve adaletsiz olduklarını biliyorlar. Yüzümüze bakamayacaklar. Bu Türkiye tarihinde kara bir leke.” açıklamalarında bulundu. Geçmişte bu ülkede emperyalizmi defedenlere saldırdılar. Bugün de aynı zihniyet yaşıyor.” diyen Dölek “Emperyalistlere karşı susmuyoruz. Biz olanca gücümüzle hayır diyeceğiz. Çünkü bu halkın yüreğindeki hürriyet kavgası büyüyor.” diye konuştu.

“Bu mücadele tarihsel bir mücadeledir”

KHK ile ihraç edilen Levent Dölek’ten sonra söz alan Prof. Dr. İzzettin Önder ise “Tarih tekerrür ediyor ama aydınlığa doğru gitmiyor.” diyerek “Üniversite toplumun zihnidir. Biz sermayeye karşı, dünya emperyalizmine, kapitalizme karşıyız. Bizim bunu her yerde anlatmamız, genişletmemiz lazım. Bu mücadele tarihsel bir mücadeledir.” açıklamalarında bulundu.

“Üniversiteler hiçbir zaman padişahım çok yaşa demeyecek”

Düzenlenen eylemde öğrenciler adına açıklamayı Şilan Delipalta okudu. İstanbul Üniversitesi öğrencisi Şilan Delipalta, “Muhalif kanallar kapalıtılıyor, basın susturuluyor, gazeteciler, yazarlar ve siyasetçiler tutuklanıyor. Memleketin en değerli fakültelerinin en değerli akademisyenleri muhalif oldukları icin işlerinden atılıyor. Eğitimin içeriği boşaltılıyor, üniversiteler niteliksizlestiriliyor, her geçen gün bilimin yerini dogma alıyor” dedi.

Delipalta, “Bu saldırıların bugün yaşanıyor olmasının nedeni kuşkusuz üniversitelerden çıkacak güçlü ‘hayır’ sesidir. İktidar, her dönem karşısında olan üniversitenin başkanlığa hayır diyeceğinin farkında ve bu sesi kısmak istiyor. Bu baskılara da başkanlık anayasasına da ‘hayır’ diyoruz. Hayırın sesinin kısılmak istenmesine karşı kampüs kampüs, fakülte fakülte ‘hayır’ sesini büyüteceğiz. Bugün üniversiteye saldıranlar referandumda da üniversitenin gücünü görecek” dedi.

Tarihi günler yaşadıklarını söyleyen Delipalta sözlerini şöyle sürdürdü: “Üniversiteye saldıranlar, hocalarımızın cübbelerini ayakları altına alanlar kaybedecek, 82 yaşında üniversitede barikatta bekleyen Korkut Boratav hocamızın inancı ve kararlılığı kazanacak. Üniversite kazanacak, toplum kazanacak; bu halka, bu ülkenin ilerici birikimini temsil eden üniversitelere savaş açanlar elbet kaybedecek. Üniversiteler hiçbir zaman padişahım çok yaşa demedi, demeyecek. Bilinsin ki Mülkiye’nin tarihi ‘padişahım çok yaşa’ demeyi reddederek, Abdülhamit’in dağıttığı şekerleri kıran öğrencilerin tarihidir. Bir kez daha: Kahrolsun İstibdat yaşasın Hürriyet”

Kaynak: Evrensel 1, 2, 3