Selam verdiğimiz ağaç sayısı, gördüğümüz ağaç sayısı kadar az. Sarıldıklarımız? Yoksa sarılmıyoruz da mı? Tanışıklık desem, marka amblemlerinin dışında adını söyleyebileceğimiz bir avuç ağaç var. Tırnak uçlarımızdan başımıza kadar kentsel dönüşüm, hiç tadamaz mı bitmeyen sanayi devrimi yemiş çocuklar şöyle yeşil bir gün?

Gregor Samsa’nın bunaltıcı rüyalarından uyanıp da, yatağımızda kocaman bir ağaca dönüşmüş bulmak istemez miyiz kendimizi?

Taoist alimler ağaçların güçlerinden, kadim uygarlıklar toprağın şifasından can bulmuştur ya asırlar boyunca. Doğanın her zerresi yaşamı var eder. Bir tohumun toprağa düşüşünden nice big bangler meydana gelir yer yüzünde.

Ağaçlar, yaşamsal faliyetimizin bir güzel temel taşı ”nefes alış” eylemimizi başarıyla sonlandırmak için gerekli oksijeni üretmekten ziyade; olumsuz güçleri verimli enerjiye çevirebilme yetileri ile de atfettiğimiz kutsallık vasfını en derinden samimiyetlerince sarıp, karşılayabilirler. Cüsselerindeki yaşanmışlık, bilgelik gülüşü atarken bize; toprağın derinlerine ulaşan kökleri, çekirdeğe yaklaşıp da cennete dokunur bence. Durağan, bağlı gövdeleri; her biri ‘’evrensel gücü’’ barındıran hücrelerle yaşar. Topraktaki su ve minerallerin gerekliliği tüm ihtiyaçlarının yüzde 30’luk dilimini kaplarken onların, güneş ışığını kullanmadan ‘’hayat’’ yaratmalarının mümkünatı yoktur. Bu bağımlılıkları ise büyük yaşam sırrının ipuçlarını fısıldamaz mı bize? Muhtaç olduğumuz somutlukları söylerken, gereklilik oyununun kartları gibi, kırmızı arabanın yahut terfi haberlerinin evrendeki duyulmayışlarını getirir önümüze. Güneş, ağaç, toprak ve insan bağlantısını kavradığımızda sonunda bütün dünya yalancılığı artık gözümüzdedir.

Medeniyet yalancılığını yüzümüze vurmasından çok, en güzel gerçeği hissettirmesi belki de bağlar bizi ağaca. Duygu sistemleri gelişmiş bu canlılar -Jainler- tarafından güçlü dokunma duyusu sahipliği ile kabul edilirler. Şamanların çoğu, ritüellerinin odağı olarak ağacı alır ve onların yoğun maneviyatına teslim ederler kendilerini. Milenyum çağının kibirli insanları ise nedense onu yok görür dururlar.

tumblr_nhd6arueCt1u08r5uo1_1280

Ağaçların dili enerjidir. İletişimin yolu ise bu dili geliştirmektir. Kurduğumuz ilişki sırasında ağaçlar bizim için enerji kanallarını açarlar. Müthiş kaygılar ile sürüştürdüğümüz hayat mücadelemizde doğadan kopmuşluğun huzursuzluğundan arınmamız bu yolla mümkün olabilir. Kendimizi hapsettiğimiz şehirlerden, kendimizi mecbur kıldığımız mecburiyetlerle kaçamaz duruma geldiysek eğer, belki ruh sağlığımıza kavuşmamızı ‘’ağaçlar’’ (tabi kaldıysa sağda solda) sağlayabilir.

Ağaçlarla yaşanacak buluşmalar bireysel rahatlamadan bağımsız, birçok başka yarar sağlar. Bu yarar onlardan tıkanık ve cansız olanlarına yardımcı olarak var olabilir. Etkileşim sonunda her iki canlının ruhunda da onarım gerçekleşecektir.

Ağaçlarla bağlantı kurabileceğimiz birçok meditasyon yolu vardır. Bazı özel adımları takip ederek bir ağaçla bir olmayı tadabilir, tabiatın en derinlerine dalabilirsiniz.

Kalbimizi ağacın gövdesine saklasak!

Ağaçların bağışladığı enerjiyi kalbin merkezinden kollarımız boyunca iletmek kurabileceğimiz en derin bağlantılardandır. Yüksek konsantrasyon ile yaşayacağımız anlar eşsiz birer deneyimdir. Bu hissel serüven bizim için bulunmaz bir arınma yöntemi olabilir.

