Amerikan edebiyatının güçlü sesi Charlotte Perkins Gillman, feminist harekete önemli katkılar da bulunmuş, Amerikalı (feminist) kadın yazardır. Gillman, boşandıktan sonra kaleme aldığı ve evliyken yaşadığı depresyonu otobiyografik öğelerle birlikte anlattığı öyküsü “Sarı Duvar Kağıdı” ile büyük ilgi görmüştür.

Yazar, Sarı Duvar Kağıdı adlı öyküsünde bir kadının kocası ve onun kız kardeşi tarafından baskı altında bir yaşam sürdüğüne dikkat çekiyor. Yaşadığı sinirsel buhranlar yüzünden doktor kocasının isteği ile şehir merkezinden uzakta, doğa ile iç içe bir köşkte inzivaya çekiliyor. Ancak orada onu hiç hoş günler beklemiyor.

Bu köşkte en sevdiği kitap okuma ve yazı yazma isteğini gerçekleştirmesine izin verilmiyor. O da gizlice yazı yazıyor çünkü kocası tarafından düşünmesi, yazması ve üretmesi engelleniyor. Yazar, doğum sonrasında yaşam gücünü tüketen bir kadının yaşadığı buhranı, betimlemelerle ve psikolojik çözümlemelerle okuyucuya aktarıyor. Ve sonunda kadın özgürlüğü ararken deliriyor. Bulunduğu odadaki sarı renkli duvar kağıtlarının içinden, dışarı çıkmak isteyen bir kadın olduğunu düşünüyor ve bir süre sonra bu duvar kağıtlarının desenleri ile kurduğu ilişki, içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Yaşadığı buhranı kimseye anlatamadığı için de hastalığı daha da kötü bir hal alıyor. Hikâyenin sonunda anlatıcı kadın, baskıdan kaynaklanan kendi şizofrenik bölünmesini yansıtarak; “Sonunda sana ve Jane’e rağmen çıktım! Ve kağıtların çoğunu parçaladım, yani beni tekrar oraya kapatamazsın” diyerek, bulunduğu çıkmazdan kurtuluyor.

Delidolu yayınevinden çıkan bu kısa ama etkileyici öykü betimlemeleriyle ve bir kadının psikolojik savaşını gerçekçi bir şekilde yansıtmasıyla büyük ilgi görmüştür.