Herkes gibi sayfalar dolusu anlatabilirim (okuduğum her bir kitaptan birer ikişer cümle alarak ne kadar yoga entelektüeli olduğumu gösterebilirim) ki bu aşina olduğumuz yılda mezun olan 33 bin yoga eğitmeninin paylaştığı şeylerden farklı olmaz. Ama sayfanın sonunda siz yoganın ne olduğunu değil benim ne kadar entelektüel olduğumu düşünür ve ya benden nefret edersiniz; sen kimsin de bu kadar çok şey bildiğini sanıyorsun dersiniz ya da tongaya düşüp vaay harbiden biliyor bu kız dersiniz. Ama benim istediğim bu yazının hiçbir şekilde benimle alakasının olmaması, tek amacım az ve öz konuşup gerçek yogayı konuşmak…

Yaşım ilerledikçe ve çevremdeki sığlığın farkına vardıkça kabuğuma çekilip daha az konuşup daha çok okumak ve yoga yapmak gibi bir yaşam tarzı benimsedim. Derslerimde her dersin niyeti ve konusuna göre bu dipsiz kuyu olan yogadan bahsetmeyi madde madde yoga şudur budur demekten daha keyifli ve öğretici buluyorum. Dolayısıyla aslında özellikle bizim gibi entelektüel cahilliğin (bilmediği konuda bildiğini idda etme hali) had safhada olduğu ülkelerde, bu tarz, yoga gibi ağızlara klişe olan kavramların ne olduğundan önce yoganın “ne olmadığını” açıklamak daha doğru olacak.

Her şeyden önce kelime anlamı birlik/bütünlük/simya/bir olmak olan yoga; bir din değildir, talihsizliği, Budizm ve Hinduizm gibi doğu dinlerinin filizlenmeye başladığı dönemlerde onların (yani bu dinlerin) (ki Budizm de bir din değildir, öyle amaçlanmamıştır ama o başka bir yazının konusu olsun) yogadan esinlenmeleri yogaya karşı bir din mi acaba sorusunu sordurtmuştur. Bizim gibi toplumlar dememin sebebi uzun yıllardır yoga ile ilgili yaptığım her şeyde çevremden ilk gelen tepkilerden birisi bunun bir din olduğu ve tam olarak haram olup olmadığı…

Bir diğer yanlış yorum ise yoganın bir spor olup olmadığı; hayır, yoga bir spor değildir. Fakat teknoloji, endüstrileşme gibi gri ve metal sahte gelişimler yüzünden (sahte demenin sebebi; gelişmenin tek bir yöne doğru olduğu yanılgısının içinde ne özümüzü ne zihnimizi ve ne ruhumuzu duyar olduk) sadece fiziksel bedenlerimizden ibaret olduğumuz yanılgısıyla yaşıyoruz ve dışardan bakıldığında bu sadece yaptığımız birkaç hareketten ibaret bir spor gibi algılanıyor…

Yoga her şeyden önce varlık felsefesinin (ontoloji) özü ve başlangıcıdır, bu bir insanın yaşadığı süre boyunca ızdırap ve sınavlarla dolu bu dünyada bedenini bir araç olarak kullanıp zihnini dengeye getirmek ve en sonunda kendi özü ve evrenin özüyle bir olmak için çıktığı bir veya birkaç yaşam süren yolculuğudur. Amaç hiçbir zaman bir dine girmek veya kilo verip fitleşmek (bugünkü sosyal medyada batının sergilediği gibi beden gösterisi) değildir. 5000 (bazı kaynaklarda 8000) yıllık bir gelenek olan yoga sadece birey ve onun özünü ilgilendirir.