1- Ellerimizle kolaylıkla ağacın dallarına ulaşabileceğimiz bir pozisyona girelim.

2- Tek kolumuzun avuç içiyle ya da parmak uçlarımızla ağaca dokunup, yaşam için gerekli enerjiyi ağaç kabuğunun altında hissedelim ve onunla iletişim kurmak için vücudumuza izin verelim.

3 -Paylaşımın başladığını hissettikten sonra, ağaç ile aramızda beliren enerjiyi selamlayalım.

4- Ağaçtan kalbimizin merkezine doğru akan enerji, kolumuz boyunca minik minik adımlar atacaktır. Ağır geçen bir süre boyunca ağaçtan kalbinizin merkezine kadar tüm kolunuz boyunca ”süzüleni” soluyalım.

5- Sonra diğer elimizi, ilk elimizin paralelinde ağaca yerleştirelim.Gözlerimiz kapalı ya da açık olabilir.

6-Bizden ağaca akan negatif enerji, onun olumlaması ile birleşince bir rahatlama hissedeceğiz.İlk kolumuzdan akan enerji ağacın enerjisi ile karışınca, diğer elimizden kalbimize akan bir yoğun iyi his belirecektir.

7- Daha derin tecrübeler için akışı kalbimizden karnımıza doğru yönlendirebiliriz.Daha sonra sırtımıza doğru genişleteceğimiz enerji vücudumuzdan kaybolan karanlık hislerin belirtisidir.

high-def-woman-tree-compressed1

Toprağın gücünü keşfedin!

Gaia’nın göğsü topraktır. Dünyanın çekirdeğinde sakladığı sır, topraktan göğe uzanan ağaçlarla ulaşırmış bize. Göbeğimizde bir enerji oluşturup, enerjimizi zirveye getirdikten sonra Ki (Chi) enerjimizi ağacın tepe noktasına odaklayarak yakalayacağımız eşsiz bağ ile toprağın gücünü keşfetmemiz mümkün olacaktır. Ağaçla temasımızı sıkı tutup, enerji dengesi kurabiliriz. Ağacın negatif enerjimizi almasına izin verdiğimizde, ondan gelen saf ve temiz enerji yenilenmiş hissetmemizi sağlayabilir.

Oluşan birleşmiş enerji ayak tabanlarımızdan bacak aramıza daha sonra omurgalarımıza kadar çıkabilir. Vücudumuzun en ücra sinirlerine kadar ulaşmış uyanıklık hissi, kökten uca yeşertebilir bizi. Enerjimiz zirveye çıktığında ise, dışarı çıkmasına müsade etmeliyiz. Bu işlemi 6, 18 ya da 36 kez tekrarlamak faydalı olacaktır.

Ki nedir?

Ki tüm canlı, cansız varlıklarda olan bir enerjidir. Ki enerjisi hara yada tan tien denilen bir bölgede depo edilir. Hara göbek deliğinden 5 cm içeride ve tıpkı bir girdap gibi dönen bir enerji bölgesidir. Ki enerjisi burada toplanır.

Tabi bunların dışında kalarak kendi özel ritüellerimizi yaratabiliriz. Yaşadığımız çevrede, parklarda yahut bahçemizde herhangi bir ağaç seçerek işe başlayabiliriz. Önceliğimiz onu tanımak olur ise hissel birleşmemiz olağandan daha kısa bir sürede gerçekleşebilir. Her gün göreceğimiz bir ağaç seçtiğimiz taktirde bu bağın kuvveti de artacaktır. Seçtiğimiz ağacı her görüşümüzde selam vermeli, türünü, yaşını, faydalarını ve karakteristik özelliklerini bilmeliyiz. Ardından uygulayacağımız hareketler bizim onunla kurduğumuz dilin alfabesini oluşturacaktır.

tumblr_morjdwyp3u1s1zs35o1_1280

Karbon salımı ile bir çiçeğin açma hevesini kursağında bırakan son model arabalara verilen selamlar bu dil ile anlamlarını yitirirse ne mutlu toprak anaya.

Bir sabah uyandığımızda yatağımızda, kökleri çarşaftan sarkan; dalları duvarları çizen ağaç olmamız dileklerim ile!

Yardımcı Kaynak: soyespiritual